Einstein, genel Görelilik Kuramı’nı, Evren’in bütününe uyguladı. Sonlu ve sınırsız bir Evren modeli kurdu ve bunun matematiksel yapısını geliştirdi. Amerikalı astronom Edwin Powell Hubble (1889-1953), 1920***8242;li yıllarda Evren’in yaşı, oluşumu ve dağılımı konusunda çalışmaları başlatan bilim adamı.

Hubble, 1929***8242;da yaptığı gözlemlerle uzak gökadalarının ışığının kırmızıya kaydığını, buradan kalkarak da bunların Dünya’dan uzaklaştığını ortaya koydu. Evren genişliyordu. Oysa Einstein’in evreni durağandı.

Kuram, büyük kütlelerin yakınından geçen ışık ışınlarının kütleçekim alanının etkisiyle eğileceğini, bu nedenle de uzak bir yıldızın ışığının Güneş’in kenarından geçerken yapacağı sapmanın hesaplanabileceğini öngörüyordu. Birinci Dünya Savaşı ve kötü hava koşulları, ilk gözlemin yapılmasını engelledi. Kuram’ın ilk genel kanıtları iki İngiliz bilim adamından geldi: 29 Mayıs 1919***8242;da Güney Afrika’da (Gine Körfezi’ndeki bir adada) ve Brezilya’da gözlenen Güneş tutulmaları sırasında elde edildi.

Sonuçlar tam Genel Görelilik Kuramı’nı kanıtlayacakken, iki ayrı yerin sonuçları birbirine ters düşüyordu. Daha sonraları da gözlemler ve deneyler, onu doğrulamaya devam etti. 1922***8242;de Güney Afrika ve Brezilya’dan alınan verilerin farklı souçlar vermesi üzerine Lick Gözlemevi’nin yöneticisi William W. Campbell, bir sonraki tutulmayı izlemek için Avustralya’ya gitti.

Tutulma, yaklaşık beş dakika izlenebildiği için “Naif yıldızlarda kaydedilebilecek; böylece Güneş’e yakın gözlenebilir yıldızların sayısı artacaktı” diye açıklama yapıyor Osterbrook ve “gözlem yapanlar ‘etkiyi ölçmek için daha iyi bir şans’elde edecekler” diyor.

12 Nisan 1923***8242;te, Campbell, yıldızların görüntülerinin yerleşimleri iki durum için, yani tutulma ve gerçek gece durumundaki yıldızların farklılık gösterdiğini keşfetti. ” Einstein’in tahminleriyle karşılaştırıldığında Güneş kenarındaki yıldız ışıkları 1.75 saniyelik bir açıyla saptırılıyor olması, verilen Görelilik Kuramı’na yaklaşabildiğinin bir kanıtıdır” diyordu.


Garip ama, Campbell, kendisini göreli bir Evren’de bulmak istemiyordu. “Tanrım umarım doğru değildir” diyordu. Einstein, tabii ki, göreliliği Evren’in normu olarak görüyordu. Doğrusu Kuram’ın doğruluğu kanıtlandığında “Ama ben zaten Kuram’ın doğru olduğunu biliyordum” diyecekti öğrencisi Schneider’a.

Schneider, Einstein’”eğer tutulmalar, Kuram’ı doğrulamasaydı ne olurdu” diye sorduğunda Einstein ” O zaman Tanrı’dan özür dileyerek, Kuram doğru derdim” diyordu.