ikinci bölüm

avesta nereli?

a) genel bir bakış
Avesta'nın, Newroz'da yer alan bütün figürleri içermesi tesadüfi olamaz. Bu figürler belli bir mitolojik bütünün parçaları olarak oraya doluşmuşlardır. Eğer kaybolmamış parçaları elimizde olsaydı, çok büyük bir ihtimalle Avesta'nın Newroz'u da takdim ettiğini görürdük. Bir şey daha: Avesta'da yer alan Newroz figürleri, bir de bu figürlerin konuşulduğu coğrafya açısından önemlidir. Eğer bu figürler, Avesta'yı yeniden oluşturan rahiplerin yaşadığı coğrafyada konuşulmuyor veya söz konusu figürler orada yaşayan halkın mitolojisinde bir yer kaplamıyor idiyseler, neden bu dini eserde yer alsınlardı ki? Cemşid (Yima), Dahak (Aji Dahaka), Feridun (Threataona), Kawa (Kava) ve Ateş (Athar) gibi Newroz'un temel figürleri Avesta'ya hayat veren yazarların veya bu eseri yeniden şekillendirenlerin yaşadığı coğrafyada konuşulduğu, bunlar belli bir geleneği aksettirdikleri için orada yer aldılar. Bunu Tevrat, İncil ve Kur'an'da yer alan menkibelerin figürleri ile mukayese edebiliriz. Ad Kavmi, Adem, Nuh (Noak), Saba ülkesi vs gibi figürler Ortadoğu kaynaklı dini eserlerde (birinde olmasa diğerinde) yer aldığı halde, Avesta'da yer almazlar. Çünkü bu gibi isimler ve figürler o yörenin Aryanileri'ne yabancıydı. Ama tersine Avesta'nın figürleri de bu dini eserlerde direkt olarak yer almazlar. Çünkü bunlar da Ortadoğu'da konuşulmuyordu veya ihtiyaç değildi.. Bu bakımdan Avesta'nın nereli olduğu sorusunun cevabı, Newroz bayramını bayram yapan düşüncenin doğduğu yeri saptamak bakımından önemlidir.
Avesta'yı, Genç Avesta'yı nereye yerleştirirsek, onun figürleri de o yörenin insanlarının mitolojisine mal olurlar. Bu açıdan baktığımızda araştırmamızın can damarlarından biri Avesta'nın (Genç Avesta'nın) doğduğu coğrafyanın saptanmasıdır.
Bu festival isim olarak Avesta'da yer almamasına rağmen hiç bir ciddi kaynak, Newroz ile Zarathuştra düşüncesini biribirinden ayırmaz. Ama aynı zamanda daha geniş anlamıyla Aryan Mitolojisi'ni de Newroz'dan ayrı düşünmez. Bu anlamda Zarathuştra öncesi Aryan Mitolojisi'nde de Newroz'un, başka anlamlar yüklenerekten de olsa, önemli bir yeri olabileceğini düşünmek durumundayız. Yine de Newroz'u, bir anlam bütünlüğü içerisinde tüm Doğu Aryani Kavimler'e aynı düzeyde mal edecek kadar elimizde kaynak yoktur. Fakat bu, Zarathuştra'nın Aryan Mitolojisi'ni reforme ederek dinini oluşturduğu gerçeği ile birleştirilirse, Newroz'u sadece Zarathuştra'nın geliştirdiği din ile özdeşleştirmek, bunu dayatmak doğru olmaz. Newroz, Zarathuştra'nın reformlarından önce de kutlanmış olabilir. Ama yine de elimizde, aksini ıspatlamak için, zaman içinde geriye doğru hafif bazı belirtiler hariç hiçbir delilimiz olmadığına göre, Newroz'u Zarathuştra'ya bağlamaktan veya ona izafe edilen Avesta'nın mitsel ögeleri çerçevesinde değerlendirmekten başka çaremiz yoktur. Çünkü delillere dayanmadan bilimsel sonuçlara varmak doğru olamaz. Hatta biz, Zarathuştra'yı da bir tarafa bırakarak, esas olarak Genç Avesta'yı göz önüne getireceğiz. Çünkü hiç bir tereddüte yer kalmadan, Kürtler'in ataları olan Medler tarafından meydana getirilen eser Genç Avesta'dır ve Newroz'un figürleri esas olarak burada yer alır.
Delil veya Newroz'u açıklacak olan delillerin peşindeysek, ilk akla gelen kaynak Avesta'dır kuşkusuz. Bu eser Newroz'un figürleri'nin mitolojik konumları ile ilgili delillerle doludur. Tarih içinde pek çok saldırıya uğrayıp üç kez yeniden yapılanmak zorunda bırakılan bu eser, her şeye rağmen tek başvuru kaynağı özelliğini koruyor. Bu eser birinci kez Akamenidler'in Med Devleti'ni yıktıkları ilk yıllarda ve ikinci kez ise Makedonyalı Büyük İskender'in (Aleksandrus Codamanus) İran'ı istilasından sonra olmak üzere, milattan önce iki kez yabancı istilacıların saldırısına uğramış, kısmen de olsa yok edilmişti. Fakat Sasani döneminde Genç Avesta yeniden toparlandı. Söz konusu toparlanma döneminde bir araya getirilmiş olan Avesta'nın, ki o zamanlar 345.700 kelimeden oluşuyordu, aşağı yukarı dörtte biri olan 83.000 kelimelik kısmı, İslam istilasından sonra yaşanan yok etme kampanyalarından kurtulmuş ve Medya merkezli Doğu Aryan Mitolojisi konusunda çok güçlü ve açık bir delil olarak elimize kadar ulaşmıştır. Bu dini eserde, şuraya buraya serpiştirilmiş vaziyette, Newroz'un bütün figürleri net bir şekilde yer almaktadır. Medya'da varlığını sürdürebilmiş önemli dinlerin içinde toplandığı ve mantıksal bir bütünlük arz ederek şekillendirdiği Genç Avesta, pratikte İrano-aryanlar'ın belli bir koluna mensup bir halk grubunu temsil eden bütünlüklü bir mitoloji toplu eseridir.
Bilindiği gibi İrano-aryanlar'da ve onların en önemli kollarından biri olan Medler'de tek bir dinden bahsedilemez. Her kabilenin, genel mitoloji ile bütünlüklü de olsa, kendine özgü çizgiler taşıyan ayrı bir dini vardı. Bu dinlerden bazıları, kabileler arası ticari ilişkilerden dolayı iletişimin artması ve devletlerin ortaya çıkması ile birlikte yaşayamadan öldüler. Bazıları ise şekil değiştirerek Avesta'ya dahil olup tarih içinde akacakları bir mecraya ulaştılar. Avesta'ya konu olan ve daha sonra da Genç Avesta'ya dahil olan Homa Dini, Mithra Dini, Vayu Dini, Zurvanizm, Varathraghna Dini vs gibi dinlerin söz konusu dinsel eserde yer almaları, bu ortak dini eseri yaratanların, yani belli bir rahipler grubu tarafından, içinde yaşadığı toplumun mitolojik değerlerini nakledilmesinden ibarettir. Söz konusu rahipler, içinde yetiştikleri toplumun günlük alışılmış seramonilerini ve rituellerini, bu anlamda dini inançlarını uzun bir tarihi süreç içerisinde şekillendirmiş ve formüle etmişlerdir. Geneli itibariyle Aryanlar esas olabilirler, ki doğrusu budur, ama onların arasında özel bir Aryani kabileler topluluğu daha da aktif bir şekilde bu dine, Avestik Din'e damgasını vurmuştur. Biz şimdi Zarathuştra'dan itibaren, bir yerlerde şekillenen Avestik Din'in esas olarak hangi Aryani kabileler topluluğunun mitolojik kavramlarını formüle ettiğini saptamalıyız. O halde burada 'Avesta nereli?' sorusu çok önem kazanır ve bu sorunun dürüstlükle cevaplandırılması gerekir.
Avesta'yı yaşayan diğer Aryani dini eserler bütünü veya 'mushaf'ı olan Hindular'ın Vedaları ile birlikte inceleyenler, bu iki eserin içerdiği bir çok kavramın ortak olduğunu hayretle görürler. Fakat iki eser, bu kavramlara bazan oldukça farklı ve hatta zıt anlamlar yüklemişlerdir. Biz kabileler arasında bile ayrı dinler veya ayrı dini kavramlar bulurken, Avesta ile Rg Veda'nın bu yakınlığı hayret vericidir. Bu bakımdan karşılaşılan bazı kavramların müşterekliği elinizdeki araştırmanın okuyucularını şaşırtmasın. Fakat, yukarıda da altını çizerek kaydettiğimiz gibi, her iki dini eserde yer alan kavramlara bazan oldukça farklı, bazan da biribirlerine zıt anlamlar yüklendiğini de bilelim. Tıpkı Ortadoğu'da yaşayan üç dinde olduğu gibi..

Biz şimdi konumuza dönelim.
***
b) yanlış nerede?
Elimize ulaşan kaynakları ciddi bir şekilde incelediğimizde birincisi; hiç bir kaynakta Zarathuştra'nın vaaz ettiği dinin Medler'den önce herhangi bir Aryani halk grubu tarafından 'din' olarak kabul gördüğüne, bu konuda ciddi bir delil sunulduğuna tanık olmayız. Şu veya bu araştırmacı tarafından sunulan delillerin tümü bazı teorilerden ibarettir. Ben, bu teorilere saygı duyuyorum. Fakat bu teorilerin büyük bir kısmının yetersiz bazı kanıtlara dayandığını biliyorum. Teori sahiplerinin bazılarının saptamalarında veya vargılarında derin bir sübjektivizm hakim. Yani deliller geniş ölçüde sübjektif vargıların ıspatı için biraz bükülerek kullanılmış, böylece Avesta'nın 'anavatanı'nı saptama işi içinden çıkılmaz bir hal almıştır. Bazan Avesta'nın ve onun anlattığı dinin elementlerinin de, eğer bu elementler dağınık olarak veya tek tek alınmamışlarsa, bir bütün halinde o halk gruplarına yabancı olduğunu görürüz.
İkincisi; Gathik kısmı dahil, Avesta'nın yazıldığı dilin Doğu İran veya İran'ın doğusunda herhangi bir halk grubu tarafından kullanıldığına tanıklık eden bir delile şimdiye kadar rastlanmamıştır. Araştırmacıların önemli bir kısmı Avesta'nın Doğu İran Dilleri'nden biri ile yazıldığını kaydederler. Bundan dolayı dil konusunu önemle kaydetme gereği gördük. Fakat bu arada eski Aryani dillerin zamanın belli bir diliminde müştereğe yakın olduğunu kaydedelim. Bu bakımdan araştırmacıların Sanskritçe gibi Doğu Aryaniler'in ata dili olarak kabul edilebilecek bir dili, Avesta araştırmalarında öne sürmelerini anlamak lazım. Ama Avesta'nın şekillendiği dildeki eskilik, dinsel eserlerin biraz da özel rahipsel bir dille yazılmış olabileceği gerçeğini bildiğimizden, Avesta'yı belli bir coğrafya'ya yerleştirmekte delil olarak kullanılamaz. Avesta'da, XIX. Yaşt'a getirilen bir yorum ve çok şüphe ile karşılanan Vendidad-I'deki mitolojik terimler zinciri halindeki coğrafyayı zorlamacı metodlarla somutlaştırma çabaları hariç, hiç bir delil sunamayan bazı araştırmacılar, aşağıda üstünde duracağımız ve Diakonov'un bahsettiği yeni bir delile cevap bulmaları gerekir. Bazı zayıf delillerle hareket eden veya etmek zorunda kalan Avesta araştırmacılarının bir kısmı daha önce, Parthia'nın (şimdiki Horasan'ın) da içinde yer aldığı bir federasyon olan Baktria'da Avesta dilinin kullanıldığı, oralarda 'Avestaca' olarak adlandırılabilecek bir dille konuşulduğu gibi bir tesbitin üzerinde çok duruyorlardı. Fakat son zamanlarda ortaya çıkarılan, MS II. Yüzyıldan kalma Baktria dilindeki bazı yazıtların incelenmesi ile bu sanı da ortadan kalkmış olsa gerek