Toplam 2 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 2 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    Gabar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Title
    Site Sahibi
    Üyelik tarihi
    11.Ocak.2009
    Mesajlar
    20,811
    Konular
    10778
    Aldığı Beğeni
    2
    Verdiği Beğeni
    0

    avesta dini-pers dini aynı mı?

    avesta dini-pers dini aynı mı?

    Newroz Efsanesi'nin bütün figürlerini Avesta'da yakaladığımız için, Avesta'nın; bilhassa Genç Avesta denilen Zarathuştra sonrası şekillendirilen Avesta'nın, hangi halk grubunun kültürel mirası olduğunu çok iyi ve objektiviteye uyarak ortaya koymamız çok önemlidir. Bunu daha önce de kaydetmiştik. Çünkü Avesta hangi Aryani grubun kültürel mirası ise onun içerdiği figürleri esas alarak şekillenen Newroz gibi festivaller de o halk grubunun kültürel mirası olacaktır. Bu gayet doğaldır. Yukarıda ortaya koyduğumuz sorunun doğru ve ön yargısız çözümlenmesi gerekir. Çünkü Batılı Bilim Çevreleri'nin hazırladığı ansiklopediler ve benzeri kaynaklar, çoğunluk itibariyle Persler'in eski dinleri ile Avestik dini (Bahdin) aynı görürler. Bu durumda bir kitaplığın raflarına uzanan bir genç, özellikle bir Kürt Genci, ilk olarak bu yanlışı veya -eğer aksi sabitse- bu gerçeği beynine işler. Bizim bu sorunu, yani Avesta Dini ile diğer Aryani dinler, özellikle araştırmacıları en çok kafa karışıklığına iten eski Pers Dini arasındaki kalın çizgileriyle ifade edilebilecek olan farkları ortaya koymamız yaşanan karmaşanın neredeyse tümden, en aşağısından Kürtler'in konu hakkındaki tereddütlerinin tümden, kaybolmasına yardımcı olacak, bulanıklığı giderecektir.
    Akamenid dönemi Pers Dinleri ile Genç Avesta'da formunu bulan Med Dinleri arasında derin ayrılıkların varlığı uzun boylu araştırmaları gerektirmeyecek kadar açıktır. Öyle ki, bu ayrılıklar bazan birer zıtlığa dönüşür. Bu konuda pek çok ciddi araştırmacı arasında net bir konsensus vardır. Mesela Paris Üniversitesi'nden Beneviste (1929) iki din arasındaki farklılıkları, Grek Düşünürleri'ne ve yazıtlara dayarak çok açık bir şekilde verir. Çok şüpheci bir yaklaşım sergilediği bir makale ile konuyu irdeleyen Richard N. Frye bile; 'Now we may assume the same religious development for the Achaemenids as with the Median rulers since the former probably obtained their religious consepts from the Medes (Unvala Memorial vol. 1964-abç). Yani Medler önceden bazı dini konseptlere sahiptiler. Bu konseptler daha sonra Akamenidler tarafından da (tabii ki belli bir süre sonra) benimsenmiştir. Yani başlangıçta iki ayrı dinsel konsept vardır. Frye'nin bu kanaatı makalesi boyunca daha da güçlenerek devam eder. Öte yandan aksi iddialar da kuvvetle savunuluyordu. Mesela Tarapore (Unvala Memorial..., 1964), herhalde kökeni itibariyle etkilenmiş olacak ki, büyük bir şevk ve azimle yazıtların içeriğinin yasnalarla hatta Gathalar'la bir bütünlük arz ettiğini anlatmaya çalışır. Bunu da tarafsızlık adına vermiş olalım. Biz yine de iki din arasındaki farklılıkları objektif delilleri ile açıklamaya çalışacağız. Aşağıda, söz konusu farklılıkları maddeler halinde bulacaksınız.
    Şimdi bu farkların en önemlilerini ele alalım.
    a) ölü gömme:

    İlk olarak ölü gömme ve açıkta bırakma ikilemi ile incelemelerimize başlayalım. Med Dini ile Akamenid Pers Dini arasındaki en temel felsefi ayrılık, burada kendisini ele verir. Avesta'da (Genç Avesta'da) tarif edilen Med Dini'ne göre vücut, sadece ruhu taşımak, onun düşünce seçimine göre eylemde bulunmak için şekillenmiştir. Zerdüşti inancına göre (orijinal Zarathuştracılığı kastetmiyorum, Med Dönemi Avesta'sında yer alan düşünce sistemine göre düşünce arz ediyorum) insan öldüğü zaman, geriye kalan vücud, bilhassa kemiklerin dışındaki kısmı, tabiatı kirleten bir 'Nasu'dur. Bundan dolayı vücudun öldüğü andaki haliyle toprağa verilmemesi gerekir. Eğer böyle yapılırsa temiz tabiat kirletilmiş olur. Ölü gömmek, Avesta'nın Vendidad'ından da açıkça anlaşıldığı kadarıyla en büyük suçtur (ölüyü açıkta bırakma olayını Herodot da zikreder, bkz; Herodot; I,140). Avesta'nın emri gereği vücut bir dağın tepesine, 'daxma' denilen etrafı çevrili, üstü açık, mezarımsı bir alana bırakılacak, 'Ahura Mazda'nın kuşları ve kurtları' onun etini yiyerek yok edecek, böylece tabiatı, bilhassa suları ve toprağı bu pislenme olayından koruyacaklardır. geriye kalan kemikler ise en fazla bir yıl içerisinde gömülecekler. Genç Avesta'nın ifade ettiği dinde ruh sorgulanır, ruh cennete veya cehenneme gider, ceset değil. Cennet, yani Vahişta, şarkılar evi, Ahura Mazda ile birleşilen mekandır. Ceset ise, her maddi varlık gibi, Kötü Güç'ün, yani Angra Mainyu'nun ona saldığı kötüden arındıktan sonra sonsuz ilahi ışığa katılır.
    Zarathuştra dinini kabul etmiş olan Sasani döneminde, ki bu çok tutucu bir Zerdüştilik dönemidir, Seoses adlı bir başbakan, sırf ölüsünü gömdü diye ölüme mahkum edilmişti (Procopios, De Bello Persico,I).
    Pers dininde ise insan, cesedi ile bir bütündür. İnsan öldüğü zaman onun yer altı cennetine doğru yolculuğu da başlar. Pers Dini'nde işaret edilen cennetin hükümdarı Hint Mitolojisi'ndeki Yama'dır. Bundan dolayı ölü ne kadar derine gömülürse, yer altı cennetine varma süresi o kadar kısaltılmış olur. Hatta yer altı cennetine sağlam bir şekilde varmak için cesedin bozulmaması da gerekir. O halde asiller, ölülerini mümkün mertebe mumyalayarak ve en derine gömerek onların nihai cennete çabuk ve sağlam varmaları için yardımcı olacaklardır. Bu dini inanç, Doğu Aryanlar'ın en eski dini inancıdır. Biz Orjinal Zarathuştra Dini'nin bu konudaki tutumunu bilmiyoruz. Çünkü bu konuya açıklık getirebilecek olan Gathik Avesta'nın ilgili kısımları kayıptır. Elimizdeki Avesta, ki bunu Genç Avesta olarak adlandırıyoruz, ölü gömme/gömmeme olayını yukarıda kaydettiğimiz şekilde işler. Bu ise Med Dini'nin kendisidir, başka bir şey değil. Biz burada Zarathuştra Dini'nin orijinal şeklini değil, Kürtler'in atalarının, Medler'in bu dini nasıl anladıklarına bakıyoruz.

  2. #2
    Gabar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Title
    Site Sahibi
    Üyelik tarihi
    11.Ocak.2009
    Mesajlar
    20,811
    Konular
    10778
    Aldığı Beğeni
    2
    Verdiği Beğeni
    0
    b) kurban:
    Bir diğer önemli pratik ayrılık; kurban adama, özellikle insanı tanrılara kurban olarak adama olayıdır. Avesta'da kurban adama işlemi çok katı kurallara bağlanmıştır. Kurban konusundaki kurallar, neredeyse Avesta'nın yasnalar bölümünün (Genç kısımları itibariyle) tümünün ortak içeriğidir. Zarathuştra, Doğu Aryan Mitolojisi'ni, özellikle Med Mitoloji'sini reforme ederken, onu en fazla etkiliyen, belki de dini reforme etmeye iten şey, kırsal alan emekçilerinin durumuydu. Bu insanların büyük emek harcayarak yetiştirdikleri hayvanlarına, Zarathuştra'nın kendi deyimiyle; 'zalim tiranlar' insafsızca el koyuyor, tanrılarına kurban ediyorlardı. Tanrılarına en fazla kurban adayabilen tiranlar, en büyük krallar olarak kabul görürlerdi. Bunun mutlaka engellenmesi gerekiyordu.
    Öte yandan Zarathuştra'nın şekil verdiği din bir yönüyle yerleşik topluma geçiş dini olarak anılır. Zarathuştra'nın yaşadığı toplumda hayvan kurban etme, yukarıda değindiğimiz dini ayinler nedeniyle, bir ara katliama dönüşmüştü. Bu katliam kuşkusuz ki en fazla hayvancılıkla uğraşmakta olan insanları etkiliyor, onların zenginliklerinin kaybolmasına yol açıyordu. Oysa halkın bu şekilde fakirleşmesi, çoğu yabancı istilacı olan yöneticilerin umurunda bile değildi. Yöneticiler bazan kabilelere baskınlar yaparak onların sürülerine zorla el koyuyor ve 'sayesinde zafer kazandıkları'nı varsaydıkları tanrılarına kurban ediyorlardı. Zarathuştra bundan dolayı kurban adama olayını çok sıkı kurallara bağladı. Bazı hallerde imkansız hale getirdi. Hele insan kurban etme, en büyük günahlardan biri olarak kabul edildi. Bu yasak, bütün bozukluklara rağmen Genç Avesta'da da aynen muhafaza edilmiştir. Demek ki bu ayrıca bir Med geleneğidir de. Fakat Akamenidler'de, tam da Zarathuştra dini yaygınlaşmışken, kurban adama olayı çok yaygındı (Bkz; Yazıtlar). Krallar, zaferlerden sonra ve özel günlerde tanrılara şükretmek amacıyla kurban ettikleri hayvan sayısı ile övünürlerdi.
    Bu arada yer altı tanrılarına insan kurban etmekten de geri durmuyorlardı. Xerxes döneminde vukubulan bu tür iki kurban olayı, örnek alınmaya değer:
    Xerxes'in eşi Amertris, ihtiyarlamaktan çok korkuyordu. Bunun için ne lazımsa yapmaya hazırdı. Kraliçe saray kahinlerinin tavsiyesine uyarak, yine saray çevresinden bazı asillerin çocukları arasından, 7 erkek ve 7 kız çocuğunu iki seferde canlı canlı toprağa gömerek yeraltı tanrısına kurban eder. Böylece yer altı tanrısını memnun edecek, ihtiyarlamayacaktı. Eşi Xerxes ise Grekland'a yaptığı seferde, Trakya'da, Strymon Irmağı'nın aşacağı geçite vardığında, ki buraya Dokuz Yol ağzı deniliyordu, yerlilerin çocuklarından 9'u erkek, 9'u genç kız olmak üzere 18 genci canlı olarak gömmek suretiyle tanrılara kurban ederek, bu tanrıların yaptığı Grek seferinde kendisine yardımcı olacaklarını umar (Herodot, VII.114). Bu iki olay, Genç Avestik de olsa Zerdüştizm'in tamamen red ettiği ve bir çok bakımdan çok büyük birer günah saydığı olaylardır. Her şeyden önce insan kurban edilmez. Hatta bazı istisna durumlar dışında insan öldürülemez. İkincisi ve en önemlisi kötü güçlere (mesela eğer inanılıyorsa yeraltı tanrılarına) kurban gibi adaklarda bulunmak yasaktır. Kötü ile sadece mücadele edilir. Ona kurban keserek, adaklar adayarak şeref verilmez.
    Pers Dini'nde kurban etme ritueli de Medler'inki ile uyuşmaz. Pers adetlerinde özel bir kurban yeri, bir altar bulunmaz. Ayrıca tanrı heykelleri, kabartmaları veya resimleri de yasaktı (Herodot, 1.131). Kurban törenini icra etmek için ateş'in karşısında bulunmak veya ateş'in bulunduğu bir ortam da şart değildir. Homa gibi içkiler de şart değildir. Özel rituel müziği hiç şart değildir. Kurban sahibi, kurban edeceği hayvan ile birlikte temiz bir meydana çıkar. Orada hayvanı kurban edeceği tanrının adını zikreder (Auramazda, güneş, ay, yer, ateş, su veya rüzgar). Kurban adayan direkt kendisi için bir şey dilemez. Bütün Persler için (kendisi de pers olduğu için, dolaylı olarak kendisi için), ve büyük kral için iyilik diler. Bütün hazırlıkları yaptıktan, kurban etini pişirip parçalara ayırdıktan, onları temiz çayırın üstüne serdikten sonra bir rahip çağırır ve bu rahip dini bazı parçalar okur. Tören böylece biter. Daha sonraki safhada kurban sahibi, kurban etini istediği gibi kullanır (Herodot, 1.132).
    Oysa Avesta'da veya Medya'da kurban töreni mutlaka ateşin karşısında yerine getirilir. Kurban etme işi mutlaka Magular tarafından yerine getirilir. Eğer hazırda bir magu yoksa, ilim sahibi veya ilimden nasibini almış bir insan bu işi yerine getirir. Kurban töreni sırasında Homa özsuyu yoksa o kurban geçersizdir. Kurban töreni mutlaka ilahiler eşliğinde yerine getirilir. Kurban eti üç bölüme ayrılır. Birinci bölüm Magu'nun hakkı, ikinci bölüm fakirin hakkı, üçüncü bölüm ise kurban sahibinin hakkıdır. Kurban verme sırasında Avesta'nın ilgili bölümü mutlaka okunur. Kurban verme sırasında uygun bir müzik de terennüm edilir.
    c) tanrı:
    Yazıtlarda takdım edildiği kadarıyla Akamenid Dönemi Pers Dini, en aşağısından Artaxerxes dönemine kadar, tek tanrılı bir din değildir. Fakat anlaşıldığı kadarıyla, Darius ve oğlu Xerxes döneminde kraliyet ailesi, daha sonra da devam edeceği gibi, 'Auramazda' şeklinde tek kelimeye çevirdikleri Ahura Mazda'ya tanrı olarak tapıyor ve onu diğer tanrılardan daha üstün sayıyorlardı. Yazıtlarda Auramazda'yı tanrıların en büyüğü; 'Auramazda... masişta bagãnãm' olarak kabul ediyorlardı. Yazıtlarda ayrıca yer alan; Auramazda ve varolan diğer tanrılar 'utã aniyã bagãha tyaiy hantiy' ile birlikte, Auramazda, kabile tanrıları ile birlikte; 'Auramazda hadã visaibiş' gibi ibareler, çok tanrıcılığı gösteren somut delillerdir. Moulton çok kesin bir dille; 'Darius is of course no monotheist in the strict sense of the word' (Moulton, 1913) şeklindeki bir ifadeyle Darius'un tek tanrıcı olmadığını kaydeder.
    Bu konuda yazıtlar, yukarıda da gösterdiğimiz gibi, çok şey söyleyecek durumdadırlar. Öte yandan Xerxes'ten itibaren işbaşı yapan Akamenid kralları Auramazda'yı 'Aryanlar'ın ortak tanrısı' olarak kabul ettirmek için çaba harcadılar (bkz; Behistun Yazıtları). Buna rağmen bazı yazarlar, Auramazda kavramının, yazıtlarda yer verildiği biçimiyle olaya baktıklarında, Darius'un 'hisleri itibariyle' katıksız bir tek tanrıcı olduğunu kaydederler. Bu da bir anlayıştır. Ama biz somuta bakacağız. Somut ise yazıtlarda açıkça kaydedilmiştir. Yazıtlarda okunduğu kadarıyla Pers Dini'nin başlangıçta çok tanrılı bir din olduğu, hemen her kabilenin ayrı bir 'büyük tanrı'ya sahip olduğu açıkça anlaşılıyor. Bu tip tanrı bolluğunu İslamiyet öncesi Araplar'da da görebiliriz. Onlarda da hemen her kabilenin ve hatta her ailenin kendi tanrısı vardı. Fakat bu tanrılardan, kral ailesince veya güçlü kabile şeflerince tapılan bazıları 'daha büyük' veya görece olarak 'en büyük' sayılıyordu.
    Oysa Avesta'nın takdim ettiği dinde, ki buna Mazda Yasnacılık-Mazda tapıcıları dini deniliyor, tek tanrı hakimdir. Bazı yazarların; ki bunlar arasında Mary Boyce çok önde bir yer alır, Avesta Dini'ni 'tek tanrıcılığa bir protesto' olarak tanımlarlar. Bu yazarlar, Zarathuştra'nın vaaz ettiği dinde sert bir dualizm hissederler. Oysa gerçekte çok tanrıcılık değil, insanın kendi nefsi içinde ve evrende Kötü'ye karşı sert bir mücadele söz konusudur. 'Tek tanrıcılığa protesto' düşüncesinin dile getirilmesine sebep, Angra Mainyu adı verilen Kötü Güç'ün, Spenta Mainyu olarak adlandırılan İyi Güç'ten bağımsız olarak var olması gösterilir. Oysa Avesta'nın ruhunu inceleyen yazarlar 'Kötü Güç' ile Avesta'nın tanıdığı tanrı kavramını karıştırmanın imkansız olduğunu çok iyi bilirler, ki ben de bu kanıdayım. Her iki halde de; yani ister tek yaratıcı tanrı Ahura Mazda'nın Medler'de tek tanrı olarak kabul edildiğini, ister oralıların inancında bir de kötülük tanrısının varlığını kabul edin, Medler; eğer İyi'yi esas almışlarsa Angra Mainyu'ya asla tapamazlar. Çünkü o kötüdür, onunla ancak mücadele edilir.
    Persler'de tanrı 'Bagha'dır. Avesta'da ise tanrı sadece ismiyle anılır, Ahura Mazda. Avesta'da Bagha kelimesi yer almaz. Bunun yerine 'Yazata' sözcüğü kullanılır ki yazata Eski Aryanlar'da tanrı kavramıdır. Yazata kavramı, Zarathuştra Dini'ni bozarak almış olan Genç Avesta'da, Önasya Dinleri'ndeki 'melek' kavramını karşılar şekilde kullanılmışsa da, bu dini kitabın ortaya çıktığı Med toplumunda Yazata, tanrı veya çoğul; yazatanãm tanrılar anlamında kullanılıyordu. Bu kelime daha sonra zaman içinde değişime uğrayarak şimdiki Kürtçe'de hala 'Yazdan' şeklinde, tanrı anlamına kullanılmaktadır (Yazdanê dilovan).

Benzer Konular

  1. avesta'nın temel figürleri:
    Konu Sahibi Gabar Forum Güzel Yazılar / Makaleler
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 16.Ocak.2010, 20:28
  2. avesta nereli?
    Konu Sahibi Gabar Forum Güzel Yazılar / Makaleler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 16.Ocak.2010, 20:22
  3. Modern Şiir ve Özellikleri
    Konu Sahibi [email protected]@N Forum Türkçe-Edebiyat
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 24.Aralık.2009, 06:37

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •