Sayfa 5 Toplam 5 Sayfadan BirinciBirinci ... 345
Toplam 47 adet sonuctan sayfa basi 41 ile 47 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #41
    B@r@N - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Title
    Aileden Biri
    Üyelik tarihi
    20.Haziran.2009
    Mesajlar
    485
    Konular
    6035
    Aldığı Beğeni
    0
    Verdiği Beğeni
    0
    sefiller

    Yoksul bir köylü olan Jean Valjean, hırsızlık nedeniyle kürek cezasına çarptırılmış ve 19 yıllık kürek mahkumiyetinin bitmesinin ardından şartlı olarak tahliye edilmiştir. Toplumdan dışlanmış olan Valjean’a sadece Digne kasabasının piskoposu iyi davranır. Fakat Valjean, piskoposun gümüş yemek takımlarını çalarak kendisine iyi davranan adama ihanet eder. Polis tarafından yakalanan Valjean’a yine piskopos yardım eder ve polislere yalan söyleyerek kendisini kurtarır. Piskoposun yemek takımlarını kendisine hediye etmesi Valjean’ı çok şaşırtır. Piskoposun iyiliklerinden çok etkilenen Valjean kasabadan ayrılır ve yeni bir hayata başlar.

    Adını Monsieur Madeleine olarak değiştiren Valjean, piskoposun hediye ettiği yemek takımlarını satarak bir iş kurar. Üretimde yaptığı yeniliklerle fabrikasını büyütür ve kısa sürede zengin olur. İnsanlara yaptığı iyilikler ve yardımlar ile herkesin sevgi ve saygısını kazanır, kasabanın belediye başkanı olur. Valjean’ın fabrikasında çalışan Fantine adlı genç bir kadının gayrimeşru bir çocuğu vardır. Bu durumdan rahatsız olan diğer çalışanların baskısı sonucunda ustabaşı, Fantine’yi işten çıkartır. Fantine kızına bakabilmek ve ilaç alabilmek için her şeyini satar ve sonunda fahişelik yapmak zorunda kalır. Bie müşterisiyle kavga eden Fantine, polis müdürü Javert tarafından yakalanır. Tam bu sırada belediye başkanı Valjean olaya müdahale eder ve çok kötü durumda olan genç kadının hastaneye götürülmesini sağlar. Bu sırada başka bir olay daha meydana gelir ve Valjean, bir arabanın altında kalan bir adamı tek başına kurtarır. Bu olay, polis müdürü Javert’te, belediye başkanının, uzun süredir peşinde olduğu Jean Valjean olabileceği şüphesini doğurur. Halbuki Javert, kısa bir süre önce Valjean’ın yakalandığı haberini almıştır. Suçsuz bir insanın hapse gireceğini öğrenen Valjean, duruşma günü mahkemeye gider ve her şeyi itiraf eder. Bu durum mahkemede şaşkınlık yaratır, Valjean da fırsattan yararlanarak kaçmayı başarır.
    Kasabaya dönen Valjean, hastanede olan Fantine’yi ziyaret eder ve kızına bakacağına söz verir. Bu sırada Javert de hastaneye gelir, fakat Valjean polisi atlatmayı başarır. Çok kötü durumda olan genç kadın Fantine, Javert’i karşısında görünce korkusundan hayatını kaybetmiştir. Javert’ten kurtulmayı başaran Valjean ise bir süre sonra yakalanır ve ömür boyu kürek cezasına çarptırılır. Buradan da kurtulmayı başaran Valjean, Fantine’nin kızını bulmaya karar verir. Fantine, kızı Cossette’yi bakmaları için Thenardier’lere vermiş ve her ay para göndermiştir. Valjean, Thenardier’lere bir miktar para verir ve kızı alır, birlikte Paris’e giderler.
    Valjean Paris’te rahibe yetiştiren bir manastırda bahçıvanlık işi bulur. Cossette de burada eğitim görecektir. Artık baba-kız olmuşlardır. Valjean ve cossette sekiz sene mnastırda kaldıktan sonra ayrılırlar ve bir eve yerleşirler. O günlerde Paris’te kargaşa hakimdir. Şehir sokak çetelerinin hakimiyeti altındadır. Bu çetelerden birisi de Thenardier ve karısının başında bulunduğu bir çetedir. Cossette için Valjean’dan yüklü miktarda para alan Thenardier, Valjean’dan daha fazla para almak amacıyla ona pusu kurar. Fakat, Valjean’ı o günlerde tanımayan ve Paris’e atanmış olan Javert kurtarır. Thenardier’lerin kızı Eponine genç bir öğrenci olan Marius’a âşıktır. Marius ise Cosette’e âşıktır ve onu bulmak için Eponine’den yardım ister. Bu sırada, idealist düşüncelere sahip bir grup öğrenci politik bir toplantı yapmaktadır. Amaçları General Lamarque’ın ölümü üzerine patlak vereceğinden emin oldukları ihtilalin hazırlığını yapmaktadırlar. General’in ölüm haberinin duyulması ile birlikte öğrencilerin lideri olan Enjolras ve öğrenciler, ayaklanmaya destek vermek üzere sokaklara dökülürler.
    Marius ise sürekli parkta gördüğü ama bir türlü konuşamadığı Cosette’in aşkından kendini kaybetmiş durumdadır. Cosette’in aklında da âşık olduğu Marius’tan başka bir şey yoktur. Valjean kızındaki bu değişikliğin farkındadır. Eponine, Marius’a aşık olmasına rağmen ona yardım eder. Ayrıca babasının çetesinin Valjean’ın evini soymalarını da engeller. Valjean, Javert’in kendilerine çok yaklaştığının farkındadır. Kurtulmak için ülkeden ayrılmaktan başka çareleri yoktur. Cosette ve Marius tekrar birbirlerinin göremeyecekleri düşüncesiyle ayrılırlar.

    Marius, henüz Paris’ten ayrılmayan Cossette’e Gavroche ile bir mektup gönderir fakat mektuba Valjean el koyar. Valjean, ayaklanma sırasında Marius’a zarar gelmemesi amacıyla barikata katılmaya karar verir. Barikat kurulmuş ve öğrencilerle polis arasında çatışma başlamıştır. Gavroche, bir öğrenci gibi aralarına sızan Javert’i bir polis casusu olarak teşhir eder. Eponine çatışmalar sırasında vurulmuş ve hayatını kaybetmiştir. Marius’u aramak üzere barikata gelen Valjean yaklanmış olan Javert’i görür. Kendisine Javert’i öldürme fırsatı verilir ama O Javert’i serbest bırakır.
    Ertesi gün öğrencilerin cephaneleri artık çok azalmıştır. Çatışma alanında cephane bulabilmek için koşturan Gavroche vurulur. İsyancıların hepsi, liderleri Enjolras da dâhil olmak üzere öldürülmüştür. Baygın durumda olan Mairus ise Valjean tarafından kurtarılır. Valjean, Mairus’u da alarak kanallara kaçar. Mairus’un kurtulabilmesi için hastaneye gitmesi şarttır. Valjean, hayatını bağışladığı Javert’in kendisine yardım edeceği umuduyla kanallardan çıkar. Zaten yardım isteyecek başka kimsesi de yoktur. Javert’i bulan Valjean, Mairus’un hastaneye götürülmesi için yalvarır. Çok katı bir adalet anlayışı olan Javert, Valjean’ın merhameti karşısında darmadağın olur ve Seine nehrine atlayarak intihar eder.
    Cosette’in bakımı sayesinde iyileşen Mairus, kurtarıcısının kim olduğunu henüz bilmemektedir. Valjean, geçmişiyle ilgili tüm gerçekleri Marius’a anlatır. Cosette’le Marius’un evliliğinin ardından onların güvencesi açısından uzaklarda olmasının daha iyi olacağı konusunda ısrar eder. Marius ve Cosette’in düğününden sonra Thenardier’ler Marius’a şantaj yapmaya çalışırlar. Thenardier, Cosette’in babasının bir katil olduğunu söyler. Kanıt olarak ise barikatların düştüğü gece kanallardaki cesetlerin birinden çaldığı yüzüğü gösterir. Oysa bu yüzük Marius’un yüzüğüdür. Marius, kendisini kurtaran kişinin Valjean olduğunu anlar. Marius ve Cosette ölmek üzere olan Valjean’dan hayat hikâyesini öğrenirler. Valjean ise Cossette’i böyle mutlu olarak son kez görmenin mutluluğuyla hayata gözlerini yumar.

  2. #42
    B@r@N - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Title
    Aileden Biri
    Üyelik tarihi
    20.Haziran.2009
    Mesajlar
    485
    Konular
    6035
    Aldığı Beğeni
    0
    Verdiği Beğeni
    0
    Tarih izinde

    Osmanlı Tarihi üzerine Türkiye’nin en önemli akademisyeni olarak kabul edilen, Türk insanına tarih okumayı sevdiren İlber Ortaylı’nın “Tarihin İzinde” adlı bu eseri Profil Yayıncılık tarafından yayımlandı. 208 sayfadan oluşan kitap iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde söyleşilere, ikinci bölümde ise makalelere yer verilmiş.

    Kitabın İçindekiler:
    Söyleşiler:
    1. Bölüm: Amerika Yeni Coğrafyalar Çizecek
    2. Bölüm: Tarihimizin Gerçekleri Daha Ortaya Çıkarılmamıştır
    3. Bölüm: Ermeni Nüfusu Her Zaman Azınlıktaydı
    4. Bölüm: Milliyetçiler Türkiye’yi Tanımıyor
    5. Bölüm: Bizim Avrupa
    6. Bölüm: Osmanlı Büyük Bir Devletti
    7. Bölüm: Moskova’da Öğreniyor Çocuklar!
    8. Bölüm: Osmanlı Ermenileri
    9. Bölüm: Tarihi Geniş Okumak Lazım
    10. Bölüm: Topkapı’nın Krokisi İnsanı Yakar!
    11. Bölüm: Millet, Tarihten ve Coğrafyadan Gelen Bir Oluşumdur
    12. Bölüm: Sivil Toplum Kuruluşları
    13. Bölüm: Gençler Osmanlı ve Türk Tarihinin Dışına Çıksınlar
    Makaleler:
    1. Bölüm: Vahdeddin ve Ata’nın Dost Oldukları Zamanlar Vardır
    2. Bölüm: Özlenecek Bir Bilgin Stefanos Yerasimos
    3. Bölüm: İstanbul’u Kültür Başkenti Yapmamak Kimsenin Haddine Değildir!
    4. Bölüm: Rusya ve Türkiye
    5. Bölüm: Dünyanın Başkenti İstanbul
    6. Bölüm: Yahudilikte ve Müslümanlıkta Laiklik Olmaz
    7. Bölüm: Yahudilerin ve Müslümanlar’ın Şeriatları ve Hıristiyanlık
    8. Bölüm: Sanayi Çağında İstanbul
    Arka Kapak:
    “Bazı tarihçilerimiz vardır, diyorlar ki mesela, ‘Osmanlılar Arapça kullanmış, Farsça kullanmış.’ Hâlbuki Osmanlı’nın Arapça bileni, bugün bizim İngilizce bilenimiz kadardır.”
    “Bize Türkiye ismini 12. asırda İtalyanlar koymuştur. Ülkenin çoğunluk halkı Türk olduğu için bize Türkiye, “Türkü Mania” gibi isimler koymuşlar. Ama biz kendimize ısrarla Rum, Romen demeye devam ettik. Çünkü bu Roma imparatorluğu’nun bir devamıdır. İstanbul’u fetheden Fatih de kendisini Kaiser-i Rum (Doğu Roma İmparatoru) ilan etmiştir. Ama bununla beraber tabii ki o da Türktür.”
    “Sultan Abdülaziz’in öldürüldüğü kanısındayım. Çünkü Sultan Abdülaziz bir kere çok dindar. Dindar adamlar kolay intihar etmiyorlar. Abdülaziz yaşamayı seven biri…”
    “Vahdeddin ve ******* karşı karşıya gelmişlerdir. Ama dost oldukları zaman da vardır. Kim ne derse desin son padişah hazineyi soyup gitmedi. Gittiği yerlerde de Türkiye devleti aleyhinde faaliyette bulunmadı, söz söylemedi.”
    “Din ile devletin ayrılması Yahudi ve Müslümanlıkta imkânsızdır. Çünkü her iki dinde de din insanların yirmi dört saatini ayarlar. Sadece devletle olan ilişkilerini değil özel hayatlarını, nasıl yiyip içeceklerini, nasıl temizleneceklerini, karı-koca arasındaki ilişkiyi ve tabii ki devletle olan ilişkiyi ayarlar.”
    Ülkemizin değil dünyanın en önemli tarihçilerinden İlber Ortaylı “Tarihin İzinde” dolaşıyor, kafa kurcalayan sorulara cevaplar veriyor ve ezberleri bozuyor.

  3. #43
    B@r@N - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Title
    Aileden Biri
    Üyelik tarihi
    20.Haziran.2009
    Mesajlar
    485
    Konular
    6035
    Aldığı Beğeni
    0
    Verdiği Beğeni
    0
    bir bilim adamı romanı


    Oğuz Atay’ın ülkemizde pek örneği bulunmayan biyografik roman türündeki eseri “Bir Bilim Adamının Romanı”, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenen 100 Temel Eser arasında yer alıyor. Atay romanında, aynı zamanda kendi hocası da olan Prof. Mustafa İnan’ın hayat hikayesini anlatıyor.

    İçindekiler:
    Birinci Bölüm
    1. Bilim Hizmet Ödülü
    2. İlk Yıllar
    3. Öğrencilikle Birlikte Öğreticilik
    4. Herkesin Dostu
    5. Sözünün Eri
    6. Bilimin Hizmetinde
    7. Hayal ve Gerçek
    8. Doğu ve Batı
    9. Öğrencilerin Son Yılları
    İkinci Bölüm
    10. Genç Öğretmenin Sevgisi
    11. Zor Yıllar
    12. Yorgun Adam
    13. Teori ve Pratik
    14. Her Şeyle Uğraşan Adam
    15. Fotoelastisite
    16. Meşhur Mukavemetçi
    17. İlim ve İdare
    18. Bir Profesörün Ölümü
    19. Sonuç

  4. #44
    B@r@N - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Title
    Aileden Biri
    Üyelik tarihi
    20.Haziran.2009
    Mesajlar
    485
    Konular
    6035
    Aldığı Beğeni
    0
    Verdiği Beğeni
    0
    limit sizsiniz

    Mümin Sekman’ın “Limit Sizsiniz” adlı 168 sayfadan oluşan bu eseri Alfa Yayınları tarafından yayımlandı. Mümin Sekman’ın daha önce yayınlanan “Her Şey Seninle Başlar” adlı kitabı büyük ilgi görmüş ve çok satan kitaplar arasında yerini almıştı. Kitapta, Andre Gide’nin “açılmamış kanatların büyüklüğü bilinmez!” sözü slogan olarak temel alınmış. Kişisel gelişim ve sosyal başarı alanında eserler veren Sekman’ın, kişişel gelişim üzerine bir de web sitesi var.

    İçindekiler:
    Teşekkür
    Şu Hayatı Nasıl Yaşamalı
    Yaşamk İçin Yükselmek mi, Yükselmek İçin Yaşamak mı?
    Kendi Kanatlarıyla Yükselmek İçin Doğanlar: Boşlukta Kanat Açmadan, Uçup Uçamayacağını Bilemezsin!
    Önce Kendi Kanatlarına Güven: Sürekli Kanatları Kırpılan Bir Minik Serçenin Hikayesidir!
    Kendi Kabuğunu Kırmak: Kafesin İçinden Çıkmak Yetmez, Kafesi de Kafasının İçinden Çıkarmalı İnsan!
    Uçaklardan Yükselme Dersleri: Kendi Kanatlarıyla Uçmanın Doğal Yasaları Nelerdir?
    Kendi Kanatlarıyla Uçmak İsteyenler İçin Yeni Bir ‘Başarı Müfredatı’
    Limit Sizsiniz: Kendiniz Kadar Başarılı, Kendiniz Kadar Başarısız Olacaksınız.
    Dipnotlar
    Arka Kapak:
    Önce kendi kanatlarına güven!
    Büyük başarı kalpten gelir, beyinde büyür, ellerden hayata akar.
    Dışımızdaki limitler, içimizdekiler kadar büyür ya da küçülür.
    Kafesten çıkınca değil, kafesi içimizden çıkarınca özgürleşiriz.
    Kendi yolundan, kendi kanatlarıyla, kendi hayaline gidenlere,
    Kendi gücüyle başarmayı anlatan yeni bir ‘başarı müfredatı’:
    • Baş+arı: ‘Baş’ olmak için ‘arı’ gibi çalışmak gerekir!
    • Başarı sonuç alır susar, başarısızlık açıklama ister.
    • Başarı (b)ilgi ister. ‘Bilgi’nin de beşte dördü ‘ilgi’dir!
    • Sadece iyide değil, kötü yolda da rekabet vardır!
    • Her başarının bir son kullanma tarihi bulunur!
    • İnsanlar üçe ayrılır: Gerçekten başarılılar, başarılıyım diye geçinenler ve başarılı insanlar üzerinden geçinenler!

  5. #45
    B@r@N - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Title
    Aileden Biri
    Üyelik tarihi
    20.Haziran.2009
    Mesajlar
    485
    Konular
    6035
    Aldığı Beğeni
    0
    Verdiği Beğeni
    0
    gülün fethi fatih sultan mehmed

    Genellikle Osmanlı Tarihi alanına ilişkin kitaplarıyla tanınan yazar Mustafa Armağan’ın “Gülün Fethi Fatih Sultan Mehmed” adlı bu eseri Profil Yayıncılık tarafından yayımlandı. 192 sayfadan oluşan bu kitabında Armağan, Fatih Sultan Mehmet’i ve İstanbul’un fethini değişik açılardan ele alıyor, bilinmeyen yönlerine ışık tutuyor ve konuya ilişkin akıl kurcalayan soruları cevaplamaya çalışıyor. Mustafa Armağan, 2006 yılında yayımlanan “Ufukların Sultanı Fatih Sultan Mehmed” adlı eserinde de benzer konuları anlatmıştı.

    İçindekiler:
    Sunuş
    Önsöz
    Söyleşiler
    1. Fethi araçlara indirgemişiz
    2. İstanbul’un Gözüyle Fetih
    3. Peygamber-merkezli bir Fatih arayışı
    4. Fetih efsaneleri
    5. Bilinmeyen yönleriyle Fetih
    Makaleler
    1.Fatih zehirlenmiş miydi?
    2. Fatih’i Yahudiler mi öldürdü?
    3. Fetih köprüsü
    4. Fatih’in felsefesi
    5. Fatih’in eğitim projesi
    6. Fatih Sultan Mehmed’in özel dünyası
    7. İstanbul’un fethi 29 Mayıs’ta başlamıştı
    8. Fatih’in annesi Hıristiyan mıydı?
    9. Ayasofya’nın din değiştirdiği gün
    Arka Kapak:
    Osmanlı Tarihi Alanında Ülkemizin Çok Okunan Yazarlarından Mustafa Armağan’dan Fetih Ve Fatih Üzerine Çok Konuşulacak Bir Eser
    “Biz fetihleri kılıç kalkan, mızrak, top tüfek gibi kabukların başka kabuklarla savaşı gibi görüyoruz. Bunlar tarih değil, tarihi yapan araçlar. Tarih daha derinlerdedir: ruhlarda, beyinlerde ve ideallerde.”
    “29 Mayıs 1453′de gerçekleşen fetihten sonra küllerinden yeniden doğdu Konstantinopolis. Uyandığında adı artık İstanbul’du. Müslümanların yönetiminde ciddi bir canlanma, bir yenilenme yaşandı.”
    “İstanbul kuşatmasında, karadan gemilerin yürütülmesi çok tartışılan bir konu. Bazı yazarlar zaman zaman çıkıp, ‘Böyle bir şey olmamıştır, bu hayâl ürünüdür’ diye demeçler veriyorlar. Hâlbuki bunun olmadığından bahseden hiçbir tarih kaynağı yok, sadece hangi güzergâhtan gittiği konusunda ihtilaf var.”
    “Bir asrı aşan ömrüyle İstanbul’un fethi kutlamaları, günümüzde Osmanlı’yı Cumhuriyete bağlayan en önemli bağ olarak tarihî bir köprü işlevini görüyor.”
    Osmanlı tarihi alanında ülkemizin çok okunan yazarlarından Mustafa Armağan, Fetih ve Fatih’i çok farklı bir açıdan değerlendiriyor ve kafa kurcalayan soruları şüpheye yer vermeyecek şekilde cevaplandırıyor.

  6. #46
    B@r@N - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Title
    Aileden Biri
    Üyelik tarihi
    20.Haziran.2009
    Mesajlar
    485
    Konular
    6035
    Aldığı Beğeni
    0
    Verdiği Beğeni
    0
    Toprak ana

    Toprak Ana”, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden, Kırgız Edebiyatının dünyaca önemli ismi Cengiz Aytmatov’un en önemli eserlerinden biridir. Ufuk Kitapları tarafından yayımlanan eser 127 sayfadan oluşuyor. Kitapta, İkinci Dünya Savaşının küçük bir Kırgız köyüne etkileri anlatılıyor. Kitabın ana konusunu, savaş sırasında kocasını, üç oğlunu ve gelinini kaybeden bir kadının yaşam mücadelesi oluşturuyor.

    Genç bir köylü kızı olan Tolunay, köyün gençlerinden Savankul’a aşık olur ve Tolunay ile Savankul evlenirler. Genç çiftin hayatta tek idealleri kendilerine ait bir toprağa sahip olmaktır.
    Tolunay ve Savankul’un bu evliliğinden üç erkek çocuk dünyaya gelir. Çocuklar artık büyümüştür. O günlerde Savankul köye bir traktör getirir. Bu traktörün köye ilk girişidir. Artık toprağı işlemek çok kolaylaşmıştır. Çocukların en büyüğü olan Kasım, babası Savankul gibi biçerdövercilik yapmaya başlar. Ortanca çocuk Muslubeg ise çiftliğin komsomolunda sekreter olarak çalışmaktadır. Çocukların en küçüğü olan Caynak şehirde eğitimine devam etmektedir ve amacı öğretmen olmaktır.
    Büyük kardeş Kasım Aliman isminde güzel bir kızla evlenir. Tolunay ve Savankul, hayatlarından ve çocuklarından çok memnundurlar. Günler ve aylar bu şekilde akıp giderken savaş başladığı haberi öğrenilir. Bu nedenle bütün köylerden genç erkekler orduya çağrılmaktadır. Tolunay Ana’nın oğlu Kasım da askere çağırılır. Kasım’ın ardından Savankul ve Muslubeg de askere alınmışlardır. Ailenin mutlu hayatı bir anda değişmiştir. Kasım, Savankul ve Muslubeg’in askere gitmesinin ardından evde sadece Tolunay Ana, gelini Aliman ve küçük oğlu Caynak kalmıştır.
    Savaş devam ederken Caynak da anasından habersiz askere gider. Savaşın getirdiği açlık ve sefalet tüm acısıyla hissedilmektedir ve köylülerin artık dayanma gücü kalmamıştır. Tolunay ve Aliman tüm zorluklara rağmen toprağı işlemeye devam ederler. Bir gün acı bir haber gelir, Savankul ve Kasım savaşta şehit düşmüşlerdir. Tolunay Ana ve Aliman bu haberle yıkılırlar. Fakat kötü haberler bununla sınırlı değildir. Baba-oğulun ölümünün ardından Caynak’ın da savaşta kaybolduğu haberi gelir. Tolunay Ana kendisinden çok gelini Aliman için üzülmektedir. Kendisini çok yalnız hisseden Aliman, köylerine yeni gelen bir çoban ile bir ilişki yaşar ve hamile kalır.
    Tüm yaşananlara rağmen Tolunay Ana gelinine sahip çıkar. Aliman ise yaptıklarından çok pişmandır. Bir gece Tolunay Ana, Aliman’ın doğum yapmak üzere olduğunu görür, fakat doğum çok zor geçmektedir. Tolunay Ana doğumda zorlanan Aliman’ı kasabaya götürmeye çalışır. Ancak çocuk doğar ama Aliman hayatını kaybeder. Tolunay Ana’nın artık hayatta Aliman’ın çocuğundan başka kimsesi kalmamıştır.

  7. #47
    B@r@N - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Title
    Aileden Biri
    Üyelik tarihi
    20.Haziran.2009
    Mesajlar
    485
    Konular
    6035
    Aldığı Beğeni
    0
    Verdiği Beğeni
    0
    secme hikayeler sait faik abasıyanık

    Sait Faik Abasıyanık’ın bütün hikayelerinden seçilmiş 21 öyküden oluşan bu kitap, Milli Eğitim Bakanlığının ilköğretim öğrencileri için belirlediği 100 Temel Eser arasında yer alıyor. Kitapta yer alan hikayeler Sait Faik’in hayvan ve doğa sevgisinin en güzel örneklerini oluşturuyor. Sait Faik, çağdaş Türk Edebiyatının en önemli isimlerinden birisidir.

    Kitapta yer alan hikayeler şunlardır:
    Bohça
    Stelyanos Hrisopulos Gemisi
    Zemberek
    Çamaşır İpleri ve Don Gömlek Hayaletleri
    Ben Ne Yapayım?
    Havuz Başı
    Uzun Ömer
    Kraliçenin Evinde
    Açık Hava Oteli
    Diş ve Diş Ağrısı Nedir Bilmeyen Adam
    Jimnastik Yapan Adam
    Bir İlkbahar Hikayesi
    Serseri Çocukla Köpek
    Fındık
    Eftalikus’un Kahvesi
    Sinağrit Baba
    Son Kuşlar
    Sivriada Geceleri
    Haritada Bir Nokta
    Hişt, Hişt!…
    Dülger Balığının Ölümü

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •