Dansın ne zaman insan kültürünün bir parçası haline geldiği bilinmemektedir. Dans en eski insan uygarlıklarının doğuşu öncesinde tören, ayin, kutlama ve eğlencenin önemli bir parçası olmuştur. Arkeoloji, Hindistan'daki 9000 yıllık Bhimbetka kaya sığınakları ve MÖ 3300'den kalan Mısır mezarları gibi tarih öncesinden kalan dansın izlerini bulmuştur.

Dansın en eski yapısal kullanımlarından biri de performans ve mitler aktarırmasında olmuştur. Aynı zamanda bazen karşı cinsiyete duygularını iletmek için de kullanılmıştır. Ayrıca sevişme'nin köekniyle de bağlantılıdır. Yazılı dilleri yaratılmadan önce, dans nesilden nesile bu tür hikâyeleri aktarmak için bir yöntem idi.