İskender Durgun: 45 Yaşında, 2007 yılında trafik kazası sonucu T12 seviyesinde omurilik felçli oldu. Kaza sonrası malulen emekli oldu. İTÜ İnşaat Mühendisliği mezunu, kazadan önce boşanmış ve bir çocuk babası. Evde sağ hemipleji rahatsızlığı geçirmiş olan annesiyle yaşamını devam ettiriyor.
İskender Durgun

SORU: Bize kaza anını anlatır mısınız, tam olarak nasıl bir kaza geçirdiniz?
27 Mart 2007 tarihinde Ankara’dan Çankırı Şabanözü ilçesinde bulunan şantiyeme malzeme götürürken çalan cep telefonuma cevap vermek isterken direksiyon hakimiyetini kaybettim. Arabam takla attı ve beni arabandan dışarı attı. Emniyet kemerini her zaman takan ben emniyet kemerini takmamıştım. Kendimi bir tarlanın ortasında buldum. Şuurum açıktı. Ayaklarımı oynatamıyordum. Köylülerin geldiğini gördüm ve bağırdım yardım için. Belim müthiş ağrıyordu. Köylülerden cep telefonumu istedim. Beni yol kenarına getirmek istediler. Beni kımıldatmayın ambulans çağıralım dedim. Köylüler cep telefonumu getirdiler ve acil yardımı aradım. Ambulans 20 dakika sonra geldi. Ankara’da Numune hastanesine yatırdılar. İşin bir ilginç yönündende bahsedeyim. Şabanözün’de Avrupa Birliği finanslı bedensel ve zihinsel engelliler için rehabilitasyon binası yapıyordum.
SORU: Omurilik felçli olduğunuzu ilk duyduğunuzda nasıl bir tepki verdiniz, daha öncesinden omurilik felçli olmanın nasıl bir şey olduğuna dair bilginiz var mıydı?
Başlarda ne olduğunu kavrayamamıştım. Omirilik felçli ne demek olduğunu neler yapıp neler yapamayacağımı TSK Rehabilitasyon Merkezinde geçirdiğim günlerde anladım.
SORU: Kaza yapmadan önce sosyal yaşamınız nasıldı şimdi nasıl? Arkadaş çevrenizde azalma yada artma oldu mu, olduysa size göre sebebi nedir?
Kazadan önce sosyal yaşamdan çok yoğun bir iş hayatım vardı. Sabah erkenden işe başlar gecelere kadar süren bir iş yaşamı. Hafta sonu tatili gibi bir kavram yoktu. Arkadaş çevremin çoğu iş ortamının getirdiği bir çevreydi. Tabi kazadan sonra bu çevre kayboldu. Başlarda arayıp soran arkadaşlar şimdi kayboldu. Ama engellilerden oluşan yeni sıcak arkadaş çevrem var. Eski çevremin kaybolmasına ne kadar üzülüyorsam yeni çevrem içinde o kadar çok seviniyorum. Eski arkadaşlarımın yoğun iş temposunda çalıştıklarından dolayı kaybolduğunu sanıyorum.
SORU: 2007 Yılında kaza geçirmişsiniz. Aradan geçen 4 yıl içinde engelli olmaya alışabildiniz mi, yada engelli olmak size göre alışılabilecek bir durum mu?
Engellilik alışılacak bir durum değil. Önemli olan hayata tutunabilmek. Hayat mücadelesini bırakmamak gerek. Hayat bu insana daha neler gösterir bilinmez. Yürüyememeğe bir nisbet kabullenebiliyorum da, tuvalet hissimin olmayışı beni çok zorluyor hayatta. Sosyal hayatıma mani oluyor.

SORU: Engelli olduktan sonra size en fazla rahatsız eden şey nedir? (Mimari düzenlemeler, toplumun bakışı v.b gibi)
Engelli olduktan sonra beni en çok rahatsız eden şehrin mimari düzensizliğidir. Toplumun olumsuz bakışını fazla takmıyorum. Önemli olan benim düşüncelerimdir.
SORU: Bize bir gününüzüm nasıl geçtiğini kısaca anlatabilir misiniz?
Güne erken başlamayı çok seviyorum. Akşamda erken yatmaya çalışıyorum. Sabah çayı ben demler, annemi kaldırırım. Kahvaltıdan sonra internete girerim öğlene kadar. Öğlenleri kitap ve dergi okumaya çalışırım. İkindi çayını annemle içmek ayrı bir zevk benim için. Akşamda internet ve televizyonla zamanımı geçirim. Anlıyacağınız monoton bir hayat. Annemde engelli olduğu için onu yalnız bırakamıyorum. Haftada bir Büyükşehir Belediyesinin Aile yaşam merkezine gidiyorum.