Sürüngenlere hayranımdır. Su kaplumbağası, kara kaplumbağası, türünü bilmediğim denizden aldığım kaplumbağa besledim. (Orta okula giderken kısa süreli kertenkele besleme girişimim oldu.) En uzun süreli olan su kaplumbağasıydı.

Kaplumbağa dışında bukalemun besledim. Tatilden Ankara’ya döneceğim sırada otobüse binmek için yola düştüğüm sırada Mersin- Limonlu'da önüme çıktı. Hep beslemek istediğim bir sürüngendi. Hemen bir kutuya koyup Ankara’ya götürdüm.

Ankara’da onun için bir terrarium kurdum (yaptığım şeyin terrarium olduğunu yakın zamanda öğrendim.) Onun için bir şimşir aldım ve bonsai şekline çevirdim. Akvaryumu güzelce düzenledim, ışıklandırdım.

Doğal davranışlarını görmek çok eğlenceliydi. Yem olarak akvaryumcularda satılan kuru bukalemun yemi aldım. Ama ilgilenmedi. Canlı yem bulmam gerekiyordu. Sokakta elinde küçük bir ilaç kutusu, yerlerde bir şeyler arayıp toplayan birini görürseniz çok yadırgamayın.Belki bukalemunu vardır

Mersinde bahar başlamıştı ama Ankara’da bahar yeni başlıyordu. Böcekler daha tam olarak çıkmamıştı. Sonrasında bir sistem geliştirdik. Eve giren karasinekleri yakalamaya başladık. Hatta hafta sonu günde yedi sekiz tane sinek yakalayıp her gün bir tane verecek sayıda kavanozda saklıyorduk. Hafta içi öğrenci olduğumuzdan vaktimiz olmuyordu.

İlk sinek yakalayışını görmek çok heyecan vericiydi.
Çok yavaş ve dikkatli adımlarla sabırla sineğe yaklaşır. İki ileri bir geri adım atar gibi hali vardır.Adımı atsam mı atmasam mı diye düşünür sanki. Bir yaprak sallantısından ayırt edemezsiniz. Sineğe yaklaşırken gözünün biri sineğe odaklanmışken diğeri sürekli etraftan gelecek tehlikelere karşı tetiktedir. Gözlerini ayrı ayrı hareket ettirmesi çok ilginçtir. Yeterli yakınlığa ulaştığını anladığı zaman durur ve iki gözü de avına odaklanır ve işte o meşhur dilini ok gibi fırlatır. İnanması zordur ama neredeyse kendi boyu kadar dili uzayabilir. Artık karşısındaki canlının pek şansı kalmamıştır. O dilin değdiği canlının o dilden kurtulmasının imkanı yoktur. Hep merak etmişimdir o kadar yapışkan dilden o canlıyı ağzında nasıl ayırıyor diye.

Biz seyrederken sinek yakalamaz, hep tetiktedir. O nedenle salonun ışığını kapatır, bir yere saklanır öyle seyrederdik.

Bu anlatacağım çok iğrenç gelebilir ama sürüngen beslerken bazen bunu yapmak gerekebilir. Kavanoza sakladığımız sineklerden birisi yumurtlamıştı.Bende bu yumurtaları değerlendirmek istedim. Üzerine balık yemi vs. doldurdum. Sonra kurtlar çıktı. Büyüdüler. Kocaman oldular ve koza yaptılar. Onlarca kozayı toplayıp terrariuma attım. Sonra sinekler kozadan çıktıkça Buka(adıydı) afiyetle yedi.

Bir gün kütüphanede bukalemunla ilgili araştırma yapıyordum. Ne kadar iyi beslenirse beslensin kapalı ortamda uzun süre yaşamayacağını yazıyordu. 4 aydır beslediğim Buka'nın ölmesini istemiyordum ve o nedenle Mersin'de tekrar aldığım yere saldım. Tabi eskisi gibi değildi, bayağı büyümüştü. Tabi kendisini beslemek için o kadar insan seferber olursa neden büyümesin.