Ani ( Ocaklı ) Harabeleri: Kars'a 48 km uzaklıktadır.Mevcut Ocaklı Köyü yakınında Türkiye-Ermenistan sınırına yakın Arpaçay nehri kenarında konumlanan kentin kuruluşu M.O. 350-300 yıllarına dayanmaktadır. Ani ülkemizi ziyaret eden turistlerin önemli uğrak merkezlerinden birisidir. Ani'de kent surları, Ortaçağ kiliseleri Selçuklu mimari eserleri görülmeye değerdir.

Selçuk Sarayı:
Ani ören yerinin kuzeybatı ucunda yer almakta olup, oldukça görkemlidir. Dış kapısında bulunan zengin mozaik şeklindeki taç kapısı geometrik motiflerle süslenmiştir. İçte muhtelif odalar, galeri, depolar ile çeşmesiyle büyük bir yapı kompleksi oluşturur.

Surlar:
Kuzey surları ilk defa 972'de yapılmıştır. 977-990 yıllarında doğu surları eklenerek, güçlendirilmiştir.Kuzeyde yer alan üç giriş kapısı görülmeye değerdir.12. yy.da Selçuklular tarafından hastane olarak kullanılan Ejderha Kulesi Anadolu'nun en eski hastanelerindendir.

Beylerbeyi Sarayı:
Kale eteğindeki Saray, 1579'da Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. İki katlı olan yapı 1828 yılına kadar Kars Hükümet Konağı olarak kullanılmıştır.

Kars İl Merkezinde, Anı Ören Yerinde Görülecek Tarihi Yerler.
Camuşlu Kaya Resimleri : Kars ili Kağızman ilçesi Camuşlu Köyünde bulunan kaya resimleri bölgemizdeki en eski yerleşim merkezidir.Yapılan arkeolojik çalışmalar mağaraların paleolitik (Yontma Taş) çağının son evresinde M.Ö.13000 yıllarında iskan gördüğünü kanıtlamıştır.Mağaralarda bulunan sert granit taş iki blok üzerine geyik ve dağ keçisi resimleri kazıma tekniği ile işlenmiş olup resimler oldukça realisttir.

Kars Kalesi:


M.S.1153 yılında Selçuklulara bağlı Saltuklu Sultanı Melik İzzeddin’in emri ile Veziri Firuz Akay tarafından yaptırılmıştır.Kenti çevreleyen dış kale surları da 12.yy’da inşa edilmeye başlanmış 1386 tarihinde Timur tarafından yıkılan kale 1579 yılında Osmanlı padişahı III.Murat’ın fermanı ile Kars’a gelen Lala Mustafa Paşa tarafından kale ve dış cephe surları yeniden yaptırılmıştır.1616 ve 1636 yıllarında iki defa onarım gören kale doğu-batı istikametinde 250m, kuzey-güney istikametinde yaklaşık 90m’dir.Kars Kalesi’nin dış cephe surları kesme bazalt taştan yapılmış olupb üyük istinat duvarları ile çevrilidir.

Üç büyük kapısı olan kalenin kuzeydeki ana giriş kapısı kale önündeki boşluğa açılmaktadır.Bu yapılar arasında kalenin en yüksek noktası olan kale burcuna doğru taş döşemeli bir cadde mevcut olup caddenin bitiminden itibaren merdivenlerle kale burcuna ulaşılmaktadır.Kars Kalesi içerisinde 12.yy’dan kalma Celal Baba Türbesi,Askeri Koğuşlar,Tarlalar,Cephanelik ve bir adet Mescit yer almaktadır.Sit alanı olarak ilan edilen Kars Kalesi kentten bakıldığında etkileyici bir görünüme sahiptir.
Havariler Kilisesi (Kümbet Camii): Kars Kalesi’nin güney eteğinde Kale içi Mahallesinde yer alan Havariler Kilisesi şehirdeki Ermeni kiliselerinden birisi olup Bagratlı Krallığı döneminde Kral Abbas tarafından M.S.932-937 yılları arasında yaptırılmıştır.Kilise merkezi planlı olup dört yonca yaprağını andıran, dört nişle genişleyen dik açılı bir mekana sahiptir.Kubbeyi oluşturan kasnak kısmı uzun konik biçiminde olup kubbe altındaki nişler içte yuvarlak dışta beş köşeli olarak yapılmıştır.Kilisenin ana giriş kapısı batı yönünde olup ayrıca güney ve kuzey yönlerinde iki giriş kapısı daha bulunmaktadır.Apsis yarım daire biçiminde olup apsiside içerisine alan12m çapındaki kubbe altı ana mekanı 8 adet ince uzun tonoz kemerli pencere ile aydınlatılmıştır.Havariler Kilisesi yöreye özgü düzgün kesme bazalt taşından yapılmıştır.
Taş Köprü : Kars Çayı’nın Dereiçi Mahallesine akan kısmında Kaleiçi Mahallesi ile Sukapı Mahallesini ayıran dar boğaz üzerinde M.S.1579 yılında Osmanlı padişahı III.Murat’ın emri ile Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılan üç tonoz kemerli olarak yaptırılan köprünün tamamı düzgün kesme bazalt taşından yapılmış olup daha sonra bir kısmı yıkılan köprüyü Karahanoğlu Hacı Ebübekir 1725 yılında yeniden yaptırmıştır.

Osmanlı Dönemi Hamamları :
Kaleiçi Mahallesi ve Sukapı Mahallesinin kesiştiği yerde Kars Çayı’nın doğu yanında Mazlumoğlu ve Topçuoğlu Hamamı Kars Çayı’nın batısında ise İlbeyioğlu Hamamı bulunmaktadır.Hamamlar 17.yy başında Osmanlı mimari tekniğinde yapılmış olup günümüzde bu hamamlardan Topçuoğlu ve Mazlumoğlu Hamamı hizmete açık bulunmaktadır.
Beylerbeyi Sarayı : Kars Kalesi’nin eteğinde Lala Mustafa Paşa tarafından 1579 yılında yaptırılan Saray iki katlı olup tamamı düzgün kesme bazalt taşından yapılmıştır.Sarayın asıl giriş kapısı batı istikametinde olup zemin katla birinci katı ayıran ahşap tavan tamamen yıkılmıştır.Saray 1878 yılına kadar Sancak Konağı olarak kullanılmış, 1918 yılına kadar Hükümet Konağı olarak kullanılmış, 1918 yılında saray terkedilmiştir.
Gazi Ahmet Muhtar Paşa Konağı : Ortakapı Mahallesinde yer alan konak 19.yy’ın ilk çeyreğinde inşa edilmiş Osmanlı Dönemi yapılarındandır.Konak 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı sırasında Kars’a gelen Doğu Cephesi Komutanı Gazi Ahmet Muhtar Paşa tarafından bir yıl süreyle karargah binası olarak kullanılmıştır.Konak özgün Osmanlı mimari yapısıyla şehirdeki önemli sivil mimarlık örneklerinden birisi olup özellikle konağın birinci katındaki ahşap süslemeli balkon döneminin mimari özelliklerini yansıtmaktadır.Konak günümüzde Kars Valiliği tarafından restore edilerek Gazi Ahmet Muhtar Paşa Sergi salonu olarak hizmete açılmıştır.
Evliya Camii : Kaleiçi Mahallesinde yer alan Evliya Camii Lala Mustafa Paşa tarafından 1579 yılında yaptırılan camii haziresinde yer alan Hasan-ı Harakan isimli Anadolu Evliyalarından birisi olan bu evliyanın ismine izafeten yaptırılmış olup Evliya’ya ait türbede günümüzde camii hazinesi içinde yer almaktadır.Camii 1998 yılında restore edilmiş olup minaresi orjinal Osmanlı mimarisini korumuştur.




Yusuf Paşa Camii : Yusufpaşa Mahallesinde bulunan camii Kars Beylerbeyi Seyit Yusuf Paşa tarafından kendi adına izafeten 1664 yılında yaptırılmış olup gri ve beyaz bazalt taştan inşa ettirilmiştir.Caminin giriş kapısındaki Osmanlıca kitabe günümüze kadar ulaşmıştır.Camii halen ibadete açık bulunmaktadır.
Fethiye Camii : Ortakapı Mahallesinde bulunan Fethiye Camii 19.yy sonlarında Ruslar tarafından Baltık Mimari tarzında kilise olarak yaptırılmış olup bina Cumhuriyetin ilk yıllarından sonra Kapalı Spor Salonu olarak kullanılmış 1985 yılında ise camiye çevrilmiştir.
Abukhamrents (Polatğolu) Kilisesi : Ören Yeriri’nin kuzeybatısında Bostanlar deresinin üzerindeki surlara yakın plato üzerinde kurulan kilise M.S 980 yılında Prens Pahlavuni tarafından yaptırılmıştır. Silindirik bir yapıya sahip olan kilise sekizgen kubbeli olup kubbenin temeli derin yüzeyi ayıran birbirine geçmiş ince sütunların desteklediği 6 kenar sütun üzerinde durmaktadır. Güneydoğuya açılan tek kapısı bulunan kilisenin sekizgen kubbesinin her köşesinde birer pencere mevcuttur. Kilisenin apsisinin bulunmayışı bu kilisenin bir aile mezarlığı anısına anıt mezar binası olarak kullanıldığı sonucu doğurmaktadır. Kilisenin güney cephe duvarında oyma tekniği ile yapılmış bir güneş saati dikkat çekicidir.




Aziz Prkich Kilisesi :Anı Ören Yerin’in güney doğusunda büyük Katadral’e yakın bir noktada inşa edilmiş olan kilisenin yarısı sonradan yıkılmıştır. Kilise M.S 1036 yılında yapılmış olup zemini daire planlıdır. Kilise mimarisi kubbeli ve iki kısımdan oluşmuştur. İç mekanda sekiz köşegen mevcut olup doğu istikametindeki yarım kubbe diğer kubbeden daha geniştir. İki düzlemden meydana gelen sütunlar bu bölümü de ayırır. 1036 yılında kral III.Sembat tarfından yaptırılan kilise 1291 ve 1342 yıllarında Atabekler tarafından restore etirilmiştir. 1930’lu yıllarda ise bir yıldırım düşmesi sonucu kilisenin yarısı yıkılmıştır.

Selçuklu Sarayı :
Ören Yerinin kuzeybatı istikametinde sarp bir kayalık üzerinde kurulan bu muhteşem saray yapım tarihi belli olmamakla beraber muhtemelen 1064 yılında Selçukluların Anı’yı fethinden sonra Ebul Menucehr Bey tarafından şehirde başlatılan imar çalışmaları sırasında yapılmış olmalıdır. Orjinal iki katlı olan binanın birinci katı ahşap olduğundan yıkılmış günümüze zemin katla bodrum katı ulaşmıştır. Özellikle sarayın girişini oluşturan portal kapı Selçuklu Mimarisini en güzel taş işçiliğini sergileyen yıldız motiflerden oluşmuştur. Sarayın bodrum katını oluşturan tonoz kemerli bölümleri kışları ambar olarak kullanılmış L şeklindeki zemin kat ise asıl saray olarak kullanılmıştır. 12. yy.’ın karakteristik Selçuklu süsleme tarzı ile yapılan dikdörtgen planlı saray büyük bir salon ve bu salonun etrafına dağılmış odalardan oluşmuştur. Selçuklu Sarayı içerisinde bulunan şadırvan bu muhteşem yapının diğer bir dikkat çekici mimari özelliğini sergiler.




Selçuklu Kervan Sarayı : Anı Ören Yerinin merkezinde yer alan Kervan Saray 12. yy. başlarında yapılmış olup Ören Yeri içerisinde bulunan antik ana cadde üzerinde inşa edilmiştir. Kervan Sarayı’n taç kapısı süslemeleri orjinal Selçuklu mimarisini yansıtmaktadır. Kervan Saray 10. yy.da inşa edilen Arekletos Kilisesi ile daha sonra birleştirilerek yapılmıştır.
Küçük Hamam : Ani Ören Yerinde Arapçay’ın kuzey batısında Arapçay’la Tatarcık deresinin birleştiği alanda bulunan Bey sekizi kapısının 100m güneyinde bulunmaktadır. Selçuklu mimari tarzında yapılan hamam dört eyvan ve dört halvet odasından oluşmuş odaların kapı girişleri sivri kemerli olarak yapılmıştır. Ayrıca eyvanlar beşik tonoz kemerlerle örtülmüştür. Hamamın girişi batı istikametinde olup buradan bir koridorla soyunma odalarına ulaşılır. Ayrıca bu koridorun kuzeyinde bir ılıklıkve ılıklığın yapısında külhan kısmı bulunmaktadır.
Menucehr Camii : Ören Yerinde iç kaleye çıkan yolun güneyinde bulunan pilato üzerine inşa edilen Ebul Menucehr Camii planı bilinen ve günümüze sağlam bir şekilde ulaşan en eski Selçuklu eseridir. Ani şehrinin Selçuklular tarafından fetih edilmesinden sonra 1072yılında Ebul Menucehr Bey tarafından yaptırılan camii Sivas Divriği Ulu Camii’nden daha önce yapıldığı için Anadolu’daki ilk Türk camisi olma özelliğini de taşımaktadır. Camii iki katlı ve dikdörtgen planlı olup zemin kat Arpaçay vadisine bakan kısımda toprağa gömülü olarak yapılmış olup dört odadan oluşmaktadır. Camiinin bu kısmı medrese olarak kullanılmış medrese üzerindeki birinci kat ise fil ayağı sütun kemerlerle birbirne bağlanarak iç mekanda geniş kubbeyi taşımaktadır. Kemerler arasında kalan yıldız motifli süslemeler özellikle dikkat çekicidir. Camiye bitişik olarak yapılan 99 basamaklı taş minarede günümüze kadar ayakta kalmıştır. Caminin tamamı düzgün kesme tüf taşından yapılmıştır.




Genç Kızlar Kilisesi : Türkiye Ermenistan sınırını ayıran Arpaçay Nehri Vadisi’nin batı yanında bulunan kilise Ören Yerine ulaşan kervan yolunun başlangıç noktasında inşa edilmiştir. Mimari yapısı ve süslemeleri dikkate alındığında 13. yy’ın karakteristik özelliğini taşıyan kilise silindirik bir plana sahip olup üzerindeki kubbe çadır görünümündedir. Giriş kapısı kervan yoluna bakan kuzeybatı istikametinde bulunan kilisenin dış cephe duvarları üzerinden kabartma geometrik süslemeler mevcuttur. Altı bölmeli dış cephe duvarının kemerleri arasında bulunan pencereler içeriyi aydınlatmaktadır. Kilisenin etrafı sur duvarları ile çevrili olup kuzey istikametteki sarp kayalıklara doğru uzayan kervan yoluna kilise bir galeri ile bağlanmıştır. Üzeri kemer tonozlu olan galerinin önemli bir kısmı yıkılmıştır.

Bakireler Manastırı :
Türkiye Ermenistan sınırının ne uç noktasında Arpaçay Nehri’nin aktığı derin vadi üzerindeki sarp kayalıklar üzerine kurulan bu kilisenin yapım tarihi belli olmamakla birlikte M.Ö. 10. yy. sonlarında yapıldığı anlaşılmaktadır. Bazilikal planlı manastır özel bir ibadet yeri olup manastırın kuzey ve güney cephe duvarları yarım daire şeklindeki kemerlerle batı yönündeki galeriye ulaşmaktadır. Manastırın diğer bir kapısı olan batı kapısı ise diğer kapıya göre daha küçük olup sarp kayalıklara doğru açılmaktadır. Manastır Ören Yerindeki ulaşılması en zor olan sarp kayalıklar üzerine kurulduğundan günümüze sağlam bir şekilde ulaşmıştır.

Av Köşkü :
Sarıkamış İlçesi İnönü mahallesinde bulunan Av Köşkü 19.yy sonunda Kars’ın kırk yıllık Rus işgalinde kaldığı dönemde Baltık Mimari tarzında tamamı ahşap hatıllarla yapılmıştır. Köşk tek katlı olup kuzey yönündeki kapısına iki sütunla girilmekte olup bu cephede bulunan pencerelerin üzeri sivri kemerli yapılmıştır. Köşkün zemini düzgün kesme bazalt taşından yer yer bir metre yüksekliğinde yapılmıştır.
Yanık Kilise : İlçe merkezinde İnönü mahallesinde bulunan kilise 19 yy. sonunda Ruslar tarafından Baltık Mimari tarzında yapılmış olup kilisenin tamamı düzgün kesme bazalt taşından yapılmıştır. Kilisenin duvar cephelerinde yalancı sütunlar ve çatı alınlıklarında yalancı tonoz kemer süslemeleri mevcuttur. Dikdörtgen şeklindeki bazikal planlı kilise binası günümüzde camiye çevrilmiş olup, ibadete açık tutulmaktadır.



Kars Müzesi : İstasyon Mahallesinde bulunan Kars Müzesi 1959 yılında kurulmuş, 1969 yılında müze müdürlüğüne dönüştürülmüştür, 1978 yılında da bugünkü modern binada hizmete açılmıştır.Doğu Anadolu Bölgesinin en önemli müzelerinden birisi olan Kars Müzesi genel maksatlı müzelerimizden birisi olup müze arkeoloji salonu,etnografya salonu ve müze bahçesinde sergilenen taş eserlerden oluşmaktadır.Arkeoloji salonunda eski Tunç Çağı, Urartu dönemi, Roma dönemi, Pers, Part Devletleri dönemi, Sasani dönemi, Selçuklu dönemi, Karakoyunlu, Akkoyunlu dönemi ile Osmanlı dönemine ait pişmiş toprak eserler, madeni eserler, sikkeler, gözyaşı şişeleri sergilenmektedir.Etnografya salonunda ise 18. ve 19.yy’a ait yöresel giysiler, kaftanlar, halı ve kilimler, gümüş kemerler, silahlar ve mutfak kapları sergilenmektedir.Taş eserleri bölümünde ise Akkoyunlular ve Karakoyunlular dönemine ait koç, koyun ve at heykellerinden oluşan mezar taşları yer almaktadır.

Anı Ören Yeri :
Kars iline 42 km uzaklıktaki Ocaklı Köyü sınırları içerisinde yer alan Anı Ören Yeri Türkiye-Ermenistan sınırını ayıran Arpaçay Nehrinin batı yakasında Türkiye sınırları içerisinde volkanik bir tüf tabakası üzerine kurulmuş bir ortaçağ şehridir.Ören yeri Anadolu’ya İpek Yolu üzerinden girişte ilk konaklama merkezi olduğundan aynı zamanda bir ticaret merkezidir.Antik kentin zenginliği de buradan gelmektedir.Ören yerinin en eski tarihi M.Ö.5000 yıllarına kadar uzanmaktadır.Tarih öncesi dönemde Ören yerindeki yerleşim bostanlar deresi olarak bilinen vadideki volkanik oluşumlu mağaralardan oluşmuştur.Bugünkü Ören yerini oluşturan iç kale M.S.4.yy’da Kars şehrine ismini veren Karsaklılar tarafından yaptırılmıştır.Ören yerinin dış cephe surları Bagratlı Kral Aşot tarafından M.S.964 yılında yaptırılmaya başlanmış daha sonra Kral III.Sembat 978 yılında ikinci takviye sur sistemini yaptırmış 1064 yılında Selçuklu Sultanı Alparslan’ın Ani’yi feth etmesinden sonra Anı Beyi olan Ebul Menucehr tarafından 1064-1072 arasında üçüncü sur sistemini yaptırmıştır.Kale surları deve tüyü ve siyah renkli tüf taşından yer yer iki ve üç sıra halinde Horasan Harcı ile yapılmıştır.Kurulduğu arazi üzerine uyumu sağlamak amacıyla üçgenimsi bir şekilde inşa edilen surların yedi giriş kapısı mevcut olup bu kapıların en önemlileri Aslanlı Kapı, Kars Kapısı, Sarnıçlı Kapılardır.Şehrin surları uzun kuşatmalara dayanıklı hale getirmek için surlar arasına yapılan destekleme kuleleri aynı zamanda erzak ve tahıl deposu olarak kullanılmıştır.Arazinin eğimine göre yer yer 5m yüksekliğe kadar oluşan surların dış cephelerinde Haç motivleri, Aslan ve yılan kabartmalı rölyefler, çini süslemeler mevcuttur.Ören yerinin ana giriş kapısı olan Aslanlı Kapı iki büyük giriş kapısından oluşmaktadır.Aslanlı Kapının bulunduğu surların doğu yanındaki burç üzerinde Selçuklu Sultanı Alparslan’ın şehri 1064 yılında feth etmesini belgeleyen dört satırlık Kufi İslami Kitabe mevcuttur.



Büyük Katedral (Fethiye Camii) : Yazıtlara ve tarihçelere göre kilisenin temelleri Bagratlı Kralı II.Sembat tarafından M.S.990 yılında atılmış ancak Kral Sembat öldükten sonra kiliseyi eşi Kraliçe KATRANİDE tarafından 1001 yılında bitirilmiştir.Kilisenin mimarı aynı yüzyılda İstanbul Ayasofya Kilisesinin tamiratını yapan TİRİDAT ustadır.
Kilisenin planı haç şeklinde olup ortadaki alan kemerleri taşıyan dayanıklı sütunlar ile sınırlandırılmıştır.Yarım daire şeklindeki apsis kilisenin diğer kısımlarından yüksek olup, heykel oyukları ile süslenmiştir.Apsisteki bu süsleme biçimi 11.yy kilise mimarisinin tipik bir örneğidir.Bazilikal haç planlı binanın üç giriş kapısı mevcut olup bu kapılardan batıdaki halk kapısı, kuzeydeki patrik kapısı, güneydeki de kral kapısıdır.Kilise kemerli dar ve yüksek pencereler ile aydınlatılmıştır.Kilisenin cephe duvarları kemerlerle bölünmüş olup bu kemerler sütunlarla birleştirilmiştir.Kilisenin apsis bölümünde iç mekandaki fresklerin 13.yy’da yapıldığı tahmin edilmektedir.Kırmızı renkli tüf taşından inşa edilen katedral basamaklı bir zemin üzerine kurulmuş olup kubbesi ve çan kulesi kuzey cephesindeki duvarın bir kısmı ile birlikte yıkılmıştır.Katedral 1064 yılında Sultan Alparslan’ın Anı’yı feth etmesinden sonra camiye çevrilmiş ve ilk fetih namazı kılınmıştır.Bu sebeple Büyük Katedral’e Fethiye Camii’de denilmektedir.

Tigran Honents (Resimli) Kilise :
Anı Ören Yerinin kuzey doğusundaki Mığmığ Deresi’nin Arpaçay Nehri’ne karıştığı yer üzerinde yükselen seki biçimindeki bir arazi üzerine kurulan kilise 1215 yılında Anılı bir tüccar olan Tigran Honents tarafından inşa ettirilmiştir. Haç planı ile yapılan kilisenin zemin katının iç mekanı dört büyük sütunla kubbeye bağlanmıştır.Yarım daire şeklindeki apsis sağ ve soldaki iki katlı günah çıkarma odaları ile çevrilmiştir.Kilisenin çevresi dikdörtgen planlı olup cephelerin çatı alınlıklarında rölyef hayvan figürleri ile süslenmiştir.Bu kilise özellikle iç mekanındaki fresklerle dikkat çekicidir.Kilisenin iç cephe duvarları ile kubbe kısmında Hz.İsa’nın doğumundan ölümüne kadar geçen olayları sembolize eden freskler mevcuttu