Filolojide Kürt Dili ve Edebiyatı





Dil bilimi olarak bilinen filoloji için genel bir tanımlama yapmak gerekirse; dillerin yapısını, gelişmesini, dünyada yayılmasını ve aralarındaki ilişkileri ses, biçim, anlam ve cümle bilgisi bakımından genel veya karşılaştırmalı olarak inceleyen bilim dalıdır, diyebiliriz.

Kürtçe Dil Yapısı:

Kürt dili ve edebiyatının diğer medeniyetlerin dil yapılarına göre olan farklılığının, benzerliğinin ve gelişiminin bilimsel temelde ve de objektif olarak değerlendirilebilmesi açısından filolojiden yararlanmak son derece önem teşkil eder kuşkusuz. Bu çerçevede belirtmek gerekir ki dilbilimciler biçim açısından dili üç gruba ayırırlar.



1) Tek heceli diller: Çin ve Tibet dilleri bu grupta yer alır.

2) Sondan eklemeli diller: Türkçe ve Macarca bu grupta yer alır.

3) Bükümlü diller: Bu grupta Hint-Avrupa ve Sami dilleri yer alır.



Kürtçe dil yapısında sözcükler yüklendikleri göreve göre değişkenlik gösterirler ve bükülürler. Yukardaki dil gruplarından da anlaşılacağı gibi Kürtçe Hint-Avrupa dil ailesi grubuna girer. Bu noktada hemen belirtmek gerekir ki dil bilimcileri bükülmeyi şöyle tasvir ederler ; “Bükülme çekim sırasında kökün, özellikle de fiil kökündeki ünlünün değişmesidir.” Konunun daha net anlaşılmasi açısından bükümlü diller için Arapça dili iyi bir örnektir diyebiliriz. Arapçada ünsüzler (konsonant) değişmeyip, sözcüğün başına ve ortasına gelen ünlülerden sözcükler oluşur. Örneğin “ktp” ünsüzlerinden kitap, mektep, kâtip vb. sözcükler ünlülerin değişmesiyle oluşurlar. Yine “chl” ünsüzlerinden cahil, cehele sözcükleri oluşur. Kürtçede ise cümlenin değişken öğeleri (fiil, isim, zamir, takı, sayılar) arasındaki bükülme bazen fiilin köküne kadar yansır. Yani Kürtçede yalnızca ünsüzler değil, ünlüler de değişip bükülmektedirler. Örnek vermek gerekirse; “kirin” fiili birinci tekil şahıs takısını alıp şimdiki zaman kipine göre çekimlendiğinde, di-k-im (yapıyorum) olur. Bu örnekte görüldüğü gibi, fiil kökünden sadece “k” sesi değişmiyor. Bir başka örnekle, “parastin” (korumak) fiilini şimdiki zaman birinci tekil şahısa göre çekimlediğimizde, ez diparêz-im durumuna geliyor. Ez birinci tekil, yalın şahıs zamiridir; di- şimdiki zaman takısı; parêz, emir halindeki fiil kökü; -im, birinci tekil şahıs zamiri ekidir. Her dilde oldugu gibi Kürtçe ile aynı dil ailesinde olan diller arasında da belirgin farklılıklar vardır. Örneğin Kürtçede bulununan "erillik-dişillik" Farsçada yoktur. Kürtçede dişillik eki "a"dır, erillik eki de "ê"dir. Örnek vermek gerekirse bir kişi Kürtçede “arkadaşım” dediği zaman; dişil veya eril olduğu hemen belli olur. Arkadaş kelimesi yalın haliyle "heval"dır. Buna göre; hevalê min (benim erkek arkadaşım), hevala min (benim bayan arkadaşım) örneklemesi açıklayıcı olacaktır. Bunlarla birlikte Kürt dilinin genel mantığına değinmekte de yarar görüyorum. Kürtçede kullanılan kelimeleri oluşturan heceler yapısal olarak birbirini tamamlayıcı anlamlar içermektedirler. Bu konunun da daha net anlaşılabilmesi açısından da örnek vermek gerekirse ; "xwêdan" (ter) kelimesini inceleyelim. "xwê" , Kürtçede "tuz" demektir. "dan" ise "vermek, çıkarmak" anlamına gelir. Yani "tuz" ismi ile "vermek, çıkarmak" fiili yan yana gelerek xwêdan (ter) kelimesini oluşturur. Bu kelime kişinin terlerken vücuttan dışarıya tuz çıkarması mantığına dayalıdır. Yine bu konuda başka örnek vermek gerekirse ; "kêrguh" (tavşan) : "kêr", Kürtçede "bıçak" demektir. "guh" ise "kulak" anlamına gelir. Burada kelime oluşurken verilen anlam, bıçağın sivriliğine göredir, bu bir tür benzetmedir. Tavşan, kulakları sivrice olan bir hayvandır. Tavşanın kulağının sivri olma özelliğine bakılır ve isim ona göre şekillenir. Kürtçe yapı olarak Ural-Altay dil ailesine giren Türkçe ve bir Sami dil olan Arapçadan çok farklıdır. Bu noktada filolojiye göre akraba dil yapılarından bahsetmekte yarar görüyorum. Filoloji bilimi akraba dil yapılarını 5 ayrı gruba ayırmıştır. Bunlar:



1) Hint-Avrupa dil grubu (İngilizce, Fransızca, Kürtçe, Farsça).

2) Sami dil grubu (Arapça, İbranice, Akatça).

3) Bantu dil grubu: (Orta ve Güney Afrika dilleri).

4) Çin dilleri (Çin ve Tibet).

5) Ural-Altay dil grubu (Fince, Macarca, Uygurca, Türkçe, Moğolca).



Dünyada tahminen 35-40 milyon insan tarafından konuşulan Kürtçenin önemli özelliklerinden biri de, hemen her cümlede "gerçek özne"nin yer alması ve bölgelere göre farklı alfabeler kullanmasıdır.

Kürt Alfabeleri:

Kürtçede kullanılan alfabeler konusunda ise mevcut yazılı kanıtlar, Kürtlerin geçmiş tarihlerinde birçok alfabe kullandıklarına tanıklık etmektedir. Bunlar:

1-) Çivi yazısı: Medler bu alfabeye altı harf daha eklemişler, böylece bu alfabenin harf

sayısı 36’dan 42’ye çıkmıştır. Bu alfabe soldan sağa doğru yazılırdı.



2-) Avesta alfabesi: 44 harften oluşan bu alfabe, sağdan sola doğru yazılıyordu. Kimi

kaynaklara göre ise bu alfabede 48 harf vardı.



3-) Arami alfabesi: Kürtçenin en eski ürünleri bu alfabeyle yazılmıştır. Bu belgeler

Hewraman yöresindeki mağaralarda bulunmuştur. Kürtçe belge ve eserlerin çoğunun bu

alfabeyle yazıldığı söyleniyor. Bulunan belgeler ceylan derisi üzerine yazılmış metinlerden

oluşuyor ve en eskileri MÖ 88-87 yıllarına rastlıyor.



4-) Eski Pehlevi alfabesi: Bu alfabeyle “Soranî dinkerd” adında bir kitap yazılmıştır.



5-) Masi Sorati alfabesi: Arap tarihçi İbn Wehşiye, MS 855 yıllarında bitirdiği kitabında

Kürtlerin Maso Sorati alfabesini kullandıklarını ve bu alfabeyle yazılmış üç kitabı gördüğünü

söyler. Bu alfabenin 36 harften oluştuğunu ve Kürtlerce bu alfabeye altı harf daha eklendiğini

söyler.



6-) Yezidi Kürtlerin kullandıkları alfabe: Bu alfabe yüzyıllarca Kürtler tarafından

kullanılmıştır. 31 harften oluşan ve sağdan sola doğru yazılan bu alfabeye “Gizemli alfabe”

ya da “Hurujul sır” da denmiştir. Yezidilerin kutsal dini kitabı Mushefa Reş ile Cîlwe bu

alfabeyle yazılmıştır.



7-) Arap harflerinden oluşan Kürtçe alfabesi.



8-) Latin-Kürtçe Alfabesi

Latin harflerini temel alan Kürtçe alfabe 31 harften oluşur. Seslendirmesi yazılımla çoğu zaman aynı olan 31 harfinden, sekiz tane ünlü, 23 ünsüzdür.

A B C Ç D E Ê F G H I Î J K L M N O P Q R S Ş T U Û V W X Y Z



9-) Kiril-Kürtçe alfabesi.

Bu alfabelerin dışında, İran’ın Kürdistan eyaletindeki Zêwê mıntıkasında, gümüş bir

tepsi üzerinde bir çeşit yazıya rastlanmıştır. Araştırmacılara göre bu yazı milattan önce 8.

yüzyıldan kalmadır ve Medler tarafından kullanılmıştır. Bu belgenin dışında başka yerde bu yazıya rastlanmamıştır.

Kürtçe Lehçeler:

Dilbilimcilerin çalışmalarından, genel olarak Kürtçenin başlıca dört lehçeye ayrıldığını görmekteyiz. Bunlar:

1) Kurmanci (Kırdasi),

2) Orta Kurmanci (Sorani),

3) Kırmancki (Kırdki, Zazaki-Gorani),

4) Lorani.



Kuzey Kurmancisi (Kurmanci) ve güney Kurmancisi (Sorani) başlıca iki lehçedir. Bu

iki lehçenin zengin bir yazılı edebiyata sahip oldukları kabul edilir. Son dönemlerde

Kırmancki (Zazaki) lehçesi de yazılı bir edebiyata doğru adım atmaktadır.

Kürtçe lehçeler içinde en çok konuşulanı Kurmancidir. Kürtlerin yaşadıkları bütün

bölgelerde bu lehçe konuşulmaktadır.

Türkiye’de sadece Kurmanci ve Zazaki lehçeleri vardır.

Lehçeler konusunda karmaşıklık çoğu kez adlandırmadan kaynaklanmaktadır. Örneğin,

kuzey Kurmancisine Irak’ta yaşayan Kürtler Behdıni, İran’da yaşayan Kürtler ise Şıkaki

derler. Aşağı Kurmanci (Sorani) için yalnızca Kurmanci ya da Sorani denir. Aynı karışıklık

Kurmancki (Zazaki) için de söz konusudur. Bu lehçe için, Kırmancki, Dımıli, Dêrsımki, Sobê

vb. isimler kullanılmaktadır. Hewrami için de Gorani ismi kullanılmaktadır. Oysa yukarıdaki

örneklerde izah edildiği gibi, bütün araştırmacıların üzerinde hemfikir oldukları

adlandırmalar Kurmanci, Kırmancki ve Kırdki’dir. Diğer adlar bölge ve aşiret adlarıdır.





Kürtçede Sözdizimi



Sözdizimi (sentaks), dildeki sözcüklerin birbirleriyle hangi ilişkiler içinde

bulunduklarını, nasıl sıralandıklarını anlatır ve bir dilde kurulması olanaklı bütün tümce

tiplerinin sıralanmasını gösterir.

Kürtçede sözcükler arasındaki bağlantı takılar sayesinde oluşuyor. Kürtçedeki takılar iki çeşittir: Belirli ve belirsizler takılar. Önce belirli olanlar için örnek vermek gerekirse;



mala mezin (mal: ev [isim], mezin: büyük [sıfat], “a” takı).

mastê we (mast: yoğurt [isim], we: siz [zamir], ê: takı).

keçên bedew: (keç: kız [isim], bedew: güzel [sıfat], ên: belirli çoğul takısı.)



Belirsiz takılar için aşağıdaki örnekleri sıralayabiliriz:

maleke mezin (mal: ev [isim], mezin: büyük [sıfat], eke: belirsiz dişi, tekil takısı).

keçine bedew (keç: kız [isim], bedew: güzel [sıfat], ine: belirsiz çoğul takısı).



Örneklerde görüldüğü gibi Kürtçe tamlamalar Türkçe tamlamaların tam tersi şekilde oluyor. Örnek: mala min = benim evim (mal: ev, a: belirli dişi tekil takısı, min: birinci tekil, bükümlü şahıs zamiri).

Bu tamlamayı Türkçe yazarsak şöyle olur: benim evim.

Hem takıların yerleri hem de cümle kuruluşunda öğelerin dizilişi farklıdır. Türkçede

önce şahıs zamiri, sonra zamire ait olduğu belirtilen isim geliyor. Kürtçede ise önce zamire

ait olduğu bildirilmek istenen isim, sonra zamir geliyor. Türkçede zamir takı alırken, Kürtçede böyle bir şey söz konusu değildir.



Kürt Edebiyatı:

Kürt edebiyatı, sözlü halk edebiyatı ve yazılı edebiyat olarak ikiye ayrılır. Sözlü edebiyat halk edebiyatının tarihi binlerce yıl öncesine kadar dayanıyor. Bu edebiyat türü halk arasında çirok diye bilinen hikayeler, masallar çok gelişkindir ki bunlar Kürt halkının kültürünü, geçmişini ortaya koyması anlamında da çok önemli eserlerdir. Yazılı edebiyatta ise ilk yazılı Kürtçe eser veya yazıt Avesta kitabıdır. Bu kitabın Zerdeşt'e Allah'ın gönderdiği kitap olduğunu söyleyenler de vardır. Onun dışında çeşitli zamanlarda Kürt bölgesinde taşlara, duvarlara, mağaralara, köprülere, camiler , eski tapınaklara vs. yazılmış olan yazılar yine bu kapsamda degerlendirilir. Modern anlamda Kürt edebiyatının ise, Baba Tahirê Uryan'dan başladığı kabul edilir. Baba Tahîrê Uryan Sorani lehçesiyle şiirler yazmıştır. Daha sonra Elîyê Herîrî (1425-1495), Feqîyê Teyran (1590-1660), Melayê Cizîrî (1570-1640) ve Ehmedê Xanî (1650-1707)'dir. Ehmedê Xanî'nin Mem û Zîn adlı ünlü eseri ilk kez 1730'da çevrilip yayınlanmıştır. Yazılı Kürt edebiyatı son yıllarda ulusal bilincin artmasıyla birlikte yeni eserler ortaya koymaktadır. Fakat Kürdistan’ın işgal altında oluşu, her alanda olduğu gibi yazılı edebiyat alanında da sömürgeci güçlerce imhaya dayalı politikaların hedefi olmuştur / olmaktadır.

Tüm bu gerçekler ışığında şunu belirtmek gerekir ki, her Kürt birey bu güne kadar okullarda eğitimini aldığı Türkçe dilinin kendisi için yabancı dil olduğunun bilincine varmalı, bundan sonraki eğitim sürecinde okullarda, üniversitelerde anadilde eğitim programının hayata geçirilmesinde ısrarcı olmalıdır. Aksi halde kendi diline sahip çıkamayan bir toplum ulusal gelişim sürecini tamamlayamaz, kendisini asimilasyondan kurtaramaz. Bu anlamda bu ulusal görev tüm çıplaklığıyla karşımızda durmaktadır