Kültür Sanat Akademisi, Kürt müziğinde popüler, arabesk ve alternatif gibi görünen postmodern yaşam anlayışlarını yansıtan müzikal tarzların esas alınmaması gerektiğini kaydetti. Akademi, Kürt müziğinin kendi köklerine uzanması gerektiğini bildirdi. Kürt Kültür ve Sanat Akademisi tarafından 25 Haziran'da Köln'deki Baran Kültür Merkezi'nde düzenlenen Kürt Müzik Konferansı'nda, 'Kürt müziğinin tarihi' ve 'Kürt müziğinde ekol' konulu seminerler verildi. Diyarbakır'dan konferansa katılan Veysi Varlık, 'Kürt müziğinin tarihi' konulu seminerde yaptığı konuşmada, 'Kürt müzik tarihi hakkında bugüne kadar köklü bir çalışma yok. Dünyada bu konuda binlerce belge mevcuttur. Kürt müziği hakkında ciddi bir araştırma yapıldığı takdirde, belgeler haline gelebilecektir' dedi. ****fizik yönü ile ele alındığında müziğin görünmezliğin eseri olduğunu vurgulayan Varlık, 'Müzik tanrısal bir sanattır, gök ve toprak arasında uyumdur, evrensel bir dildir, insan ruhunun dilidir' dedi. Veysi Varlık, Kürt kimliğinin ortaya çıkması ve ilkçağ uygarlıkları hakkında da sunumlar yaparak, şunları söyledi: 'Kürt müziği Mezopotamya'da yaşayan birçok toplumun ortak değerlerinden faydalandığı gibi, onlara değer katmış ve aynı zamanda farklı coğrafyalarda yaşayan birçok halkın müzik yapılarına gerek direkt gerekse de indirekt şekilde etkide bulunmuştur' diye konuştu. 'Kürt müziğinde ekol' başlıklı bir seminer veren müzisyen Rotinda Yetkiner, Kürt müziğinde ortaya çıkan eserlerin genelde kadınlar tarafından yazıldığını dile getirerek, müziğin Kürtlerin yaşamının her alanında yer aldığını ifade etti. Dengbêjliğin Kürt müziğinin bir kimliği olarak algılandığı hatırlatmasında bulunan Yetkiner, 'Dengbêjlik ilk olarak, kadınlarda başladı' dedi. Akdeniz ülkelerinde, Latin Amerika ve Mezopotamya'da müzik stillerine dikkat çeken Yetkiner, Kürt müziğindeki stilleri de şu şekilde sıraladı: 'Dengbêjlik, Lawje, Heyranok, Pirepayizok, Lawike Siwaran, Destan, Berite/belite, Dilok, Sersso, Narink, Stiranen Kar, Sesbendi, Lorik, Stiranen Merasiman, Katar, Mediha u Mewlüd.'

Seminerlerin ardından KCK Kültür Sanat Akademisi tarafından konferansa gönderilen yazılı mesaj da okundu. Mesajda, 'Yüzlerce yıldır dış egemen güçlerin baskı, sömürgecilik ve kültürel asimilasyon dayatmaları altında kendisine ait duygusu ve düşüncesi ortadan kaldırılmak istenen Kürt halkı, son otuz yıllık özgürlük mücadelesiyle bir diriliği yaşamıştır' denildi. İnsan toplumunun kültürsüz olması düşünülmeyeceği gibi kültürel değerlerin de sanatsız değerlendirmesinin yer aldığı mesajda, şu hususlara dikkat çekildi: 'Kürt halkı 20. yüzyılın son çeyreğinde neredeyse yok olmak üzere iken halkımızı demokratik değer yargıları zayıf olanların sadece Kürtçe müzik yaparak, işin içinden çıkmaya çalışması veya 'en iyi en doğru ve en çağdaş' adı altında müziğimizi çok değişik enstrümanlarla ve teknik imkanlarla süsleyerek, duyguları körüklemesi, 'Kurdiliğin' önünde temel bir sorun olarak, görülmelidir. Bu yaklaşımlar popüler kültür yaklaşımları olarak müziği ****laştırmaktadır. 'Kurdilik', müzik sanatının kendi kalıpları içinde olması gereken ritmik, melodik yapısı kadar, müziği ortaya çıkaran duygu ve düşüncenin de halkımızın kültürel mirasına göre olmasını gerektirir.' Kültür Sanat Akademisi mesajını şöyle noktaladı: 'Ne popüler kültür, ne de arabesk kültür ve alternatif gibi görünen postmodern yaşam anlayışını esas alamayacağımız bilinmektedir.'