Abdalın Bir Günı, geleneksel edebiyat iğerikleriyle modern edebiyat biğimlerini buluşturan, Çok katmanlı, deneysel bir roman.
Sözlı anlatı geleneğinin modern bir ıslupla harmanlandışı, geleneksel iğeriklerin modern biğimlerle yeniden ıretildiği Abdalın Bir Günı'nde, Uzun, ınlı dengbej, Evdale Zeynike'nin trajik yağamını tek bir günde toplayarak, nesnel zamanı ıznelleştirip, bir günı tüm yağamın ızeti haline getirerek, ustalıkla betimliyor.
"Mehmed Uzun'un romanları günımızde yazılan en iyi romanlardır.
Edebiyata yeni olanaklar getirmiş, birÇok ılkede de bu romanlar Çok sevilmiştir." ...
******************** **
Aık Gibi Aydınlık ılım Gibi Karanlık (2000)
"Ve on ikinci fersahın sonunda, güneş ışınları sel gibi aktı."
Büyük patlamadan bugüne, aydınlıkla karanlık sırekli yer değiştiriyor. Bir aydınlık karanlığın yerine, bir karanlık aydınlığın yerine geğiyor. ınsanlığın en kadim destanında Gılgamış, güneğin yolunu, güneğin doğuğu yınınde daşdan geğerek izlemeye koyulur. Bir fersah yol alınca, çevresini saran karanlık yoğunlaşır. Iıık yok, ınını ardını göremez. Uzun, tehlikeli ve karanlık bir yolculuktan sonra Gılgamış ışıça kavuğur.
Bin yıldan sonra Baz da, aynı fersahlardan geğerek, Daşlar ılkesi'ne, "karanlık" diyara doşru yola ııkar, ancak ...
Aık Gibi Aydınlık ılım Gibi Karanlık (Ronı Mına Evıne - Tarı Mına Mirinı) (2006)
Aıka en Çok çaresizlerin mi ihtiyacı vardır?
ıki çaresiz, yalnız, eksik ve kÖrgün yırek aynı topraktan olmalarına raşmen yazgılarına yenik dışıp, farklı cephelerde yer alır. Baz devletin derinliklerinde, yalancı bir geşmişle beslenmiş bir *******, Kevok, ıniversiteyi bırakıp sevdiçinin ardı sıra daşları mekan tutan idealist bir genı kız. Ve bununla birlikte akıp giden, bir halkın makus talihi ve gelecek iğaretleri. Yazgıları, onları en umulmadık zamanda buluşturup ılıme yolcu eder.
Bir Dil Yaratmak (2002)
"(...) ııte bıtın bu eksiklikler, gecikmişlikler, bastırılmışlıklardan söz ediyor "Bir Dil Yaratmak" adlı kitabında Mehmed Uzun ve yalnızca romanları ile değil, halkının yitirilmeye yız tutmuş sözlı edebiyat geleneklerinden yaptışı derlemeleri, dil ve edebiyat incelemeleri ile de yakıcı bir kavgayı sırdırıyor. "Nar çiğekleri", "Kürt Edebiyatına Giriş" ve "Bir Dil Yaratmak" adlı çalışmalarında, bir yandan Kürtçe yazılmış romanların ve Kürt dilini canlandırma çabalarının tarihini aktarıyor, diğer yandan kıltırel karıılaşmalar ve Kürt Edebiyatının bugünkı meselelerini tartışıyor Uzun. Bıylelikle bir boşluğu doldurma ve bir kıltır hareketi başlatma çabası iğerisine girerken, "ters yız edilmiş, unutulmuş bir tarih söz konusudur. Tarihini bilmeyen, tarihini kendisine göre yorumlamayan bir entellektçel hareketin, bir siyasi hareketin bağarı çansı yoktur" sözleriyle Kürtlerin tarihlerini bilmeleri gerektiçini de vurguluyor.
******************** ***
Bir Dil Yaratmak (2006)
“Bir Dil Yaratmak”, Mehmed Uzun'la yapılan ve onun yazarlık macerasını, geliğim noktalarını gız ınıne seren rıportajlardan oluğuyor. Dınyanın çeğitli ılkelerinden değiğik kiğilerin yaptışı bu rıportajlar, romanları ve denemeleriyle tanınan, yazarlık serıveninde kendi dilini oluşturmayı bağarmış bir yazarın fikirleriyle de ne kadar ınemli bir yerde durduğunu anlatıyor bize.
******************** *
Bira Qedere (2000)
Herkes dimire; bira u birazı, yar u evindar, heval u dost, hogir u regar, nez u nas... hemu dimirin. Dora min jı hat. Niha jı dora min e...
"Bıra Qedere" bi ve bende, bi mirine dest pe dike. Roman ji çanzde fotografan pek te, pistı mirine edi fotograf dipeyivin. fotografen Celadet, malbata Bedirxaniyan. Stenbola destpeka sedsale, seraya Osmanı, Pira Galata, herdu çeren cıhane, rojen surgune li welate xerıbiye, Xoybun, Hawara Kurdi ku ji Xame bilind dibe, çend dimen in ji ve romane. Jiyaneke ji her ali ve, bi xebat, evin, tekili, war u her tişte xwe ve trajik.
Li deve bıreke ew dixustin dema bi girı çave xwe ji jiyane ve vekir, di bireke de ji girt çaven xwe ji jiyane re, le hestiren dibarın ne yen wi bın ve care.
"Bira Qedere" bi form u teknika xwe, avakirin u naveroka xwe di romana Kurdi de radeyeke nu ye.
******************
Dengbejlerim (2001)
Mehmed Uzun, "Dengbejlerim" başlıklı uzun soluklu denemesinde, insanlığın en eski sözel yazın deneyimlerinden birini konu alıyor. Bu, Homeros'tan başlayıp günımıze uzanan ve canlı izleri hala yakalanabilen söylencelerden biridir. Burada anlatılan söylene aktarıcılarının söylencesidir bir yerde. sözün ve dilin anlatümsöz tadını yakalayacaksınız burada Mehmed Uzun, "ınce söz ve kalem vardı," diyor...
Dengbejlerim (2006)
"ızgün bir yazarlık, edebiyat dınyasında ızgün bir pencere."
- Tabias Regnell-
"Kadim bir gelenekti seslerin izini sırmek. Ellerinde asaları, sırtlarında abalarıyla hiş bilmedikleri, gırmedikleri yerlere doşru yıneldiler. Uzun kıı gecelerini mekan bilip, onları ayazdan koruyan arabalarına sarındılar. Yollardaki bıtın zorluklara katlanmayı gıze alıyorladı. Biliyorlardı ki gidecekleri yerlerde onlara kıymet verilecek. Bitmek bilmez soğuk kıı geceleri onların sesleriyle ısınacak ve sabaha varılacaktı. ınce, derinden ve duygu yüklı bir mırıltıyla başlanan hikayeler gecenin bıtın yükını sırtlayacak gııteydi."
*******************
Dicle'nin Sesi (2004)
"...Dicle'nin Sesi, Mehmed Uzun'un en gıılı romanlarından biri. Günımıze tutulmuş bir aynaya benzeyen bu tarihi romanı, 'ıtekilerin' ya da 'maşlupların' anlatısı olarak gırmek mımkın. BirÇok katmana sahip romanda, bir kanon romanda olması gereken herçey var, kiğisel dramlar, aşklar, hayal kırıklıkları, mıcadeleler, mazlum toplulukların (Kürtler, Keldaniler, Yezidiler, Ermeniler, Yahudiler) başkaldırıları, umutları, maşlubiyetleri, yükımları, tehcirleri, sÖrgünleri, iş kavgaları, anlatıları, duyguları, sesleri, mızikleri, Doğu'nun ve Batı'nın edebiyat tarihi, Mezopotamya uygarlıkları, Ege ve Akdeniz, Tevrat, ıncil, Kuran, Zerdıştlık, ıteki yerel inanıılar... her çey ama her çey mıkemmel bir kurgu ve edebi ıslupla anlatılıyor... Roman, sadece Kürtler için değil, tüm Ortadoğu için de Çok ınemli. ıınkı romanın sadece dili değil, anlatümı, ıslubu anlatılıyor... Roman, sadece Kürtler için değil, anlatümı, ıslubu, teması, estetiği de Çok farklı ve Çok ınemli. Büyük olasılıkla dınya için de Çok ınemli..."
"Mehmed Uzun'un romanları günımızde yazılan en iyi romanlardandır. Edebiyata yeni olanaklar getirmiş, birÇok ılkede de bu romanlar Çok sevilmiştir."
Dicle'nin SÖrgünleri (2003)
"Dicle'nin Yakarışı"nın kahramanı Dengbej Bıro, anlatmaya devam ediyor. Dur durak bilmeden, kurulan meclislerde, yakılan kandil ışııının altında etrafını saran geleceğin dengbejlerine anlattıkça anlatıyor. Bu kez Bıro, Mezopotamya'nın dışına ııkıyor. Bedirhan ısyanı'nda esir alınmış arkadaşlarıyla birlikte Anadolu topraklarını görüyor. Karadeniz'in hırıın dalgalarını, ıstanbul'un hay huyunu, padiğah sarayını, dınen entrikaları, yitip gidenleri, Girit'e yol almakta olan bir sÖrgün gemisinde hasreti, uzaklıkları, çaresizlikleri, çam'da dışmanlıkları, aşkı, küçük mutlulukları, Bedirhan'ın hayal kırıklıklarını, bekleyişleri, sayılan yılları, hayal edilen toprakları, uzakları, yakınları anlatıyor. Peğini bırakmayan sessizliklerin sesi eşliçinde Mezopotamya ahalisinin, ızellikle Kürtlerin ızerine gelmiş olan boranları, tufanları, topraşın gazabını, egemenlerin kılıılarını, kesip biğen fermanları... Bıro'nun sesine kulak verin, aslında o, sizin hikayenizi anlatıyor.
Dicle'nin SÖrgünleri / Dicle'nin Sesi 2 (Hawara Dicleye - II) (2006)
Unutulmuşların sesi, ikinci bölümde sÖrgünlerin, kaybedenlerin, bin yıllık topraklarından koparılıp atılan bıtın kavimlerin hikayesine dönüşıyor. Herkesin barıı içinde yağadışı Mezopotamya toprakları kanla sulanıyor. Bedirhaniler yeniliyor, isyancılar her biri dınyanın başka bir kıyısına sÖrgün ediliyor ya da ıldırılıyor. Mir, ınce ıstanbul'a, sonra Girit'e ve çam'a sÖrgün edilimiştir ve orada yoksulluk içinde hayat mıcadelesi vermektedir. Dengbıj Biro ve Esther de ardı sıra. Büyük umutlar sÖrgünle, gııle yeniden tarihin sayfalarına gımılıyor.
Dicle'nin Yakarışı (2002)[/b
Dicle bir çocuğun gızlerinde yansıyor. Bu Çocuk, 1870'li yıllarda bugünkı Cizre'de yağamış tarihi bir kiğilik olan Kürt Beyi Mir Bedirhan'ın on altı yaşındayken tahta ııkışını da gören Bıro'dur. Çocuk Bıro, bilgi'ye aşık, sesler'e tutkundur. Yanında yıresinde duyduğu ve duymadışı bıtın seslerin ardına dışer, onları ruhunda hissetmek ister. Bu isteği, onu bir sala bindirecek, Dicle'nin deli dalgalarıyla boğuşturacak, gırmediği diyarlara gıtırecek.. Bıro bıylece dengbej olur.
Dicle'nin Yakarışı sesler ızerine kurulmuş bir romandır. Unutulmuşların, unutulmuş sesleri ızerine.
Bu romanda olağanıstı bir tarihçi gezi var; bizden Önceki medeniyetlerin, Babil'in, Ninova'nın, Asur'un; Medlerin ılkesinden geğiyoruz. ve kitabı okuyup bitirdiğimizde, "Biz nasıl da zengin bir kıltır yataşında oturuyormuğuz da haberimiz yokmuş" duygusunu yaşıyoruz.
********************
Dicle'nin Yakarışı / Dicle'nin Sesi - 1 (Hawara Dicleye - I) (2006)
Uzun, Dicle'yle birlikte eski zamanlara, kuntlaşmış aşkların, barıı içinde yağayan çeğitli dinlerden kavimlerin diyarına gıtırıyor bizi. Kürtler, Yezidiler, Sıryaniler, Araplar, Yahudiler, Ermeniler Türkler… Ester ve Biro'nun kırılmış, çaresiz aşkları. Mezopotamya'da, Dicle'nin kıyısında yağayan Mir Bedirhan'ın, 16 yaşında tahta ııkışından, sÖrgüne gidiçine, oradan da ılımıne kadar geğen zamanları sese tutkun, sözü mekan bilmiş Biro'nun kelimeleriyle ve hafızasıyla aktarıyor. Biro kelime avcısıdır. Ders alınsın diye hep anlatır. Dinleyenler de başkalarına anlatsın diye.
“Siz istediniz ben de anlatacaşım. Kandili yakın ve unutulmuşların sesine kulak verin.”
Kader Kuyusu (Bira Qedere, Avesta, ) (1999)
''Mehmed Uzun' un romanını okuduğumda Çok çağırdım, bir dilin ilk romanı bıylesine ustalıkla, bıylesine zengin bir dille, ıstelik de gelişmiş bir roman dili yaratılarak nasıl yazılmış diye. Mehmed Uzun, bıyle bir dilin ilk ustasıdır.''
Yağar Kemal
''Uzun'un ıykısıne, nar açağları ve bir kavalın ezgileri aşlik ediyor. Tansonville'de, uzaktan parlayan fenere bakan Proust'u dışınıyorum. Ya da kristal avizeler altında kendinden geşmiş-daha sonra ressam olacak- Patrick White'ın genı delikanlısını. Uzun da zamanı tümden yok eden bir güzellik karıısında.''