Avesta düşüncesinde ölü, yukarıda da bahs ettiğimiz gibi, dağ başlarındaki 'Daxma' denilen etrafı sınırlı bir yere açıkta bırakılır. Etleri 'Ahura Mazda'nın kurtları ve kuşları' tarafından yenildikten sonra ancak kemikleri gömülebilirdi. Mandelshtam, aynı coğrafyada daha sonra bugünküne yakın ölü gömme işleminin geliştiğini kaydeder (M.Ö. II. asrın sonu veya I. asrın başı itibariyle.) Yukarıda işaret ettiğimiz gibi, bu tür gömme işlemleri de Avesta'nın ruhuna aykırıdır. Fakat yine de bazı araştırmacıların Orijinal Zarathuştracılık'taki ölü gömme olayının Genç Avesta'da yer aldığı gibi olmayacağı, Orijinal Zarathuştracılık'ta ölü gömme olayının yukarıdaki gibi olabileceği hususundaki şüphelerini de bir not şeklinde hatırlayalım. Ama eğer böyleyse de, delil yok.
Aynı arkeolog, bu kez daha yakın çağlara, M.Ö. 8. veya 7. yüzyıla ait olabileceğini hesapladığı ölü gömme ile ilgili aynı bölgedeki başka bulgulardan da bahseder. Buna göre bu kez ölüler taş bir lahide konmuşlar. Bu lahitlerin üstü kamışlarla kapatılmış. Ölü bu lahitlerin içine,yanında hiçbir eşya olmadan konmuş. Bunda amacın, ölünün vücudunun yerin temiz elementleri ile temasını kesmek olabileceği sanılıyor. Zarathuştracılığın ruhuna yine aykırı olan bu gömme işi de Genç Avesta'daki tarife uymuyor. Bütün bunlardan yola çıkarak diyebiliriz ki, M.Ö. 13-14. Yüzyıl'da net bir şekilde, M.Ö. 10. Yüzyıl'dan itibaren çok büyük bir ihtimalle bu bölgede 'Zerdüştizm'e uygun, ölüm sonrası naaşa yapılan dini muameleden bahsedemeyiz.

***