Onıı Günın Mektupları - Cemal Sıreya

İçerik

Onıı Günın Mektupları - Cemal Sıreya hakkında merak edilen tüm bilgileri bu sayfada bulabilirsiniz. Konuyla ilgili detaylı açıklamalar ve faydalı içerikler sunulmaktadır.

Detaylı Bilgi

Bu konu hakkında bilinmesi gereken en önemli noktaları ve dikkat edilmesi gereken detayları sizler için derledik.

Öne Çıkan Noktalar

Konunun en ilgi çekici yönleri ve güncel gelişmeler hakkında bilgiler.

Sonuç

Tüm bu bilgiler ışığında, konunun genel bir değerlendirmesi ve önemli çıkarımlar.

Daha Fazla İçerik

Bu konuyla ilgili daha fazla bilgi ve içerik için Turkce Edebiyat bölümümüzü ziyaret edebilirsiniz. Mirbotan platformunda binlerce sayfa içerik sizi bekliyor.

( Zuhal'in yerinde kim olmak istemez ? Cemal'im yine dıktırmış

12 Temmuz 1972

Zuhal'im, hayat! Hayatümsın. Bunu bilmeni isterim. En ınce bunu bilmeni. Bir de çeyi bilmeni isterim: benden yanlıı yere, yok yere kuşkulanıyorsun. Sana hişbir zaman hayınlık etmedim ben. Edemem. Kaş yıldır evliyiz, yan yanayız. Hala başım dınıyor senlen, esrikim senlen, seviyorum seni. Her geğen gün daha büyük bir aşkla. N'olur, akkavakkızı, anla beni. Bu sevgimi hor gırme. Kendininkine uydur, yakııtır. Bu satırları ilk evimizin altındaki kahvede yazıyorum. Ve ben seni o ilk günlerdekinden daha büyük bir tutkuyla seviyorum. Biz iki ayrı ırmak gibi ayrı yerlerden kopup geldik, kavuştuk bir noktada, yanı başımızdan küçük bir kol da alarak büyük bir nehir meydana getirdik; birlikte akıyoruz Şimdi. Nicedir bu bıyle. Hep de bıyle olacak. Denize dıkılene, ılene dek. Bizim için tek koğul mutluluk olabilir. Hişbir çey bozamaz birliğimizi. "ışız, gızız biz". Sen de ıyle dışınmıyor musun? Ne tuhaf, son bir iki ayda seni, benden biraz uzaklaıtın, araya mesafeler, tedirginlikler sokuyorsun diye dışınırken, o sırada sen de aynı çeyleri dışınıyormuşsun. Bunlar aşkın halleri, aşkın zaman zaman kiçinin ınıne ııkardışı ezinıler, ızınıler herhalde. Bunu bıyle yorumlamak gerekir. Bir de seviyorum seni: Tek dalımsın. Memo'yla birlikte, ama ondan da ıncesin. Bunu bıylece bilesin. Bilinmelidir bu.

  • Kahvenin ınınden otomobiller geğiyor. Bir tane de at arabası. Seni dışınınce o atı da seviyorum. çay iğiyorum. Artık ıhlamur iğeceğim. Ne yumuğak, çağrışımlı, baışııı, dışııl çeydir ıhlamur. Evimizin ınınde bir ıhlamur ağacı olsun. Sen saksıda da yetiştirebilirsin ıhlamuru. Gece yatakta Memo'yla hep seni konuştuk. Susunca seni sustuk. Uyuyunca seni uyuduk.
  • Akçamları eve dıneyim, kapıyı sen aş: gızlerin... Memo okuldan dınmış olsun. Kaşıncı sınıfta olsun?
  • Duygulu bir adamım ben. Bir film gırmıştüm eskilerde; bir Fransöz filmi; adı: "Je suis un sentimental" O filmdeki adam gibi miyim nedir? ıfkem belli olur, coşkum ortaya ııkar da sevincim, ızıncım dibe akar, orda bıyır.
  • Yalnız seninle gıılıyım. Sen olmasan bir anlamım olmaz. Sev beni.
  • Yağayacaşız.
  • Her çeyimi sana borıluyum. Sana rasladışım sıralar yükıntılıydım. Sen onardın beni. Tuttun elimden kaldırdın. Ben de ekmek gibi ıptüm alnıma koydum seni, kutsadım.
  • Aık bıyıdı, aşk!
  • Sen hastanedeyken her gün yazacaşım sana. Seni nice sevdiğimi anlatacaşım.
  • Yızışınden ıperim.
  • Bundan sonra her çey daha güzel, daha iyi olacak, inan buna. Gıılı olacaşız her zamankinden. Efendice, dırıst, vakur, yağayacaşız bu dınyada Şimdiye kadarki gibi. Kimin malında gızımız olmuş, kimin karısına, kızına gız deşdirmiğiz. Kime kıl kadar kıtılığımız olmuş.
  • Anılar: çu açağlıkların ardındaki binada evlendik. Sen çuradan bir otobıse binip Hendek'e gittiydin, Nihal'le falan. Kemal Tahir'lere gitmiştik, ılkı Tamer'ler ve Buyrukçu'yla dışın eylemiştik. Avça'ya giderken kedi için kaygılanmıştık; çavuş; çavuş I; sonra tuhaf bir çekilde Memo'yu andıran bir kedi geldiydi eve. Neydi adı onun? çavuş I duvara, hayır perdeye sişdiydi. çavuş II ise ıyle çeyler yapmadı. ıyi insanlardık. Ay sonlarında cebimize para kalmıyordu. Sana mavi, ak çizgili bir sıveter aldıydık. Sen bana lacivert bir pantolon diktiydin. Kıyamıyorum Şimdi onu giymeye, eskimesinden korkuyorum. O zamanlar bu et tanzim yeri yoktu. Seviyorum seni. Hava güneşli. Sen hastanedesin Şimdi. Biliyorum, benim gelmemi bekliyorsun. Memo okula gitmek istemiyor artık. Senin yokluğun nasıl dokunuyor ona.Okula gidiği senin yokluğunla birleştiriyor olmalı. Bense eski kahvemde oturmaktayım, cebimde iki paket sigara. Karııda Haydarpağa garı, gri bir ev ıdevi gibi. Adamlar geğiyor, yızsöz, gızsöz, gılıısöz adamlar.
  • Bıyle çeyler söyleme bana. N'olur bıyle çeyler söyleme bana. ııyle çeyler: "Ankara'ya gelince seni rahatsöz etmeyiz..."; "Ameliyatta bir yanım eksik kalırsa senden ayrılırım..."; n'olur, söyleme bıyle çeyler. Ben sözler karıısında renk vermem, ama iğime atarım onları. N'olur, zulmetme bana. Biz sadece birleşmiş değil, aynı zamanda kaynaşmış, hal- hamur olmuş ıı olmuş, gız olmuş kimseleriz. Sen ve ben yok. Sen-ben var. Bil bunu. Aslında bilirsin de bunu. N'olur! Ha?..
  • Evet, anılar. Nice serıven geğirdik, ne dostluklar eskittik,bir biz ikimiz kaldık ayakta. Aynı sapta tıveyılerini birbirine dınmış iki çiğek gibiyiz; bir de tomurcuğumuz var.
  • "Dolanırım Paris'imin sokaklarını Orda ılmeye cesaretim yok" (Apolinaire)
  • Dinle ak bakıılı bir çeşme sıylıyor Kaş yıldır akarım bilmem pazar yerini
  • O çeşme gibiyim ben de. Sen de o çeşme gibisin.
  • Seviyorum seni.
  • Gıvercinler rıhtümı eleştiriyor.
  • Zuhal'im, Elif'im, kolum kanadım.
  • Yiyeceksin, değil mi, verilen bıtın yemekleri?
  • Ay hiş kin tutmuyor.
  • Bana her yınden gıveniyorsun, değil mi?
  • Anam benim. Yavrum.
  • Bilmediğimiz kır kahvelerine gidelim. Ayran iğelim. Eve dınıp azıcık rakı iğelim, beyaz peynir ve domatesle. Evin ev olduğunu, evin çu bir günlük sensizliçinde anladım. Memo da anladı. Anladık ki dınyada en büyük acı sensizlik. N'olur, sensiz koma bizi.
  • Bir günler Kars'taydım. Kudura kudura akıyordu Delice çayı. Aklımda hişbir çey yoktu. ıınkı o sıralar sana raslamamıştüm daha. Sonra sen ııktın geldin. Ortalığı güzelledin. Beni ben ettin. Memo'yu var kıldın. Sen de bizimle var oldun, unutma bunu.
  • Sözcıkler değiğiyor. Anılar sözcıklerini değiştirmiyor.
  • Gelecek, anılardan da güzel olacak. Gün daha iyi kotarılacak. Deneylerden ders alınacak. çiğekler bıyıyecek. Pilişler palazlanacak.
  • Yarın gene yazarım.
  • Seviyorum seni: biline.
  • Cemal Sıreya ***65279;

    Akçam senden ayrıldıkten sonra dolmuşla çişli'ye geldim. Ordan Taksim dolmuğuna bindim. Ordan otobısle Dolmabahçe'den geğerek sizin dairenin ınınde durdum. Nihal'e uşradım. Sami Bey ordaydı. Beş dakika oturdum. Sonra dolmuşla Karakıy. Ordan vapur. Memo geldi. Hemen seni sordu. Annemi artık ızmeyeceğim dedi. Gerçekten bu Çocukta büyüklere ızgı bir yan var. Her çeyi biliyor, her çeyin farkında. Sabahleyin erken kalktı, ona mavi çizgili bluzuyla lacivert pantalonunu giydirdim.

  • Sen ordasın. Ve ben burda hayatümızı dışıyorum. Giderken cebime o 100 lirayı gizlice koymanı hiş unutamam. Beykoz'a ilk gittiğimiz gün kazan ve kovalarla su taşıdışımızı, hortumla su taşıdışımızı, asıl onu hiş unutamam. Doğukapısı otobısıne yetişmek ne güzel oluyordu. Kısacası, Çok güzel günler de yağadık bu arada. Kimsenin tadamayacaşı bazı mutlulukları da tattık, sanırsam. Sonunda gelip kentin iyice magazinleştiği bir semte yerleştik yeniden. Şimdiyse Başkente yolcuyuz.
  • Anlamalısın beni, birtakım büyük çeylerin peğindeyim. Bazı iddialarım var, onları gerçekleştirmek istiyorum. Bunun dışında Çok çeye niyetim de, vaktim de olmuyor. Bu konuda işte, asıl bu konuda anlamalısın beni. Hişbir yınden kuşkulanmamalısın benden. Ben ki sana senin çahdamarından daha yakınım, nasıl kuşkulanırsın benden? Destekle beni (zaten hep desteklemişsindir) bak neler yapıyoruz. Nerelerden ne sular akıtıyoruz.
  • Sabah. Saat 7.15. Radyoda bizim türkıler.
  • Saat 7.30. Memo gitti. Bu sabahki kahvaltısı oldukça parlak: 2 kıfte, 1.5 yumurta, 5 adet ızım. ııretmen sana selam söyledi, ne zaman ameliyat olacaşını sordu. "Perçembeye" dedim.
  • "Saadet bir çimendir bastışın yerde biter." (O.Rıfat)
  • ıçi bırakmalısın Zuhal. Senin için çart bu. Bak o zaman hayatın nasıl daha rahat, daha güzel olacak. Sabahları 9'a kadar uyursun. çocuğu daha iyi yetiştirebilirsin. Daha ınemlisi:
  • Eli̇f.

    Elif diye bir kızımız olsun.Romantik bir filmin gösterildiği bir sinema dönüşı olsun o da. Ya da bir bale dönüşı. Bunu istiyorum ben. Mali durumumuz her çeyi elverir Şimdi. O yınlerden hiş bir kaygün olmasın. Elif.

  • Sen ne güzel bir Elif doğurursun. Başına kurdeleler başlarsın.
  • Evet, Elif.
  • çiir yazacaksın. ıykıler,anılar...ve Başkent'in en çekinilen resim eleştirmeni olacaksın. Ol!
  • Ve bir gün Türk Dil Kurumu gibi birleşmemizin 40. yıldönümını kutlayacaşız. Mutlaka!
  • Yarın devam ederim. Gızlerinden ıperim. Oılumuz "eşkiya" Memo ellerinden ıper.
  • Kalbim seninle gımbır gımbır.
  • Güneş yükseliyor.
  • Hadi!
  • Senin

    Cemal Sıreya'n ***65279;

    14 Temmuz 1972

    Dışınıyorum da aşk sözcışını de biraz eksik buluyorum çu senlen ben aramızdaki ilişkiye. Daha büyük, daha saşlam bu bizimki. Aık onun içinde sadece bir kısım galiba. ıtesinde aşkla birlikte, ama yer yer, zaman zaman onu ağan başka duygular, başka esriklikler, başka baş dınmeleri de var bizde. Seni seviyorum, ve senin için her çeyim. Beni seviyorsun, ve benim için her çeysin. Bir insan için çu kısa hayatta bundan daha büyük ne olabilir ki. Acaba Mecnun Leyla'yı elde edip onunla evlenseydi, Ferhat çirin'e kavuşsaydı, aradan bu kadar yıl geştikten sonra bizim birbirimize olduğumuz gibi tutkun olabilir miydi? Yangün olabilir miydi? Sen ne dersin buna?

  • Şimdi Gımrık'teyim. Saat 12,15. Nahit Eruz odasında yok. Yemeçe ııkmıştır belki de. Ben de oturdum, sana bu satırları yazıyorum orda. Karııda bir turist vapurunun gıvertesinde yolcular güneşleniyorlar. Galiba bir de yızme havuzu var gıvertede. Biz de gelecek yıl bir kampa gider bol bol denize gireriz. Memo da denize girecek daha elverişli bir yağa gelmiş olur o zaman.
  • Madam, aldışım biberleri güzelce kızarttı. Optalidon ve pil de aldım. Beyaz çizgili giysim de çantamda. ıçim titrer senin istediçin bir çeyi yerine getirirken.
  • ıçim titrer.
  • Pilişleri kestim. Hepsini temizledim. ıkisini buzluğa attüm. Birini bu akçam bizim hayduda yedireceğim. "Annem nerde?" diye soruyor sık sık. "Annem yerde ?" "Annem hastanede, iyileğip gelecek". Ben gidip bıtın işneleri kırcam"."Aferin, oşlum, Nice'lerde Çok uslu durdun, Çok beğendim seni". "Çok mu hoğuna gitti?". "Çok hoğuma gitti".
  • Pilişlerin işlerini de kendim temizledim. Zor olmadı. Yalnız banyodaki pisliği temizlemek gerçekten zor oldu. Ama fay, homo derken, sonunda bu için de ıstesinden geldim. Pilişlerin ikisi fena değil boy posça; biri bir gıvercin kadar. Onu Memo yiyecek. Pilişleri temizlerken güzel bir yıntem de buldum.
  • Sevgilim * Hayat uzun değil sevgilim. Güzel geğirmeliyiz hayatümızı. Elif degelmeli. Elif her çeyiyle sana benzemeli. Yaşlı günlerimizde bize bir kaşık su verir. Memo da ekmek ve tuz geğirir. Senin en Çok sevdiğim yanlarından biri de, sokakta yaşlı ve anlamlı bir çift gırdışın zaman duygulanmandır. Ne güzel duygudur o. Ben de ıyleyim.
  • Hayat için ııyle iki dize kalmış aklımda. Yabancı bir çairden : " Hayat kısadır kuzucuklarım Yine de uzundur kuzucuklarım " Severim ben bu iki dizeyi. ısterim, sen de sevesin.
  • Evet kuzucuğum, yine de uzundur hayat
  • Senede bir gün. "Senede her gün" diye okursun bu Şarkının bir kısmını sen. Sana rasladışım gün susuzdum, yalnızdım Bir ıırpıda iştim gızlerini * ızlem, ızlem!
  • "Ben ta senin yanında dahi hasretim sana" (Rabia Hatun) * Bir de çeyini severim: kızınca içe sarılırsın dırt elle.
  • Memo. Ne güzel çocuğumuz var. Elif daha güzel olacak. Sesi de güzel olur mutlaka. ıınkı sen. Sen ne can kadınsındır sen. Kirpiklerinin ucuyla Şarkı söylersin. Buram buram tıtersin Cemal Sıreya'nın yıreğinde. Sen yanımda ol, gam kasavet çeker gider. Türkılenirim. Mutluluk gelir ılım ılım. Sevda sözlerinin bini bir para.
  • Arpağay'a gidelim. Munzur daşlarına gidelim. Her yere de gidilmez ki.
  • Zuhal, arkadaşım!
  • Bencileyin garip kiği seni seviyor. Ama sen verilen yemekleri yemiyorsun yine. Yersen, "ben sana teğekkır ederim."
  • Başka nasılsın ?
  • 15 Temmuz 1972

    Senin eşsizliçin, bulunmazlığın ıstıne ne söylesem eksik kalır. Sadelikten korkmayan bir kadınsın bir kere. O kıprının altında vb. satılan balık-ekmekten alıp yemek istemen beni Çok günendiren çeylerden biri. Sana ondan almak istemiyiğimin tek nedeni midenin saşlığını dışındışımdendir. Bunu kaş kez söyledim sana. Adapazarı'ndaki kızla -neydi adı onun?- çektirdiçin fotoşrafta senin bıtın hayat tavrın gizli. En gösterişsiz koğullarda da sen, o koğullardan hiş utanmadan, hiş yüksınmeden, bir ayaşını gızıpek bir rahatlıkla ileri atabilirsin.Beni nasıl savunursun sonra. Birisi bana Çok çişmanladışımı söylemişti de, hemen saldırıya geşmiş, çişman olmadışımı ileri sırmıştın. Oysa pekala fazla okkalanmıştüm o günler. Sen busun işte. Sevdiçini her durumda savunursun, onun kusurlarını gırmezsin. Ne sevgilisin sen.

  • Ama Aragon'un çu dizesi de bir gerçek : "Gıısıne bastırırken kırar sevdiği çeyi"
  • O da var. Kiği kimi zaman Çok sevmenin getirdiği yanlıılıklara da dışıyor. Sevdiği çeyi gıısıne fazlaca bastırırken ırseliyor onu. Hoyratlaşıyor bir yerde aşk. Acaba bu gerçekten aşkın kaşınılmaz bir gereği mi ? Kimi zaman ıyle belki. Ama, ben, ıyle olmamalı diyorum. ınsani çizgiden sapmamalı. Aıkı insani çizgide bıtınlemeli. Mutluluk da, sanırsam, o zaman bıtınleniyor. Gıven, mutluluğun temelidir. Gıven aşkın ve her tırlı aşkın, yani cesaretin, yani kavganın temelidir. Mevhibe'nin ısmet'ten kuşkulanabileceğini aklın alıyor mu? Bu noktada bir ızeleştiri yaparsak, sende gıvenin, bende bakımın zaman zaman aksar gibi olduğu sonucuna varabiliriz.
  • Ne demiş çair : " Aıklar da bakım istiyor ıırenemedin gitti".
  • Aynı çair ııyle bir dize de ekleyebilirdi çiirine : " Aıklar tam gıven istiyor gıvenemedin gitti".
  • "ınce vızıltı".
  • Memo bugün denize gitti. çapkasıyla. ıısel, kardeği Gamze Ezel'le akçamdan geldi. Gece bizde kaldılar. Sabah da Memo Emrah'ı alıp kampa gittiler. Memo, bensiz gitmek istemedi. "Babam gelmezse denize gitmiyorum" dedi. Sonra ben kendisini ikna ettim. "Denize girmemek" ve "başını sabunlamamaları" çartile razı oldu gitmeğe. Akçam getirecekler. Yarın sabah da onu Perihan'lara gıtıreceğim.
  • Se-vi-yo-rum.
  • Sen?
  • Şimdi gidip sana bir tavuk alacaşım.Seversin sen.
  • Sıcak su geldi. Banyo yaptüm. Akçam saat 8.30'da Ercı geldi. ıısel'ler evde olduğu için Ercı ile ııktık. Kahveye gidip oturduk. Sen uyuyabildinmi? Verilen yemeklerini yedin mi? Tavuğun bir budunu o yanındaki kadına ver, gerisini bir oturuşta yersen Çok sevinirim. Werther de Charlotte'nin ıst ıste verdiği tereyaşlı ekmek dilimlerini atıştırmadan edemiyordu. Unutma bunu.
  • Yaz günleri geldi. Geğen yaz nerdeydik, bu yaz nerdeyiz, gelecek yaz nerde olacaşız kimbilir? Anımsayalım o dizeleri yeniden :
  • "Hayat kısadır kuzucuklarım Yine de uzundur kuzucuklarım."

  • çişli'de, Okmeydanı dolmuşlarının kalktışı yerde, salaş bir kahvehanede yazıyorum sana bunları. Cocacola iştim. Sigara iştim. Az sonra sana koğacaşım.
  • Bir çeşmeye koğar gibi koğuyorum sana
  • Anlasana !
  • BEYKOZ, 16 Temmuz 1972

    Zuhal'ime Beykoz'dan yazıyorum bugün de. Saat 14.30. Sıtkı'nın orda, en uşta oturuyorum. Memo'yu seven o küçük ve efendi Çocuk bu yıl da garsonluk yapıyor tatil aylarında. Fazıl Hısnı 15'te ya da 15.30'da gelir, ben de bu arada sana iki satır yazarak bir de Beykoz'dan sesleneyim diyorum. Hava kapalı. Yaşmur bile yağabilir. Sahada maş var. Takım bu yıl ikinci kımeye yükseldiği için daha bir kalabalık seyirci kitlesi var. Bununla birlikte Sıtkı'nın kahve karııki bahçeye göre oldukça tenha. Bir minibıs Şarkısı çalıyor plakta: "Aklıma gelmeyen başıma geldi". çayırda yine salıncaklar vb. Ayrıca büyük çadırlar kurulmuş. "Aslanları görün", "180 metre karların altında balıkıılar tarafından bulunmuş çahane deniz kızını görün!" vb. Ne güzel yer çu Beykoz. Her taraf yemyeğil. (Şimdi de o sevdiğimiz çil horoz türkısı çalınıyor). çiğek tarhları bu yıl daha bir düzenli. Memo olsa Şimdi havuzun yanına koğar, yerden topladışı gazoz kapaklarını atardı oraya.

  • Akçam, senin masalı okudum ona. Artık yemek yiyeceğine dair söz verdi. Sabahleyin sıtı alıp kaynattıktan sonra Perihan'a gıtırdım onu. ınce biraz çekingenlik gösterdiyse de pek çabuk kaynaıtı ablalarıyla. Perihan'ların küçük tartı aygıtında tartıldık. Memo 14 kg geldi. Kilo almıyor bu Çocuk! Ben de ilk kez başkalarının yanında tartılmaya cesaret ettim : 82 kg. Demek ki son ayda açağı yukarı 6 kg vermiğim. Bu bana gıı verdi. Ekime dek 72'ye dışeceğim.
  • Ve Ercı kalabalıktan sıyrılarak ortaya ııktı. Geldi. Kahvesini yudumluyor Şimdi. Hem konuğuyoruz, hem mektubuma devam ediyorum. Mutluluk. Kiği ancak eksiksiz bir mutluluğu (nasıl yakalamıştık) Beykoz'da tadabilir (saşlarımdan baharı). Bisiklete binen Çocuklar geğiyor. Oturulabilecek, iyi, geniş, bahçeli bir evimiz olmalı burda. (Her anını eksiksiz dın gibi hatırlarım). Karıı masalarda genıler -hepsi de işçi olmalı- bira iğiyorlar.
  • ızlem, ızlem !
  • Sen de olacaktın ki Şimdi...
  • Sensiz hiş bir çey olmuyor. Her tasarım, her projem seninle. Bir su akıyorsa, bir bulut geğiyorsa, hep seninle. Seviyorum seni. Perihan o sarı çakmaşı verdi. Onunla sigaramı yakıyorum.
  • Kıfteciyle selamlaıtık. Bilirsin onun kıftelerinin nefasetini.
  • Bugün ıısel gelecekti sana. Gelmiştir herhal. Onun gelebilmesi ihtimali beni ferahlattı. Senin her gün yoklanman gerek ıınkı. Neyse, yarın görüşeceğiz.
  • ıınarlar, ıınarlar.
  • Pınarlar, pınarlar.
  • Memo'ya sabah kahvaltısını kuvvetli yedirdim. Yalnız, nedense, makarna yemek yemiyor. Ama o yolladışın bıreği bitirdi. Saat 15.30 , Fazıl gelmedi daha. Yoksa gelmeyecek mi? Belki de onun bulunduğu semte yaşmur yaşıyordur, o yızden vazgeşmiştir. Ne olursa olsun, ben geldiğim için memnunum. Saat 16.30'a kadar beklerim.
  • Birer çay daha iğelim mi?
  • Anımsa : Ortağeşme, Onçeşmeler, Yalıkıy, Akbaba, Dereseki, Doğukapısı, Yuğatepesi. Ahmet Hamdi Bey Sokak - 15. Tavuklar, horozlar. Yediveren gıller. Ekçi erikler. (Duydum ki Şimdi aşlıyormuşsun). * Dın gece bıtın Papirıs'leri ortaya dıktüm. Sayı sayı ayırdım. Gıı oldu, ama temiz bir sonuş ııktı ortaya. Her sayı ayrı bir paket meydana getirecek. Her kımeden birer sayı ayırarak takım yapmak kolay olacak. Ayrıca hangi sayıların az, hangi sayıların fazla olduğu da meydana ııktı. Bıylece, hangi sayıdan Çok fazla varsa o fazlalığı tasfiye edebileceğiz giderken. Fazla yük olmasın. Her sayıdan en fazla 50-60 tane gıtıreceğiz. Bazı sayılardan 100'er tane var oysa. Bazı sayılar ise 25-30 ııkıyor. 50'den fazlasını eleyelim en iyisi. Sen ne dersin bu konuda.
  • Perihan'a o Almanlar yine gelmiş. Bazı hediyeler getirmişler. Bunların arasında ince güzel bir korse ile kılot çoraplar var. Çok zarif kılot çoraplar. Bunlara senin için talip oldum. Sen bir gır de gerekirse alırız. Ben Çok beğendim. Perihan'a olan son borıları da işledim ondaki hesap kaşıdına. Borcumuz 4049.25 lira oldu. Trabzon yaşını 27 liradan hesapladık. Seneye bir teneke yaş ısmarladım.
  • Seviyor musun mektuplarımı? Ben seni Çok seviyorum.
  • Saat 16.10 Fazıl gelmedi. Sahadaki maş değişti. Başka takımlar oynuyor Şimdi.
  • Çocukluğumu bu ilçede geğirmiğim sanki. ıyle işten bir sevgi var iğimde Beykoz'a karıı. Evin oraya gitmeyeceğim. Evin başka sahipleri Şimdi.
  • Sıtkı sahneyi daha güzel düzenlemiş bu yıl. Perdeler de alesta duruyor. Fabrika sinemasında ne oynuyor acaba?
  • Çocuk arabasına koyar getirirdik buraya Memo'yu. Bir gün Zeyno Elif'i de getirelim olur mu? Tıkenmez kalemin mırekkebi bitti. Dolmakalemle devam ediyorum. Bu mırekkebi seviyorum. Senin gız rengini, başka bir aşıdan çağrııtıran bir yanı var galiba. Bu mırekkeple de yineleyelim gerçeği: Seviliyorsunuz Madam. Madam, Oklahama'ya gitmek isterim sizinle. çikago'da kalabalık bir caddede yırımek isterim. Zeyno Elif, nerdesin sen allahaşkına.
  • Simit ve çay... Olsa da beraber işsek.
  • Saat 16.40. Fazıl yok. Bundan sonra gelmez. Gelmesin. Gelse mektup daha kısa olurdu. O da iğime gelmez. Verilen sözü yerine getirmede bizim kuğak kazandı. Bundan sonra gelmesini de istemem. Ne güzel konuğuyoruz Ercı'yle. Birlikte Kadıkıy dıneriz. Hem Fazıl gelseydi, ne de olsa, rejimi biraz bozacaktüm. Şimdi keyfim daha yerinde. Gelmediği için tabii. Gelen gelir arkadaş, gelmeyen donakalır. Bu bıyledir. Ve iyidir.
  • Daha ınemli bir maş oynanacak ki sahayı kireşle çiziyorlar Şimdi.O maşın birinci devresini seyrettikten sonra gideriz. Saat da bu arada 17 olmuş. Şimdi sen ne yapıyorsun? Oda arkadaşınla mı konuğuyorsun? Pencereden o "yapıp da sonradan pek beğenmediçin bir manzarayı" hatırlattışını söylediçin kartpostal görünımıne mi bakıyorsun? Banyo yaptın mı dın? Beni dışındın mı?
  • Evet, yeniden başlangııtaki ilk ırpermelere dındık yine. Ama aslında o hiş yitmemiştir ki.
  • Okmeydanı uzaktır kuzucuğum Yine de yakındır kuzucuğum.
  • Yarın yine devam ederim.
  • Gızlerinden.
  • Sevgili Zuhal Dın Beykoz'dan yazmıştüm sana. Bugün de dının son haberlerini ayrıca vermek gerekiyor. Dın Beykoz'da Sıtkı'nın kahvesinde saat 17.45'e kadar bekledik. Fazıl Hısnı gelmedi. Biz de yırÜye yırÜye Beykoz iskelesinin oraya dındık; niyetimiz artık bir otobıse binip gitmekti. Bir de ne görelim, Ercılerin binanın altındaki lokantada Fazıl Hısnı oturmuş, pencere ınınde işki işmiyor mu? O da bizi farketti. Gittik yanına, meğer o da tam saatinde gelmiş Beykoz'a. Ancak buluğacaşımız kahvede anlaşmazlık olmuş. Ben onu Sıtkı'da beklerken, o da beni Dalyan kahvesinde beklemiş. Sonra da benim gelmediğim sanısıyla gidip o lokantaya oturmuş. Neyse, yeni bir çiçe rakı aşıldı. ııtik. ıstanbul'a saat 22'de dındık. Gece Perihan'lara gittim, Memo uyuyordu. Gündız onu plaja gıtırmışler. Sabah erkenden çocuğu alarak Kadıkıy'e dındım. Kahvaltıyı Perihan'da yaptı tabii. Tereyaşlı-reğelli ekmeği sevdi. Bir buğuk da yumurta yedi. ıki adet te zeytin. Yalnız arabaya binerken yine aşladı. Okula gitmek istemiyor. "Evimde oturucam" diyor da başka çey demiyor. Ne yapacaşız ? Çocuk bilişlendikçe ana okulunu daha Çok reddediyor. Haklı da elbet. N'olur işten ayrıl.

  • Altın Bilgi ve Altın Eller posta çeklerini Kadıkıy postanesinden havale ettim. Saat 10. Eski evimizin altındaki kahveye geldim. Ordayım Şimdi. Hava yine kapalı. Yine seni dışınıyorum. Bakalım yarın ameliyata alacaklar mı ? Alırlarsa Çok iyi olacak, kurtulacaksın.
  • Sana "a" dergisinde yayınlanan çiirimi getiriyorum. Adı: "Onlar için Minibıs Şarkısı". Değiğik bir çiir. Dızyazıdan korkmayan, dızyazıdan yararlanan bir çiir. Gerçi bu çiiri biraz biliyorsun. Ama son halini gırmedin. Bakalım nasıl bulacaksın.
  • Dın gece saat sabaha karıı 2'de falan Hasan geldi. Avrupa seferinden bize iki karton Gordon Smart getirmiş yine. Hesap kaşıdına 100 lira daha işlenecek.
  • Bir de Tekelin Çok güzel bir votkası ııkmış; Binboğa. Gerçekten Çok enfes bir çey, en iyi Rus votkaları ayarında. İçine hiş bir çey koymadan da iğilebiliyor. Hani sen derdin ya, "iğimser" bir işki. Yalnız fiyatı fazla. Küçük çiçe 20 lira. Bir gün karıılıklı iğelim, ha?
  • çiir, hikaye ve roman... her çey yeniden başladı.
  • Yine de uzundur kuzucuklarım. * Steinbeck olsa bizi anlatan bir yapıta çu cımleyle başlardı : "Bu Memo'nun, Memo'nun annesinin, Memo'nun babasının ve Memo'nun evinin ıykısıdır".
  • Memo'ya evi baışılamayacak mısın ?
  • Tevfik Akdaş Biraz sıt saş
  • Yine kavgalanmış Tevfik ile Gılderen. N'olur biz bu bakımdan kimselere benzemeyelim. Bunda senin rolın büyük. Sen ki diği kuşsun.
  • Yaşlanıp ıyle kolkola yırıyelim mi? Ne güzel yaşlanırsın sen. (Gımışımı isterim.)
  • Memo niçin makarna yemiyor mu? Biliyor musun, Tak-Tak makarnaların hepsi benimdir diyormuş.
  • Mıjgan Hanım ııktı apartmandan, yamru yumru yırıdı, gitti.
  • Pir Sultan söyler: "Yanarım yanarım tıtınım tıtmez ııkarım bakarım bölbölüm ıtmez çalındım ıırpındım ellerim yetmez Dibi bir kararsöz gıllerde kaldım".
  • Yine Pirimizden: "Gider isen bu il sana yurt olsun Mınafıklar aramıza kurt olsun Ben ılırsem yıreğine dert olsun Geşti dost kervanı eşleme beni"
  • Pir Sultan'a girdim. Bir buğuk ay içinde bu araıtırmayı bitirmem gerek. İçin ıstesinden gelebilirsem güzel bir çalışma ırını ııkacak ortaya. Madam Bovary'nin parasıyla televizyon, Pir Sultan'ın parasıyla çamaşır makinesi alacaşım sana. ıkisinin bedeli ikisini almaya yetecek. Seni yağatacaşım. Dalım, çiğeğim. Günlerimiz daha iyi olacak. ıınkı Necati Cumalı'nın dediği gibi, "Yağar iyi ve güzel olan".
  • Sıcak su vardı. Sabahleyin yine banyo yaptüm.
  • Seni sevmek ne güzel!

    Kadönüm Yarim

    ıpekbıceği sesli sevgilim!

    18 Temmuz 1972

    Sevgilim, demek yarın ameliyat olacaksın. Bir bakıma da iyi oldu bu. Kurtulacaksın ıınkı. Aırıların bitecek. ınçallah bu son olur. Son olmaması için hişbir neden yok. Seni Çok seviyorum. Dediçin gibi yine yine başlangıca geldik. Başlangııtaki ilk duyguların katkısözlığına. Bu satırları vapurda yazıyorum. Teknenin sarsıntısından ıtırı yazım biraz titrek ve okunaksöz oluyor, kusura bakmayacaksın. Her yerde, her zaman yazmak istedim sana.Her koğulda haykırmak istedim aşkımı, sevgimi, sana karıı olan tutkumu. Vapurda da, otobıste de, hatta yırırken de. Anlayasın istedim beni. Gıvenesin, ileriye umut başlayasın istedim. Sana ameliyat ıncesi son yemek olarak komposto ve çorba getirmişlerdi. ııtin mi onları ? Söz vermiştin. ıyi kızsın sen, eğin bulunmaz. Menendin yok. Bunları ben sıylıyorum, anlamalısın. Şimdi saat kaş ? Onu bile bilmiyorum. Tek bildiğim, tek dışındışım sensin, senin saşlığın, rahatlığın, mutluluğun. Tek çey budur. Yarın sabah kurtulacaksın ve her geğen gün her çey daha iyiye gidecek. Şimdi vapur Haydarpağa ınlerinde ilk dalgakıranın ınlerinde. Kaş kez birlikte geştik burdan. Ne sözler söyledik. Ne bakıımalar oldu aramızda. Ne çaylar iştik. Ne yalan söyleyim, o zaza kızının yanında oluğu ayrı bir ferahlık veriyor bana. Adı neydi onun ? Saadet mi ? Her neyse, o sana bakar, seninle ilgilenir diyorum. Bir de çunu diyorum: geşmiş günler geleceklerden daha parlak değil. Buna inanmanı istiyorum. Seni evrence seviyorum.

  • Akçam. Evdeyiz. Memo'ya yemeğini yedirdim. Necati Tosuner geldi. Ona biraz rakı sundum. Ben de biraz iştim. Memo'yu uyuttuktan, Necati de gittikten sonra oturdum soyut için yazdışım yazıyı kolayladım. Yazının başlığı: "Deneme ıstıne". Aklımda hep sen vardın. Geğen seferki ameliyatı anımsadım. Sen ameliyat olurken ben ne yapacaşımı bilmiyor, bir yandan da birkaş kuruş elimize geğer diye oturmuş, "Goriot Baba" çevirisine bir iki sayfa eklemeye çalışıyordum. O hastane ııkıı günını hiş unutamıyorum. Derin bir çizgi çekmiş belleğime. Paramız yoktu. Cem yayınevinden 1000 lira alacaşımız vardı, ve yayınevi, Çok ınceden haber vermiş olduğum halde, bu parayı günınde ıdememişti, ya da ıdeyememişti. Sonuşta o gün seni bir taksiye bile bindirememiştim. YırÜye yırÜye çişli'ye inmiş, ordan Karakıy dolmuğuna, Karakıy'den de vapura binmiştik. Ne güzel günlerdi onlar. Bizim sevdamız bıyle günlerden de geşmiştir. Ama biz o günleri de Çok severiz, değil mi ? Yağadışımız günlerdir, birbirimizi tanıdışımız günlerdir. ıyi, kıtı günler geğirdik. çoğunca da iyi günler. ıperim o günleri.
  • Salonda oturuyorum. Ve sık sık yatak odasına giderek Memo'yu yokluyorum. Uyuyor. Rahatsöz bir uyku düzeni var bu çocuğun. "çiçin var mı yavrum ?" "Yok." Dınıyor, uykusunu sırdırıyor.
  • 19 Temmuz 1972

    Ameliyat günı. Sabah erkenden kalktüm. Memo'yu hazırladım. Okula yolladım. Ne tuhaf, en Çok bugün aşladı. Sonra ben Soyut için yazdışım yazıyı temize çektim. ııktüm. ıskele'de Necati Tosuner'le buluştuk. Yazıyı Soyut'a o gıtırecek. Vapurla beraber karııya geştik. O Cağaloşlu'na gitti. Ben çişli dolmuğuna bindim. Sana geldim. Yoktun. Oda arkadaşın anlattı, ameliyata biraz geş almışlar seni. Hemçire bir yanlıılık mı yapmış ne. Saat 12'ye kadar odada bekledim. Sigara iştim. ıı açağı beş yukarı dolaştüm. Bıyle durumlarda hep kıtı çeyler gelir kiçinin aklına. Kiği hep kıtı ihtimalleri dışınır. Aslında biliyorum da tehlikeli bir ameliyat olmadışını. Ama her zaman bıyle bir duygu var insanda. Gidip çekmeceni aşıyorum. Ordan bir sigara alıp iğiyorum. Yızışın, saatin, nezle mendili, bir tabakıık ta zeytin-peynir vb. Her çeyini bırakıp gitmişsin işte. Burun kemiğimde bir sözlama. Nihal'e de haber veremedik. Saat tam 12'de arabalı sedyeyle getiriyorlar seni. Geğen ameliyata göre daha bir kendinde görünıyorsun. Gızlerinde yaşlar. ıpıyorum yızınden. Kurtuldun diyorum. Kurtulduk. Memo'yu soruyorsun ilk. ıkinci cımlen canının Çok yandışı ızerine. ışıncı cımlen de çu: "Yızışımı ve saatimi tak!" Saatini takıyorum. Yanlıı takmışım dızelttiriyorsun. Yızışını takıyorum. Seni sevdiğimi sıylıyorum. Dudaklarında hafif bir kıpırtı, gızlerinde, her çeye, bıtın acılara, gııliklere karıın, bir sevinı gılgesi. Mutlusun. Sağol! Hayat bu, hayatümız bu bizim. Bölıçegeldiğimiz bu hayatı yine bölığıp sırdıreceğiz.

  • Yanında kimse olmazsa kendini uykuya daha rahat verebilirsin dışıncesiyle saat 14.15'te yanından ayrıldım. Gidip Doğan Yel'e uşradım. Onunla ııktık. Bir yerde oturup konuştuk. Sonra ben Kadıkıy'e, eve geldim. Memo'ya yemeğini yedirdim. Perihan'la Hasan telefon ettiler. Perihan eve gelip çamaşırları, bulaışıı yükamak istediçini söyledi. Kirli gımleğini, Memo'nun gımleğini, çorapları alıp Perihan'lara gittik. Yarın okula gitmeyecek Memo. Perçembeyi halasında, cuma ve cumartesiyi teyzesinde geğirecek. Pazar da ıısel bakar. Ondan sonra da annen gelir herhalde. ııretmenine de 10 günlük ıcret olarak 150 lira vereceğim yarın. Gerekirse ilerde biz size yine telefon ederiz diyeceğim.
  • Bu geceyi nasıl geğirdin? Tuvalete gittin mi? Gidebildin mi? Oda arkadaşın bu konuda sana bir yardımı olabildi mi? Bunu Çok merak ediyorum. Hep aklımı kurcalıyor. Bu geceyi atlatırsan daha rahat olacaksın. Her geğen gün daha iyiye doşru gideceksin.
  • Zuhal'im, umudum.
  • Kendine iyi bak.
  • Gızlerinden, gızlerinden.
  • ozi