Sayfa 2 Toplam 3 Sayfadan BirinciBirinci 123 SonuncuSonuncu
Toplam 27 adet sonuctan sayfa basi 11 ile 20 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #11
    ZiLan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Title
    [email protected][email protected]
    Üyelik tarihi
    13.Mayıs.2009
    Mesajlar
    11,498
    Konular
    7848
    Aldığı Beğeni
    11
    Verdiği Beğeni
    0
    Nuri Çolakoğlu

    1943 yılında İzmir’de dünyaya geldi.1949 yılında ilkokula başlayan Çolakoğlu, 1954’te Robert Kolejine girer. Lisede gazeteciliğe merak salan Çolakoğlu, 1962'de koleji bitirip üniversiteye başlayacağı zaman gazeteciliği değil de hariciye ile ilgili bir eğitim almayı tercih edecektir. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Dış Münasebetler (Uluslararası İlişkiler) Bölümü'ne girer ve aktif bir öğrenci olarak göze batar. Tiyatro Kulübü'nde ödüller alacak kadar tiyatrocudur. Tiyatro Kulübü dışında Fikir Kulübü, Öğrenci Derneği gibi platformlarda da bulunur Çolakoğlu. Ve 1967'de Mülkiye’den.

    Çolakoğlu, kendisi hakkında en çok tartışılan Mao'culuk etiketini de o yıllarda edinir ve bu konuda şunları söyler kendisi: "Türkiye'de o dönemde sol hareketin bir kısmı tamamen Sovyetler Birliği çizgisinde bir çizgi istiyordu. Hakikaten Sovyet modeli, yahut da Rusya'dan alınan talimatlarla o çizgideki fikirleri savunmaktan kaçtığım bir dönemdi. Biz buna karşı çıktığımız, 'Ne Amerika, ne Rusya, bağımsız Türkiye' diye sokaklarda dolaştığımız için Mao'cu olarak adlandırılan gruptuk."


    Nuri Çolakoğlu 1967'de Siyasal'dan mezun olmadan önce, lise yıllarındaki mesleğine dönüş yapar. İlk kurulduğu yıl olan 1966'da, sınavı kazanıp TRT'ye metin yazarı olarak girer. Bu arada doktoraya kayıt olur. Mümtaz Soysal ile birlikte Türkiye'de toprak meselesi üzerine bir çalışma yapar. Ardından babası onu İzmir'deki fabrikalarında çalışmaya çağırır. Babasının yanında bir yıl bulunduktan sonra TRT Haber Merkezi'nde Muammer Yaşar Bostancı ve Doğan Kasaroğlu ile birlikte çalışır. 1970'te de Elim Galip Sandalcı'nın isteği üzerine TRT Dış Haberler Bölümü'ne geçer. Bu arada Ankara Üniversitesi SBF Basın Yayın Yüksek Okulu Radyo TV Kürsüsü asistanı olur. Doğu Perinçek'in önderliğinde Aydınlık gazetesinde de çalışan Çolakoğlu, bir grup arkadaşı ile birlikte solda kim kimdir, ne yapar konulu "49 Fraksiyonu" adıyla bir dizi araştırma yayınlar. Çalışma ile Çolakoğlu ve arkadaşları Gazeteciler Cemiyeti Araştırma Ödülü'nün sahibi olur.

    12 Mart muhtırasından sonra tutuklanarak 20 yıla mahkum olur ve iki yıl hapiste yattıktan sonra afla çıkar.

    Hapisten çıktıktan sonra ANKA Ajansı'na girer. Burada Dış Haberler Servisi'ni kurar ve şefliğini yapar. Altan Öymen'le birlikte çalışan Çolakoğlu 1977'de Aydınlık gazetesinin Ankara Büro Şefi olur. 1978'de Aydınlık Yazı İşleri Müdürü Mehmet Ataberk'le birlikte 1,5 ay süren Çin, Kamboçya, Pakistan ve İran gezisini gerçekleştirir. Kamboçya'da Komünist Partisi Merkez Komitesi Genel Sekreteri ve Demokratik Kamboçya Başbakanı Pol Pot'la görüşür. Pol Pot, Atabek ve Çolakoğlu'nu çok iyi bir şekilde karşılar ve onurlarına bir yemek bile verir.


    Nuri Çolakoğlu, 1980'lerde Deutsche Presse Agentur, Sveriges Radio AB ve Westdeutscher Rund—Funk Ankara muhabirliği gibi birkaç yabancı basın kuruluşuna da çalışmaktadır. Bu sefer ülke 12 Eylül darbesine doğru yol almaktadır. 12 Eylül olur, Aydınlık gazetesi kapatılır. Yaptığı bir haber dolayısıyla Sıkıyönetim tarafından aranan Çolakoğlu, daha önceden BBC'nin yaptığı teklifi değerlendirerek Londra'nın yolunu tutar. Londra'da iken part—time olarak Hürriyet'e de çalışan Çolakoğlu, aynı anda Londra Temsilciliği boşalan Milliyet'te, Sami Kohen'in teklifi ile 1987'ye kadar Londra Büro Şefi olur. 1987'de ise Milliyet Yazı İşleri Müdürü olarak Türkiye'ye döner.


    Milliyet'ten sonra Cem Duna'nın yönetimindeki TRT'de 1989'a kadar iki yıl genel müdür danışmanlığı yapan Çolakoğlu, ardından Asil Nadir'e, Nezih Demirkent'le birlikte bir televizyon şirketi kurar. Daha sonra Nadir'in Almanya'da kurulu olan televizyonunun sorumluluğunu üstlenen Çolakoğlu, Nadir iflas edince de, başında üçüncü eşi Ayşe (Akmen) Hanım'ın bulunduğu İntermedia adını verdiği kendi yayınevini kurar.



    1990’lı yıllarda Nuri Çolakoğlu bu yıldan sonra adını TV kuran kişi olarak duyuracaktır. Önce, işadamı Erol Aksoy'a Show TV ve Cine5'i kurar. Ardından Cavit Çağlar adına kurduğu ve daha sonra Ayhan Şahenk'e geçen NTV'de de onun imzası vardır.

    2001 yılında CNN-Turk’e geçen Çolakoğlu, aynı zamanda TÜSİAD üyesidir.

    __________________

  2. #12
    ZiLan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Title
    [email protected][email protected]
    Üyelik tarihi
    13.Mayıs.2009
    Mesajlar
    11,498
    Konular
    7848
    Aldığı Beğeni
    11
    Verdiği Beğeni
    0
    Edward Said

    Edward Said aslen Filistinli. 1935 yılında varlıklı bir Hristiyan ailenin çocuğu olarak Kudüs'te dünyaya geldi. 1948 yılında ailesi göçmen olarak Mısır'a yerleşti ve İngilizce dışında başka bir dilin konuşulmasının yasak olduğu seçkin koloni okullarında eğitim aldı. Aldığı bu Anglosakson eğitim sırasında kendisine “Avrupalı olmayan diğer“ olduğu da öğretildi. Kendisi bu durumu şöyle anlatıyor: "Biz'i Onlar'dan ayıran dilsel, kültürel, ırksal ve etnik çizgi idi. Benim Anglikan kilisesine bağlı olarak doğmuş, orada vaftiz edilmiş ve kilisenin bir üyesi olmuş olmam işimi kolaylaştırmıyordu."

    Said, 1951'de Mısır'daki okuldan haylazlık nedeniyle uzaklaştırılınca babası tarafından eğitimini sürdürmek üzere Amerika'ya gönderildi. O yıllar Ortadoğu'nun giderek karıştığı yıllardır. Üniversite eğitimini Princeton ve Harvard'da tamamlar. Bu yıllarda, tatillerinde ailesinin Mısır'dan ayrılarak yerleştiği Lübnan'a gitmekte, edebiyat, müzik ve felsefe eğitimi almaktadır. 1963 yılında New York'da Columbia Üniversitesinde ders vermeye başlar.

    O yıllarda Arap ya da Filistin'li olarak değil herkesi daha rahatlatan bir terimle, Orta Doğulu olarak anılmaktadır. Durumunun garipliğini hissetmekle birlikte bilinçli bir tepki oluşturmadığı, geleneklerinden kopuk olarak yaşadığını söylediği 1967 yılına kadar politik bir eylemin içinde yer almaz. 1967 yılındaki Arap-İsrail Savaşı ile çakışan üniversitedeki politik hareketlilik ve Vietnam Savaşı değişikliklerin başlangıcıdır. Filistin milliyetçiliği hareketine katılır. Yahudi karşıtı olduğu gerekçesiyle ABD'de eleştiri alır. Kazanılmış kimliği ile doğduğu ve uzaklaştırıldığı kültür arasındaki farklılıkların oluşmasına izin verdiği düşüncesinden hareketle daha önce yapmadığı birşeyi yapar ve 1972 yılında sabbatical hakkını Beyrut'da Arap edebiyatı konusunda çalışarak kullanır. Böylece, hem Arap hem de Amerikalı olarak, hem birlikte hem de birbirine karşı düşünmeye ve yazmaya başlar.

    70'lerin sonlarında Enver Sedat ve Yaser Arafat tarafından barış görüşmelerine Filistin temsilcisi olarak atanır. Sürgünde Filistin Parlamentosunda 14 yıl görev yapar. 1980'lerin sonunda FKÖ lideri sonunda FKÖ lideri Yaser Arafat'la görüş ayrılığına düşerek barış görüşmelerinde görev almaz ve barış karşıtı olmakla suçlanır. 1985'de İsrail Savunma Gücü tarfından Nazi olmakla suçlanan Said çeşitli tehditler alır. 1999'da "Out of Place" adını verdiği anılarını yayınlamıştır. İngilizce ve Arapça dışında Fransızcayı da iyi bilen Said, Londra'da yayınlanan The Guardian, Fransa'da yayınlanan Le Monde Diplomatique ve Arapça yayınlanan günlük Al-Hayat gazetelerine düzenli olarak yazılar yazmaktadır.

    1978 yılında yayınlanan "Oryantalizm" (Şarkiyatçılık) üzerinde çok konuşulan ve tartışılan bir kitap olmuş. Bunu "Kültür ve Emperyalizm", Filistin ve İslam'a dair diğer kitapları izlemiş ve yayınladığı toplam 10 kitabı 14 dile çevrilmiş. Üç ayrı yayınevi tarafından Türkçe'ye de çevrilmiş ve basılmış olan "Orientalizm" dışında Türkçe'de basılmış diğer kitapları; "Filistin Sorunu", seçme yazılarının yer aldığı "Kış Ruhu", "Haberlerin Ağında İslam", "Kültür ve Emperyalizm", "Entelektüel; Sürgün, Marjinal, Yabancı", ve F. Jameson T. Eagleton ve E. Said'in yazılarından oluşan "Milliyetçilik, Sömürgecilik ve Yazım".

    1990'lı yılların başından bu yana lösemi hastası olan Said, 25 Eylül 2003'te New York'taki bir hastanede 67 yaşında hayata veda etti.

  3. #13
    ZiLan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Title
    [email protected][email protected]
    Üyelik tarihi
    13.Mayıs.2009
    Mesajlar
    11,498
    Konular
    7848
    Aldığı Beğeni
    11
    Verdiği Beğeni
    0
    Doğan Avcıoğlu


    1926 yılında Bursa'da dünyaya geldi. İlk ve Ortaöğrenimini tamamladıktan sonra Fransa'ya gitti. Fransa'da iktisat ve siyasal bilimler eğitimi gördü. 1955'de Türkiye'ye dönerek Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü'nde asistan oldu. 1956'dan sonra haftalık Akis ve Kim dergilerinde yazıları yayımlandı. Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) Araştırma Biriminde çalıştı ve partinin yayın organı Ulus Gazetesinde yazılar yazdı. 27 Mayıs 1960'tan sonra CHP kontenjanından Kurucu Meclise üye seçildi. 1961 Anayasasının hazırlanmasında görev aldı. 1960-61'de Vatan ve Ulus Gazetelerinde yazarlık, Ankara Radyosunda dış haber yorumculuğu yaptı.


    1961'de Mümtaz Soysal ve Cemal Reşit Eyüboğlu ile birlikte Yön Dergisini kurdu. 1967'ye değin yayınlanan Yön Dergisi,1960'tan sonra belirli bir gelişme gösteren Türkiye Sol Hareketi içinde bir tür "Kemalist sosyalizm" anlayışının savunuculuğunu yaptı. 1960 sonrası sol düşünce ve eylemin biçimlenmesinde derin etkileri olan bu dergi , 1930'lardaki Kadro hareketinin görüşleriyle önemli benzerlikler taşıyordu. Avcıoğlu'na göre üstyapı alanında başarılı olan Kemalist devrim altyapıda, dışa bağımlı sermaye ile toprak ağalarının etkisini kıramamıştı. Dolayısıyla Kemalist devrimin altyapıda sürdürülmesi, radikal bir toprak reformu ,devletçi sanayileşmenin ve ekonomik alanda tam bağımsızlığın gerçekleştirilmesi halen Türkiye'nin gündemindeydi.


    Doğan Avcıoğlu 1968'de yayınladığı Türkiyenin düzeni adlı kitabında Türkiye'nin geri kalmışlığının nedenlerini araştırıyor, yukarıdaki öğeleri içeren "Milli Devrimci Kalkınma Modeli" adını verdiği bir tür devletçi- sosyalist bir ekonomi modeli öneriyordu. Topladığı ilgi kadar eleştiriye de uğrayan Türkiye'nin Düzeni adlı yapıt siyasal etkisinin yanı sıra, Türkiye'nin sosyo-ekonomik yapısı ve tarihi üzerine araştırmaların yaygınlaşmasında çığır açıcı bir rol oynamıştır.


    Doğan Avcıoğlu, 1963-65 arasında Türk-iş Araştırma Merkezi Müdürlüğü, 1968-69'da CHP Yüksek Danışma Kurulu Üyeliği yaptı.1969'da Yön'deki siyasal görüşlerini daha net bir şekilde dile getirdiği haftalık Devrim gazetesini çıkardı. Bu Gazete 12 Mart 1971 Muhtırasında kapatıldı.


    Avcıoğlu 1971'de yayımladığı Devrim Üzerine adlı kitabında, öngördüğü devrim stratejisi ve programı konusundaki görüşlerini dile getirdi. Ona göre devrim, Kemalist aydınların yol göstericiliğinde, Kemalist askerlerin öncülüğünde bir geniş cephe tarafından gerçekleştirilebilirdi.


    12 Mart döneminde emekli general Cemal Madanoğlu ile birlikte tutuklanarak, orduyu isyana teşvik iddiasıyla yargılandı ve beraat etti.


    1973 sonrasında siyasal yaşama katılmadı. Milli Kurtuluş Tarihi ve Türklerin Tarihi adlı çalışmalarını hazırladı. 4 Kasım 1983'de öldü.

    __________________

  4. #14
    ZiLan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Title
    [email protected][email protected]
    Üyelik tarihi
    13.Mayıs.2009
    Mesajlar
    11,498
    Konular
    7848
    Aldığı Beğeni
    11
    Verdiği Beğeni
    0
    Mehmet Emin Resulzade

    Tarihteki ilk Türk Cumhuriyeti olan Azerbaycan Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Mehmet Emin Resulzâde 1884'te Bakü'de dünyaya geldi. Çalışma hayatına 19 yaŞında iken gazete yazarlığı ile başladı. Tiflis'te yayınlanan Şark-i Rus, Azerbaycan'da Hüseyinzâde Ali Bey Turan'ın Hayat ve Füyuzat ile Ahmet Ağaoğlu'nun Irşat ve Terakki gazetelerinde yazdı. Bakü'de haftalık Tekâmül, sonra Yoldaş dergilerini yayınladı.

    1905'te siyâsete atıldı. Çarlık yönetimine karşı gizli bir dernek kurdu. Takibata uğrayınca Türkiye'ye kaçtı. 1913'te Çarlık yönetimi af çıkarınca Bakü'ye döndü.

    1917'de Bağımsız Azerbaycan fikrini savunan Müsâvât Partisi'nin başkanı oldu. Türkistan'daki diğer Türk Cumhuriyetleri'nin de Rusya'dan ayrılması ve Türk Devletleri Federasyonu kurulması fikrini savunuyordu.

    28 Mayıs 1917'de Azerbaycan Cumhuriyeti kuruldu ve ilk cumhurbaşkanı oldu. Cumhuriyet iki yıl yaşadı. Kızıl Ordu Azerbaycan'ı işgal edince Resulzâde önce Almanya'yla gitti. Ikinci Dünya Savaşı sonunda Almanya teslim olunca Türkiye'ye geldi, Ankara'ya yerleşti.

    6 Mart 1955'te vefat etti.

  5. #15
    ZiLan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Title
    [email protected][email protected]
    Üyelik tarihi
    13.Mayıs.2009
    Mesajlar
    11,498
    Konular
    7848
    Aldığı Beğeni
    11
    Verdiği Beğeni
    0
    Hayati Tek

    1966 yılında Mersin'in Musalı Köyü'nde doğdu. İlk ve Orta öğrenimini Mersin'de tamamladı. 1984 yılında girdiği Gazi Üniversitesi Basın-Yayın Yüksekokulu'ndan 1988'de mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini, "12 Eylül ve Türk Basını" isimli teziyle Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Gazetecilik ve Halkla İlişkiler bölümünde tamamladı.


    1987-92 yılları arasında aylık olarak yayınlanan Bizim Ocak dergisinde yazar ve genel yayın yönetmeni olarak görev yaptı. 1992'de Ağustosunda yayın hayatına başlayan Yeni Hafta'da Yazıişleri Müdürü olarak görev yaptıktan sonra vatani görevini yedek subay olarak Edirne'de tamamladı.


    Mesleki hayatını 1994-1997 yılları arasında Alanya'da sürdüren Tek, bölgesel yayın yapan günlük Memleketim gazetesinde Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptıktan sonra, Ankara'ya döndü. 1997-1999 yılları arasında Gündüz gazetesinin, bu gazetenin kapanmasının ardından da haftalık Muhalif gazetesinin genel yayın yönetmenliğini yaptı.


    Çalıştığı yayın organlarında aylık, haftalık ve günlük makaleleri yayınlanan Tek, bir dönem Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde öğretim görevlisi olarak görev yaptı. Fatih Üniversitesi Ankara Meslek Yüksek Okulu'nda bir süre ders veren Tek, mesleki kariyerini Ekim 2000'den sonra internet sektörüne sürdürmeye başladı. İki yıla yakın süreyle Forsnet Bilgi Teknolojileri'nde Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Tek, Ağustos 2002'den itibaren haftalık haber dergisi Millet'in kuruluş çalışmalarını yürüttü. Halen Millet Dergisi'nde Yayın Koordinatörü olarak görev yanan Tek, evli ve iki çocuk babasıdır.

  6. #16
    ZiLan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Title
    [email protected][email protected]
    Üyelik tarihi
    13.Mayıs.2009
    Mesajlar
    11,498
    Konular
    7848
    Aldığı Beğeni
    11
    Verdiği Beğeni
    0
    Yakup Kadri Karaosmanoğlu

    27 Mart 1889'da Kahire'de doğdu. İlköğrenimine ailesiyle birlikte gittiği Manisa'da başladı. 1903'te İzmir İdadisi'ne girdi. Babasının ölümünden sonra annesiyle yine Mısır'a döndü, öğrenimini İskenderiye'deki bir Fransız okulunda tamamladı. 1908'de başladığı İstanbul Hukuk Okulu'nu bitirmedi. 1909'da, arkadaşı Şehabettin Süleyman aracılığıyla Fecr-i Âti Topluluğu'na katıldı. 1916'da tedavi olmak için gittiği İsviçre'de üç yıl kadar kaldı. Mütareke yıllarında İkdam Gazetesi'ndeki yazılarıyla Kurtuluş Savaşı'nı destekledi. 1921'de Ankara'ya çağrıldı ve bazı görevler verildi.


    1923'te Mardin, 1931'de Manisa Milletvekili oldu. Bir yandan da gazeteciliğini ve roman yazarlığını sürdürdü. 1932'de Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir, Burhan Asaf Belge ve İsmail Hüsrev Tökin ile birlikte Kadro Dergisi'nin kurucuları arasında yer aldı. Savunduğu bazı görüşler aşırı bulunduğu için Kadro Dergisi'nin 1934'te yayımına son vermek zorunda kalmasından sonra Tiran Elçiliği'ne atandı. Daha sonra 1935'te Prag, 1939'da La Haye, 1942'de Bern, 1949'da Tahran ve 1951'de yine Bern Elçiliklerine getirildi. 27 Mayıs 1960'tan sonra Kurucu Meclis Üyeliği'ne seçildi. Siyasal hayatının son görevi 1961-1965 arasındaki Manisa Milletvekilliği oldu. 13 Aralık 1974'te Ankara'da öldü.


    Karaosmanoğlu, yazarlığa Ümit, Servet-i Fünun, Resimli Kitap gibi dergilerde başladı. Fecr-i Âticiler'in "sanat şahsi ve muhteremdir" görüşünü paylaştığı ve "sanat için sanat" yaptığı bu ilk döneminde Nirvana adlı bir oyun, makaleler, denemeler, düzyazı şiirler ve öyküler yazdı.


    Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı sırasında ülkenin durumu, sanat anlayışını değiştirmesine yol açtı. Türk Toplumu'nun çeşitli dönemlerdeki gerçekliğini sergilemek istediği için bir ikisi dışında eserlerinde belli tarihi dönemleri ele aldı. Kiralık Konak I. Dünya Savaşı öncesinin, Hüküm Gecesi II. Meşrutiyet'in, Sodom ve Gomore Mütareke Dönemi'nin, Yaban Kurtuluş Savaşı yıllarının, Ankara Cumhuriyet'in ilk on yılının, Bir Sürgün II. Abdülhamid Dönemi'nin işlendiği romanlardır. Panorama 1923-1952 yıllarını kapsar.


    Karaosmanoğlu, 1920'lerden sonra iyimser bir devrimci görünümündeyken, sonra umutlarını yitirerek romancılığını devrimci yönde kullanmaktan vazgeçmiştir. 1955'ten sonra da anı kitaplarından başka bir şey yazmamıştır. Romanları arasında en ünlüleri Nur Baba, Kiralık Konak ve Yaban'dır. Nur Baba, Karaosmanoğlu'nun ilk romanıdır. 1922'de kitap olarak çıkmadan önce gazetede yayımlanmıştır. Ama yazılışı ondan sekiz dokuz yıl öncesine gider. O yıllar, Karaosmanoğlu'nun Eski Yunan ve Latin edebiyatıyla ilgilendiği ve Çamlıca'daki bir Bektaşi Tekkesi'ne devam ettiği dönemdir. Nur Baba'yı Euripides'in Bakkhalar'ından esinlenerek ve Tekke'deki gözlemlerine dayanarak yazmıştır.


    Roman, tekkenin şeyhiyle, evli bir kadın arasındaki tutkulu bir aşkın öyküsünü anlatır. İçki, müzik ve sevişmeyle sabahlara değin süren ayinler, Bektaşi töreleri ve tekke yaşamı kitapta büyük yer tutar. Bu ayinlerle Bakkhalar'in ayinleri arasında benzerlik bulan Karaosmanoğlu, romanın kadın kahramanı Nigâr'ın cinsi ilişkileriyle bu benzerliği anlatmaya çalışır. Ancak okur için romanın ilginç yönü Bektaşilik'e ilişkin bilgiler olmuş ve bu yönü, yapıtın çok satılmasını sağladığı gibi Karaosmanoğlu'nun ününü de yaygınlaştırmıştır. Ancak Karaosmanoğlu, Bektaşilik'in sırlarını açıklamak ve üstelik Bektaşilik'i küçük düşürmekle suçlandığı için romanın ilk ve ikinci baskılarına yazdığı "izah"larla bu suçlamalara karşı kendini savunmak gereğini duymuştur.


    Kiralık Konak'ta Karaosmanoğlu, II. Meşrutiyet yıllarında Batılılaşma Hareketi'nin yol açtığı değer kargaşasını, geleneklerden ve eski hayat biçiminden ayrılışı ve kuşaklar arasındaki kopukluğu sergiler. Romanda, yazar adına konuşan Hakkı Celis, başlangıçta yurt sorunlarına karşı ilgisiz, âşık, içli bir şairken, sonradan bilinçlenerek değişir ve "milli ideal" sevdasına tutulur. Bu ideal geleceğin Türkiye'sidir. Karaosmanoğlu, romanın diğer kişilerini ve dolayısıyla toplumu, bu yeni bilince ulaşmış Hakkı Celis'in gözleriyle değerlendirir ve yargılar.

    __________________

  7. #17
    ZiLan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Title
    [email protected][email protected]
    Üyelik tarihi
    13.Mayıs.2009
    Mesajlar
    11,498
    Konular
    7848
    Aldığı Beğeni
    11
    Verdiği Beğeni
    0
    Hulki Cevizoğlu

    Türkiye'nin başarılı TV program yapımcısı Hulki Cevizoğlu (1958) A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde "Siyasi Bilim" lisansı ve "İşletmecilik" Yüksek lisansını tamamladı. Gazeteciliğe başladığı Hürriyet'te aralıksız 8 yıl çalıştıktan sonra çeşitli basın kuruluşlarında muhabir ve yönetici olarak görev yaptı
    Halen 1994'ten beri yayınladı Ceviz Kabuğu Programını yayınlamaktadır

    __________________

  8. #18
    ZiLan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Title
    [email protected][email protected]
    Üyelik tarihi
    13.Mayıs.2009
    Mesajlar
    11,498
    Konular
    7848
    Aldığı Beğeni
    11
    Verdiği Beğeni
    0
    Benito Mussoloni

    Avrupa’nın ilk faşist lideri olan Benito Mussolini Forli'de doğdu. Gençliğinde öğretmenlik yaptı. 1902'de askerlik yapmamak için İsviçre'ye gitti. 1904'te geri dönen Mussolini 10 sene boyunca gazetecilik yaptı. Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması üzerine orduya yazıldı ve savaşta aktif olarak görev yaptı. Savaşta yaralanan Mussolini Milano'ya döndü ve burada sağ görüşlü Faşizm taraftarı "Il Popolo d'Italia" gazetesinin editörü oldu.


    Benito Mussolini, Birinci Dünya Savaşı sonrasında İtalya’da çıkan kaosu iyi değerlendirdi. Çökmüş ekonomi, siyasi kargaşa içindeki İtalya’da Mussolini çeşitli sağcı grupları kurduğu Faşist partisinin bünyesinde topladı ve onları organize etti. Mussolini (halk arasındaki lakabıyla Il Duce "Duçe" ) ülkenin problemlerini çözeceğini vaat ediyor ve eski Roma İmparatorluğu'nu tekrar kuracağını söylüyordu. Bunun yanında kurduğu Kara Gömlekliler adlı örgütle şiddeti artırıyor özellikle de aynı kendisi gibi ekonomik durumun kargaşasında faydalanarak büyük bir sıçrama yapan komünist gruplarla çatışıyordu. Mussolini’nin izlediği politikalar meyvesini vermeye başladı. Ve en nihayet Ekim 1922'de Mussolini Kral Viktor Emmanuel III'ü yönetimi kendisine devretmekle tehdit etti aksi takdirde 26.000 taraftarı ile Roma'ya yürüyecek ve bunu kendi yapacaktı. Komünist hareketinde önüne geçmek isteyen Kral bu teklifi kabul etti ve İtalya'da Duçe dönemi başladı.


    Mussolini'nin başa geçmesiyle baskı ortamı başladı. Duçe Faşist Parti dışındaki diğer partileri kapattı, sendika hareketleri kanun dışı ilan etti, kitapve gazetelere sansür getirdi, eğitimi sıkı kontrol altına aldı ve bunun gibi bir çok düzenleme yaptı. Mussolini tüm ülkeyi tren rayları ve otobanlarla adeta ördü. Çiftçileri sürekli teşvik etti , tarım ve endüstrinin canlanmasını sağladı buna bağlı olarak da İtalya’da işsizlik azaldı. Tüm bunlar Mussolini'nin popülaritesini arttırdı.


    Fakat popülaritesini daha da arttırmak isteyen Mussolini 1935'te Habeşis-tan'ın işgaline başladı. 1936'da Habeşistan'ın işgalini tamamladı ve aynı yıl Adolf Hitler'le Roma-Berlin mihverini kurdu. Bu tarihten sonra devamlı Hitler'in etkisinde kalan Mussolini 10 Temmuz 1940'da Müttefiklere savaş ilan etti. Ama İtalyan Ordusu Kuzey Afrika ve Balkanlar seferlerinde mağlup oldu. Fakat her seferinde imdada Hitler yetişti.


    1943'te Müttefikler İtalya'ya çıkarma yaptılar. Kral Viktor Emmanuel III Mussolini'yi görevden aldı. Fakat Duçe Hitler’in komandoları tarafından 12 Eylül 1943'de Gran Sasso'da tutuklu bulunduğu otelden kurtarıldı ve uçakla Viyana'ya kaçırıldı. İtalya'da kendine bağlı birliklerle mücadeleyi sürdüren Mussolini Nisan 1945'de yani savaşın son günlerinde kaçmaya çalışırken İtalyan Mukavemet'ine mensup savaşçılar tarafından öldürüldü. Ertesi gün Mussolini'nin,sevgilisinin ve birkaç yandaşının cesedi Milano'da Loreto Meydanı'nda sallanıyordu.

  9. #19
    ZiLan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Title
    [email protected][email protected]
    Üyelik tarihi
    13.Mayıs.2009
    Mesajlar
    11,498
    Konular
    7848
    Aldığı Beğeni
    11
    Verdiği Beğeni
    0
    Ziya Paşa


    Ziya Paşa 1825 yılında İstanbul'da doğdu. Galata gümrüğünde katiplik görevinde bulunan Erzurumlu Feridüddin Efendi'nin oğlu olan Ziya Paşa, Bayezid Rüştiyesini bitirdi. 15 yaşlarında Aşık Garip, Aşık Kerem ve Aşık Ömer gibi halk şairlerinin eserlerini okumaya yöneldi. 17-18 yaşlarında Bab-ı Ali'de Sadaret Mektubi kalemine girdi. Divan edebiyatı yolunda yazmakta olduğu şiirler ona, arkadaşları arasında ün kazandırdı. Reşit Paşa'nın yardımı ile Sultan Abdülmecid'in üçüncü katipliğine tayin edildi. Mabeyn'e geçtikten sonra Fransızca öğrendi.

    Sultan Abdülmecid'in vefatı üzerine saraydan uzaklaştırıldı. Önce zaptiye müsteşarlığına tayin edilen Ziya Paşa, Atina elçiliği ve paşalık rütbesi ile Kıbrıs mutasarrıflığına gönderildi. Birkaç ay sonra Sultan Abdülaziz kendisini İstanbul'a çağırdı ve Bosna Hersek'in denetimi ile görevlendirdi. Bir süre sonra Meclisi Vala azalığına, beylikçiliğe ve Adalet Bakanlığına yükseltildi.

    Bab-ı Ali, onu Amasya mutasarrıflığı ile İstanbul'dan uzaklaştırdı. İstanbul'da Abdülhamid yönetimine karşı direnmeyi amaç edinen Yeni Osmanlılar Cemiyetine girdi. 1867'de tekrar Kıbrıs mutasarrıflığı ile görevlendirilince Kıbrıs'a gitmedi ve o sırada Erzurum Vali Muavinliğine tayin edilen Namık Kemal ile birlikte Avrupa'ya kaçtı.

    Önce Paris'te, sonra da Londra'da kaldı. 1868 yılında Hürriyet gazetesini kurdu. Avrupa'da bulunduğu yıllarda gazetedeki yazılarının yanında Zafername, Terkib-i Bend, Terci-i Bend gibi eserlerini kaleme aldı. Yurda döndükten sonra İcra Cemiyeti Reisliği, Şurayı Devlet üyeliği görevlerinde bulundu. Bu süre içinde Harabat adlı büyük antolojisini düzenledi. Sultan Abdülaziz'in tahttan indirilişi olayına karıştı. Sultan Abdülaziz'in yerine tahta çıkan Sultan Beşinci Murad'ın zamanında başkatiplikle görevlendirildi. Bir süre sonra Maarif Müsteşarlığına tayin edildi. Sultan İkinci Abdülhamid döneminde, Namık Kemal ve Ziya Paşa, Kanun-i Esasi'yi hazırlamakla görevlendirildiler. Bir süre sonra siyasetini değiştiren Sultan İkinci Abdülhamid, Ziya Paşa'yı, İstanbul'dan ayırmak için Suriye valiliğine atadı. Kısa bir süre sonra da Konya valiliğine atanan Ziya Paşa, son görev yeri olan Adana'da 1880 yılında vefat etti.


    Ziya Paşa, klasik Türk şiirinin son büyük temsilcileri arasında sayılabilir. Ziya Paşa, makaleleri ile, batılı anlayışı ve demokratik görüşleri Türk düşüncesine ilk getirenlerden biri oldu. Özellikle Hürriyet gazetesindeki inceleme niteliği de gösteren yazılar yazdı. Sade bir dil ile verdiği eserlerde devlet yönetiminin kötülüklerini eleştirdi

  10. #20
    ZiLan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Title
    [email protected][email protected]
    Üyelik tarihi
    13.Mayıs.2009
    Mesajlar
    11,498
    Konular
    7848
    Aldığı Beğeni
    11
    Verdiği Beğeni
    0
    Falih Rıfkı Atay


    1894 yılında İstanbul'da doğdu. Fıkra, makale, gezi türlerindeki gazete yazılarıyla ve özellikle Atatürk'ü yakından tanıtan anılarıyla ün kazanan Falih Rıfkı Atay, Kovacılar semtindeki Rehberi Tahsil Rüştiyesi'ni bitirdikten sonra Hüseyin Cahit'in Yalçın müdürlük yaptığı Mercan İdadisi'nde öğrenimini tamamladı. Darülfünunun Edebiyat bölümünü bitirdi. İdadide edebiyat öğretmeni olan Celal Sahir Erozan ile kendisinden bir ileri sınıfta okuyan Orhan Seyfi Orhon, Falih Rıfkı'nın edebiyat zevkinin gelişmesine yardımcı oldular. İlk Yazıları, Serveti Fünun dergisinin genç yazarlara ayrılan ek sayfalarında yayımlanan Falih Rıfkı'nın Tecelli(1911) dergisi ile Süleyman Bahri'nin yönettiği Kadın(1912) dergisinde Cenap Şahabettin ile Ahmet Haşim'in eserlerini hatırlatan şiirleri çıktı.

    1912'de Tanin gazetesinde düz yazıları yayımlanmağa başladı; İstanbul Mektupları, Edirne mektupları gibi yazıları çıktı. 1913-1914 yıllarında sadaret ve Dahiliye Nazırlığı kalemlerinde çalıştı. Dahiliye Vekili Talat Paşa ile birlikte gittiği Bükreş'ten Tanin gazetesine röportaj yazıları yolladı. Bu dönemdeki yazıları, Türkçülük ve Türkçecilik akımlarının etkisini taşıyordu. I. Dünya Savaşında yedek subay olarak Suriye'ye gitti; 4. Ordu kumandanı Cemal Paşa'nın hususi katipliğini yaptı. Suriye ve Filistin'deki savaş anılarını "Ateş ve Güneş" (1918) kitabında topladı. Cemal Paşa'nın Bahriye nazırı olması üzerine Kalemi Mahsusa müdür yardımcılığına getirildi (1917). Kazım Şinasi Dersan, Necmettin Sadık Sadak, Ali Naci Karacan ile birlikte Akşam Gazetesini çıkarmağa başladı (1918). Bu gazetede Günün Fıkraları başlığıyla sürekli yazılar yazdı. Kurtuluş Savaşını destekleyen etkili yazıları dolayısıyla idam istenerek Kürt Mustafa Divanı Harbi'ne verildi. Fakat İnönü Zaferinin kazanılması üzerine Divanı Harp tutumunu değiştirdiği için idamdan kurtuldu. Kurtuluş Savaşı sona erdiği sırada İzmir'de Atatürk ile görüşmeğe gelen gazeteciler arasındaydı. Atatürk'ün isteği üzerine İkinci Büyük Millet Meclisi'ne Bolu'dan milletvekili seçildi (1922). Daha sonra uzun yıllar Ankara Milletvekili olarak T.B.M.M.'de bulundu. Hakimiyeti Milliye, Milliyet ve Ulus gazetelerinin başyazarlığını yaptı.

    Yeni Türk Alfabesinin hazırlanması ve uygulanması sırasında Dil Encümeninde görev aldı. Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın tutumuna şiddetle karşı çıktı. Ulus gazetesinin başyazarlığını yaptığı dönemde Ankara şehir planı jürisinde üyelik ve İmar Komisyonunda başkanlık yaptı. 1946'da çok partili döneme geçildikten sonra Ulus gazetesinde CHP'nin savunuculuğunu sürdürdü. Demokrat Parti'nin 1950'de iktidara geçmesinden sonra Dünya Gazetesini kurarak (1952) muhalefete geçti; yeni iktidara karşı Atatürk devrimlerini savundu.

    Falih Rıfkı Atay, sağlam, atak, çekici, anlatımı ve duru Türkçesiyle Cumhuriyet basınının Encümeninde usta kalemlerinden biriydi. Günlük siyasi olayları ele alan başyazı ve fıkraları yanında Ulus ve Dünya gazetelerinde Pazar günleri yayımladığı haftalık yazılarında çok usta bir deneme ve söyleşi yazarı niteliği gösteriyordu. Gezi ve anı türlerinde Cumhuriyet döneminin çok ilginç ürünlerini verdi.

    __________________

Benzer Konular

  1. Şevki Ünlü Albümleri
    Konu Sahibi mirbotan radyo Forum Türkçe Albüm Tanıtım
    Cevap: 5
    Son Mesaj : 01.Eylül.2010, 05:02
  2. Ses Bilgisi
    Konu Sahibi [email protected]@N Forum Türkçe-Edebiyat
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 15.Ocak.2010, 13:23
  3. Adanada Yetişmiş Olan Sanatcılar -saırler-yazarlar-halk ozanları-ünlüler
    Konu Sahibi DaĞLaRıN KıZı Forum Akdeniz Bölgesi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 07.Ocak.2010, 12:35

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •