Kafesinde hapsettiği güzel bir papağanı olan bir tacir, ticaret için Hindistan’a gidecektir. Cömert olduğu için hizmetkarlarına arzularını sorar,siparişler alır. Çok sevdiği papağanına dönerek ona da isteğini sorar. Papağan “oradaki papağanlara halimden bahset ve selamımı ilet” der. Aslında bu selam bir şifredir. Papağan bu yolla Hindistandaki özgür papağanlarda kafesten kurtulmak için bir kurtuluş yolu, bir nasihat istemektedir. Tacir Hindistan’a vardığında daldan dala konan bir kaç papağan görür. Onlara kafesindeki papağanını selamını söyler. Bu selamdan ve papağanın hal diliyle yaptığı feryattan duygulanan papağanları birden bir titreme alır,dallardan yere düşüp ölürler.

Tacir bu duruma çok üzülür,ama işlerini halletmek için oradan ayrılır. Daha sonra ticaretini yapıp memleketine geri dönen tacir, çok sevdiği papağanının yanına gelir. Papağan, “selamımı ilettin mi?” diye sorunca tacir gördüklerini anlatır. “Onlara kafesimdeki papağanımın size selamı var, dedim. Hepsini birden bir titreme aldı ve dallarından düşüp öldüler” der. Bunu duyan papağanı da aynı titreme alır ve o da ölerek kafesin zeminine düşer.
Tacir bu duruma çok üzülür, ağlamaya başlar. Daha sonra kafesi dışarı çıkarır,ölü papağanı da kafesten çıkarıp cesedini yere koyar ve gömmek için yer hazırlamaya başlar. Fakat papağan birden canlanır ve yüksek bir ağacın dalına konar. Tacir bunu görünce hem hayret eder hem de sevinir. Kuştan bu işin hikmetini sorar. Papağanı cevap verir.
“Hindistan’daki o kuşlar bana hal diliyle seni sesinin ve tüylerinin güzelliği kafesledi. Oradan kurtulmak için öl ve özgürlüğüne kavuş” demek istediler. Ben de kendimi öldürdüm ve kurtuldum.