" />
|
|||||||
| Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
|
|
#1 | ||
|
Vip Üye
![]() Üyelik tarihi: Dec 2009
Mesajlar: 81
![]() |
a ----->> Kürt alfabesinin ilk harfi, dişil cins edatı.
Abadan ----->> mamur. abadanî ----->> bayındırlık. abagine ----->> cam, billur. abajûr ----->> abajur. abal ----->> dönme. aborandin ----->> geçindirmek. aborî ----->> ekonomi, iktisat, geçim, maîşet. aborîn ----->> geçinmek. aboriya xerîdariyê ----->> tüketim ekonomisi. aborîzan ----->> iktisatçı, ekonomist. acente ----->> acente. aciz ----->> 1.aciz. 2.çaresiz. aciz kirin ----->> kızdırmak, rahatsız etmek. acûr ----->> acur. adan ----->> 1.besin. 2.bereketli, mümbit, verimli. adan lê bûn ----->> bereketlenmek. adanî ----->> bereket, bereketlilik, randıman, verim, verimlilik. adar ----->> Mart ayı. ade ----->> 1.yabancı ot. 2.şirret, sırnaşık. 3.ısırgan böcekler. ade bûn ----->> sırnaşmak. ade kirin ----->> yabancı otlardan temizlemek. adem ----->> adam, insan. adet ----->> adet, töre. adetî ----->> normal, töreye uygun. adû ----->> ısırgan böcekler. afat ----->> afet. aferande ----->> eser, yapıt. aferandin ----->> yaratmak, meydana getirmek, türetmek. aferandinerayî ----->> yaradılış. aferîde ----->> mahluk, yaratık. aferîn ----->> varol, aferin. aferîndêr ----->> türetici, yaratıcı. aferînek ----->> karakter. aferînî ----->> seciye. afir ----->> yemlik. afirandîn ----->> yaratılmak. afîş ----->> afiş. Afrîka ----->> Afrika. Afrîka Başûr ----->> Güney Afrika. Afrîn ----->> Suriye’de bir Kürt şehri. agah ----->> haber, duyum. agahdar ----->> bilgili, haberdar, vakıf. agahdar bûn ----->> vakıf olmak, haberdar olmak. agahdar kirin ----->> bildirmek, haber vermek, haberdar etmek. agahî ----->> haber, bilgi, malumat. agihandin ----->> haber vermek, bildirmek. agir ----->> ateş. agir barandin ----->> ateş yağdırmak. agir berdan ----->> ateşe vermek. agir best ----->> ateş kes. agir girtin ----->> ateş almak, ateşlenmek. agir kirin ----->> ateş etmek. agir vêxistin ----->> ateş yakmak. agirbaz ----->> ateş cambazı. agirber ----->> ateşli silah. agirbir ----->> ateş düşürücü. agirçav ----->> atak. agirdadan ----->> ateş yakmak. agirdank ----->> ateşlik. agire ----->> frengi. agirgeh ----->> ateş yakılan yer. agirgir ----->> kolay tutuşan. Agirî ----->> Ağrı şehri. agirkuj ----->> itfaiyeci. agirnak ----->> yakıcı, ateş gibi, ateşli, ateş rengi. agirok ----->> fitneci. agirparêzî ----->> ateşe tapmak. agirten ----->> ateşçi. agirxweş ----->> sempatik. ah ----->> ah, ilenç. aheng ----->> ahenk, ritim, uyum, mutabakat. ahengdar ----->> uyumlu, ritimli. Ahûramazda ----->> Zerdüşt inancında iyilik tanrısı. aj ----->> filiz, sürgün. aj dan ----->> filizlenmek. ajal ----->> sürü, küme, grup, zümre, güruh. ajda ----->> filiz verdi. ajinîn ----->> dişleri kürdan vs. ile karıştırmak. ajne ----->> yüzücü. ajo ----->> güdü. ajodar ----->> güdümlü. ajotin ----->> 1.ekin ekmek. 2.sürmek, gütmek. ajotin pêş ----->> ileri sürmek. ajovan ----->> sürücü, şoför. akademî ----->> akademi. Akre ----->> Irak’ta bir Kürt kenti. akredîtîf ----->> akreditif. akû ----->> akü, akümülatör. al ----->> alem, bayrak. al çikandin ----->> bayrak dîkmek. al daxistin ----->> bayrak indirmek. al kêşan ----->> bayrak çekmek. alandin ----->> ambalajlamak, sarmak. alastin ----->> yalamak. alav ----->> 1.alev 2.alet, edevat. alayî ----->> ask. alay alaz ----->> niyetlenme, kastetme. Alban ----->> Arnavut. Albanî ----->> Arnavutça. Albanya ----->> Arnavutluk. album ----->> albüm. albumîn ----->> albümin. alemdar ----->> bayraktar. alerjî ----->> alerji. alî ----->> cihet, yan, cenah, taraf, yaka, yön. alî girtin ----->> taraf tutmak. alif ----->> kışlık hayvan yemi. alîgir ----->> yandaş, taraftar, taraflı. alîn ----->> birbirine geçirmek, dolamak. aliqîn ----->> birbirine dolanmak. alistin ----->> yalamak. alkol ----->> alkol. Alman ----->> Alman. Almanî ----->> Almanca. Almanya ----->> Almanya. almas ----->> elmas. aloq ----->> bademcik. altaxî ----->> ihbar, ispiyon. altaxî kirin ----->> ihbar etmek. altaxîname ----->> ihbarname. alternatîf ----->> alternatif. alû bûn ----->> kamaşmak. alûçe ----->> erik. alûde ----->> pisliğe bulaşan. alûle ----->> 1.dar sokak. 2.koridor. alûs ----->> sahte kibarlık, sahte davranışlı. amade ----->> amade, hazır. amade be ----->> hazır ol! amade kirin ----->> hazırlamak. amadexwer ----->> hazır yiyici. amadeyî ----->> hazırlık. aman ----->> kap-kacak. ambargo ----->> ambargo. ambûlans ----->> ambulans, cankurtaran. ambûr ----->> tesisat, enstrüman. ambûrîn ----->> alet, malzeme. ambûrsaz ----->> tesisatçı. Amed ----->> Diyarbakır. Amêdî ----->> Irak’ta bir Kürt kenti. amêjen ----->> alaşım, terkip. Amêrîka ----->> Amerika. Amêrîkayî ----->> Amerikalı. amir ----->> amir. amîral ----->> amiral. amoj ----->> amca karısı. amojin ----->> amca karısı. amojkar ----->> eğitimci, pedagog. amojkarî ----->> pedagoji. amper ----->> amper. ampûl ----->> ampul. Amsterdam ----->> Amsterdam(Hollanda’nın başkenti). Amûda ----->> Suriye’de bir Kürt kenti. amûr ----->> tesisat, enstrüman. an ----->> 1.ya, veya (hut), yahut. 2.yoksa. 3.çoğul edatı. an jî ----->> ya da. ananas ----->> ananas. anarşî ----->> anarşi. Anatoliya ----->> Anadolu. anatomî ----->> anatomi. andêr ----->> soyka. angaje kirin ----->> angaje etmek. angajman ----->> angajman. ango ----->> yani, demek ki. anîn ----->> getirmek. anîn ba hev ----->> bir araya getirmek. anîn ber hev ----->> bir araya getirmek. anîn bîr ----->> anımsatmak, çağrıştırmak. anîn cem hev ----->> yan yana getirmek. anîn pêş ----->> ileri almak. anîn ser çokan ----->> diz çöktürmek. anîn ziman ----->> dile getirmek anîs ----->> anason. anix ----->> anason. anket ----->> anket. anormal ----->> anormal. ansîklopedî ----->> ansiklopedi. Antartîka ----->> Antarktika. antên ----->> anten. antîlop ----->> antilop. antrenman ----->> antrenman. antrenor ----->> antrenör. aort ----->> aort. ap ----->> amca. apandîsîd ----->> apandisit. aqar ----->> alan, arazi, yüzölçümü. aqil ----->> akıl, us. ar ----->> 1.ateş. 2.ar, haya. aram ----->> 1.huzur, sükunet, gönenç, istikrar, huzurlu, sakin. aram bûn ----->> huzur bulmak, sakinleşmek. arambexş ----->> huzur veren. aramdar ----->> huzur verici, sakinleştirici, müsekkin. aramgah ----->> 1.istirahat yeri. 2.kabir. aramxane ----->> huzurevi. aran ----->> sancılanmak, elem. araq ----->> rakı. ararot ----->> mama. arask ----->> donatı, teçhizat. arastek ----->> 1.donanım. 2.ziynet. arastekar ----->> dekoratör. arastî ----->> bezenmiş, donatılmış, teçhiz edilmiş. arastin ----->> bezemek, donatmak, teçhiz etmek. arav ----->> bulaşık suyu. aravî ----->> nargile. ard ----->> un. ardik ----->> irmik. ardû ----->> katı yakıt. arena ----->> arena argon ----->> ateş rengi. argûşk ----->> bademcik. arî ----->> 1.kül. 2.yardım. 3.Hint-Avrupa’lı. arihandin ----->> acıtmak, ağrıtmak. arihîn ----->> acımak, ağrımak. arîk ----->> tavan. arîkar ----->> asistan, yardımcı. arîkarî ----->> yardım. arîkarî kirin ----->> yardım etmek. arîkarî xwestin ----->> yardım istemek. arîkarîxwaz ----->> yardımsever. arîle ----->> kadın görünüşlü erkek. arimîn ----->> dinlenmek. aring ----->> koyun ve keçilerin genel adı. arîperwer ----->> yardımsever. arîşe ----->> problem. arîşen ----->> manevi, maneviyat, moral. arîtmetîk ----->> aritmetik. arîxen ----->> emin. arîxen bûn ----->> emin olmak. arizî kirin ----->> özelleştirme. arkolk ----->> maşa. |
||
|
|
|
|
|
#2 |
|
Vip Üye
![]() Üyelik tarihi: Dec 2009
Mesajlar: 81
![]() |
arkolk ----->> maşa.
arkork ----->> fırın küreği. armanc ----->> amaç, hedef, gaye, erek. armûş ----->> üzüm posası. arşîv ----->> arşiv. artêş ----->> ordu. artêşgeh ----->> ordugah. artêşxane ----->> orduevi. artîşok ----->> enginar. arû ----->> salatalık. arûng ----->> erik. arvan ----->> un, kışlık erzak. arvane ----->> dişi deve. Aryan ----->> Hint-Avrupalı. arzing ----->> çırpı. asav ----->> ur. asê ----->> 1.asi, şaki. 2.yalçın. asê bûn ----->> direnmek. asê kirin ----->> güçlendirmek, tahkim etmek. asêgeh ----->> kale, müstahkem mevki, hisar. asîd ----->> asit. asîman ----->> gök, gökyüzü. asîmanzanî ----->> astronomi. asîw ----->> bela. ask ----->> geyik. asmin ----->> ufuk. aso ----->> ufuk. Astan ----->> Satürn. asteng ----->> 1.mâni, mania, güçlük, engel. 2.dar geçit. asteng bûn ----->> engel olmak. asûde ----->> asude. asûn ----->> durum, vaziyet. Asya ----->> Asya. aş ----->> değirmen. aşê qehwê ----->> kahve değirmeni. aşêf ----->> yabani otları ayıklama işi. aşik ----->> 1.kahve değirmeni. 2.mide. aşît ----->> çığ. aşîtî ----->> barış, sulh. aşîtîperwer ----->> barışsever aşîtîxwaz ----->> barışçı. aşkartin (diaşkêre, biaşkêre) ----->> açıklığa kavuşturmak. aşvan ----->> değirmenci. aşxane ----->> lokanta, restoran. aşxanevan ----->> lokantacı. ataşe ----->> ataşe. atlet ----->> atlet. atletizm ----->> atletizm. atom ----->> atom. av ----->> su. av çikiyan ----->> su tükendi (kesildi). av standin ----->> su almak. ava ----->> bayındır, imar, mamur. ava berbejî ----->> maden suyu. ava bûn ----->> bayındır olmak. ava kelandî ----->> kaynar su. ava kirin ----->> bayındır hale getirmek, imar etmek, inşa etmek, kalkındırmak, mamur duruma getirmek. ava sûsê ----->> meyan kökü suyu. avabûyî ----->> mamur. avadanî ----->> bayındırlık. avahî ----->> 1.bayındırlık. 2.inşaat, bina, bayındır yer. avahiya bingehîn ----->> altyapı. avahiya jorîn ----->> üstyapı. avanî ----->> meskûn. avans ----->> avans. avantaj ----->> avantaj. avdan ----->> sulama. avdanî ----->> sulama. avdank ----->> su kabı, sürahi. avde ----->> bir boy iplik. avdêr ----->> sulama işini yapan kişi. avdestxane ----->> helâ. avdonk ----->> tirit. averû ----->> ebru, yüz suyu. avêtin ----->> atış, atmak. avêtin zindanê ----->> hapsetmek, zindana atmak. avêtinhev ----->> atışmak. avgon ----->> mavi. avgoşt ----->> et suyu. avî ----->> sulu, sulak. avîje ----->> temiz. avik ----->> atmık, meni, sperma. avis ----->> gebe, hamile. avisî ----->> gebelik. avjen ----->> yüzücü. avjenî ----->> yüzme. avjenper ----->> yüzgeç. avjîn ----->> abıhayat. avkêş ----->> 1.saka, sucu. 2.tulumba. avnûsk ----->> mürekkep. avpijen ----->> fıskiye. avrêjk ----->> pisuar. Avrêl ----->> Nisan ayı. avreşî ----->> katarakt (göz). avsark ----->> içine kar veya buz konarak soğuk su saklamaya yarayan kuyu. avşile ----->> olgunlaşmamış üzüm suyu. avteng ----->> suyun daraldığı yer, boğaz. avyar ----->> saki. avzêl ----->> ilkbaharda akan ve ilkbahar bitince kuruyan pınar, bahar pınarı. avzêm ----->> ilkbaharda akan ve ilkbahar bitince kuruyan pınar, bahar pınarı. avzêr ----->> yaldız. avzêr kirin ----->> yaldızlamak. avzûng ----->> kayış tokası. awa ----->> durum, hal, vaziyet, metot, yöntem. awan ----->> fitneci. awanî ----->> fitne, fesat. awarte ----->> olağan dışı, istisnai. awartin ----->> istisna etmek. awaz ----->> beste, ezgi, makam, melodi, ses. awêne ----->> ayna. awir ----->> sert bakış. ax ----->> 1.toprak, 2.ah,ilenç. axa ----->> ağa. axaftin ----->> konuşma. axareş ----->> kara toprak. axîn ----->> ahlama, sızlanma. axîn kişandin ----->> ah çekme. axiv ----->> yaranın azması. axret ----->> ahret. axund ----->> hoca, ayet ya da dua okuyan kişi. axur ----->> ahır. axûrk ----->> tatarcık. aya ----->> acaba. ayend ----->> gelecek. ayet ----->> ayet, delil. ayîn ----->> tören. az ----->> dolgun, ihtiraslı, tutkulu. aza ----->> özgür, hür. azad ----->> özgür, hür. azadî ----->> hürriyet, özgürlük. azadî bûn ----->> kurtulmak. azadî kirin ----->> özgür bırakmak, kurtarmak. azar ----->> azar. azar lêdan ----->> paylamak. azeb ----->> bekar, ergen. azebî ----->> ergenlik çağı. Azerî ----->> Azeri. azgîn ----->> hırslı. azîn ----->> usul. azirandin ----->> azarlamak. azmend ----->> hırslı. azmûn ----->> imtihan, sınav, tecrübe. azmûn bûn ----->> imtihan olmak, denenmek. azmûn kirin ----->> imtihan etmek, denemek, tecrübe etmek. azmûna devkî ----->> sözlü sınav. aznîf ----->> bir çeşit domino oyunu. azwer ----->> hırslı, tutkulu, hırs, tutku. |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Vip Üye
![]() Üyelik tarihi: Dec 2009
Mesajlar: 81
![]() |
b ----->> Kürt alfabesinin ikinci harfi.
ba ----->> 1.yan, nezd, 2.romatizma, 3.hava, rüzgâr, yel. ba berdan ----->> yellenmek. ba hatin ----->> esmek. babelîç ----->> yüzük parmağı. babet ----->> 1.cins. 2.husus, konu. 3.vesile. babfile ----->> dönme (zorla (sözde)Müslüman olanlar). babidest ----->> eli boş. babir ----->> paravan. babirek ----->> yelken. bablîsok ----->> hortum (hava). bac ----->> gümrük vergisi. bacan ----->> patlıcan. bacanê sor ----->> domates. bacgeh ----->> gümrük. bacî ----->> bir müzik makamı. baçermok ----->> yarasa. badak ----->> sarmaşık. badan ----->> bükmek, kıvırmak. badank ----->> büklüm. badar ----->> rüzgarlı. badayî ----->> bükülü. bade ----->> kadeh. badek ----->> burgu, delgi. badîhewa ----->> boşuna, faydasız, yararı olmayan iş. badîn ----->> bardak. badok ----->> direksiyon. bafik ----->> mazeret, bahane. bafirok ----->> uçurtma. bafûn ----->> alüminyum. bagaj ----->> bagaj. bagêje ----->> hava hortumu (met.). bager ----->> karla birlikte esen şiddetli rüzgar. bah ----->> şehvet. bahane ----->> bahane. baharat ----->> baharat. bahî ----->> şehvetli. bahor ----->> grip. bahorî ----->> grip hastalığına yakalanan. bahoz ----->> 1.kararsız kişi. 2.sert rüzgar, fırtına. bajar ----->> kent, şehir. bajarê mezin ----->> büyük şehir, metropol. bajarî ----->> kentli. bajarok ----->> belde, ilçe, kasaba. bajarvanî ----->> şehircilik. bajen ----->> yelpaze. bajenîn ----->> yelpazelemek. bakirin ----->> savurmak. bakterî ----->> bakteri. bakterîzanî ----->> bakteriyoloji. bakur ----->> kuzey. bakut ----->> kar dolgusu. bal ----->> dikkat, ilgi. bal dan ----->> dikkat etmek. bal kişandin ----->> dikkat çekmek. bala ----->> yukarı, yüksek. bala xwe dan ----->> dikkat etmek. balafir ----->> uçak. balafirgeh ----->> hava alanı. balafirşikên ----->> uçaksavar. balandin ----->> dolamak. balav ----->> çamaşır yıkama günü su kenarı. balcan ----->> patlıcan. baldar ----->> dikkatli. bale ----->> aptal, ahmak. balê ----->> bari. baleban ----->> afacan. balgeh ----->> yastık. balîf ----->> yastık. balinde ----->> kuş. balix ----->> 1.arı kovanların kurulduğu yer, 2.ergen. balkêş ----->> ilgi çekici, enteresan, göz alıcı, dikkat çekici. balkêş kişandin ----->> ilgi çekmek, ihtar etmek. balo ----->> balo. balon ----->> balon. balor ----->> silindir. balûg ----->> siğil. balûle ----->> dürüm. balyoz ----->> büyük elçi, sefir. balyozxane ----->> elçilik. bamarî ----->> üvey baba. bamişt ----->> tipi. bamye ----->> bamya. ban ----->> dam. banandin ----->> alıştırmak. band ----->> bant. bandemjmêr ----->> çalar saat. bandêr ----->> 1.etkili, etkin. 2.egemen. bandêrî ----->> etkinlik. bandev ----->> bir şeyin üst çıkış ağzı. bandor ----->> etken, etki, tesir. bandor kirin ----->> tesir etmek. bandor lê kirin ----->> etkilemek. bane ----->> mandıra. banedar ----->> mandıracı. banegeh ----->> satıh, yüzey. banegehî ----->> yüzeysel. banek ----->> alışkın, müptela, itiyat. baneşan ----->> ünlem. bang ----->> çağrı, ezan, hitap, nida. bang kirin ----->> hitap etmek, çağrıda bulunmak, çağırmak, ezan okumak. bangbêj ----->> çığırtkan, müezzin, tellal. banger ----->> loğ. bangêr ----->> bankacı. bangêrî ----->> bankacılık. bangerkêş ----->> loğ ağacı. bangeşe ----->> propaganda. bangeşevan ----->> propagandacı. bangevan ----->> çığırtkan, müezzin, tellal. bangewaz ----->> imdat, yardım talebî, çağrı. banî ----->> 1.yukarı. 2.dam. banîje ----->> çatı katı. bank ----->> banka. banknot ----->> banknot. banok ----->> intibak etmeye eğilimli olan. banû ----->> hanım, hanımefendi. bapêç ----->> tipi. baperik ----->> kelebek. bapîr ----->> büyükbaba, dede. bapîv ----->> rüzgar ölçer. baq ----->> buket, demet, tutam. baqil ----->> bakla. baqle ----->> bakla. bar ----->> 1.bar. 2.yük. bar kirin ----->> taşınmak, yüklemek, yük. baran ----->> yağış, yağmur. barbar ----->> barbar. barbir ----->> taşıt. barbû ----->> iane. barbû dan hev ----->> iane toplamak |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Vip Üye
![]() Üyelik tarihi: Dec 2009
Mesajlar: 81
![]() |
barbûn ----->> barbunya.
bare ----->> 1.baharlık buğday, 2.konu. barek ----->> cephane. bareng ----->> tersane. bareş ----->> doğu rüzgarı. barfisk ----->> dizin arka iç kısmı. bargeh ----->> karargah, üs. barij ----->> yağışlı. barimte ----->> ipotek. barist ----->> hacim. barkaz ----->> mazgal. barkêş ----->> taşımacı, nakliyeci. barkêşî ----->> taşımacılık, nakliyecilik. barname ----->> irsaliye. baro ----->> baro. bars ----->> oğul (arıların oğul vermesi). barû ----->> kule, mazgal. barûd ----->> barut. barûya naqos ----->> çan kulesi. barxane ----->> ardiye, depo. basîret ----->> basiret. bask ----->> kanat, kol. basketbol ----->> basketbol. baskkêş ----->> mil, şaft mili. bastan ----->> gelenek, görenek. bastanasî ----->> arkeoloji. bastanî ----->> geleneksel. bastanparêzî ----->> gelenekselcilik. bastiq ----->> pestil. baş ----->> iyi, güzel, hoş. başok ----->> atmaca. baştir ----->> âlâ, daha iyi, ekstra. başûr ----->> güney. batirsok ----->> bostan korkuluğu. bav ----->> baba, peder. bavik ----->> ata, soy. bavmarî ----->> babalık bavtî kirin ----->> babalık yapmak. bawer ----->> inanan, güvenen. bawer kirin ----->> güvenmek inanmak, itimat etmek. bawerî ----->> inanç, inanma, akide, itikat, güven, kanı. bawerî bûn ----->> güvenmek, inanmak, itimat etmek. bawerî pê anîn ----->> inanmak. bawerîmend ----->> inançlı, mutemet, inanmış, mümin. bawername ----->> itimatname. bawesîr ----->> basur. baweş ----->> yelpaze. baweşên ----->> vantilatör. baweşîn ----->> yelpazelemek. bawî ----->> romatizmalı. bawiş ----->> doğurduğu halde süt vermeyen hayvan. bawişk ----->> esneme. bawişkîn ----->> esnemek. baxçe ----->> bahçe. baxçevan ----->> bahçıvan. baxir ----->> kaya. baxol ----->> bavul. baxor ----->> çığır, gedik, aralık. baxoşk ----->> havalandırma tertibatı. baxur ----->> buhur, tütsü. baxurdan ----->> buhurdan. bayê başûr ----->> lodos. (güney rüzgarı) bayê reş ----->> karayel. bayê weşt ----->> keşişleme. bayêbezê ----->> alelacele. bayî ----->> bayi. baz ----->> 1.şahin. 2.pazı. bazar ----->> alış veriş yeri, pazar, piyasa. bazara kevnefroşan ----->> bitpazarı. bazara reş ----->> karaborsa. bazarî ----->> pazarlık. bazarî kirin ----->> pazarlık yapmak. bazbend ----->> pazubandı, görevli kolluğu, kol muskası. bazin ----->> bilezik. bazind ----->> bilek. bazirgan ----->> tüccar. bazirganî ----->> ticaret, ticari. bazirganxane ----->> ticarethane. bazor ----->> sert rüzgar, fırtına. be ----->> olsun. bê ----->> -siz, -sız, -süz, -süz. bê dê ----->> anasız. bê tam ----->> tatsız. bêadan ----->> bereketsiz. bêaheng ----->> uyumsuz, ritimsiz. bêalî ----->> tarafsız, yansız. bêar ----->> arsız, hayasız. bêaram ----->> huzursuz, istikrarsız. bêav ----->> susuz. bêax ----->> topraksız. bêbac ----->> gümrüksüz. bêbal ----->> dikkatsiz. bêbandor ----->> etkisiz. bêbav ----->> babasız. bêbawerî ----->> inançsız, imansız. bêbehn ----->> kokusuz. bêberevan ----->> rakipsiz. bêbetan ----->> astarsız. bêbext ----->> bahtsız. bêbezax ----->> suçsuz, günahsız. bêbiha ----->> değersiz, kıymetsiz. bêbijî ----->> iştahsız. bêbingeh ----->> esassız, temelsiz, asılsız. bêbinî ----->> dipsiz. bêbinyad ----->> temelsiz, soysuz. bêbîr ----->> bilinçsiz. bêbîryar ----->> kararsız. bêcan ----->> cansız. bêcir ----->> huysuz. bêçare ----->> âciz, çaresiz. bêçareî ----->> açmaz. bêçareman ----->> çaresiz kalmak. bêçêj ----->> lezzetsiz, tatsız. bêçî ----->> ayak parmağı. bed ----->> kötü. bêdadwer ----->> adaletsiz. bêdar ----->> fakir, güçsüz, yoksul. bêdarî ----->> fakirlik. bedawaz ----->> kötü sesli. bêdawe ----->> bedava. bêdawî ----->> sonsuz, ebedi, müebbet. bêdawîtî ----->> sonsuzluk. bedbîn ----->> kötümser, karamsar, pesimist. bêdegel ----->> ihtiyatsız. bêdêhnî ----->> dikkatsizlik. bêdem ----->> zamansız. bêdemsal ----->> mevsimsiz. beden ----->> 1.beden, gövde. 2.hisar, sur. bêdeng ----->> sessiz. bedenparêzî ----->> beden eğitimi. bêderd ----->> dertsiz. bêderfet ----->> imkansız. bedestan ----->> bedesten. bêdestnimêj ----->> abdestsiz. bêdestûr ----->> izinsiz. bedew ----->> yakışıklı, güzel. bedew bûn ----->> güzelleşmek. bedew kirin ----->> güzelleştirmek. bedewî ----->> güzellik. bedil ----->> takım elbise. bêdil ----->> gönülsüz, isteksiz. bedilandin ----->> şeklini değiştirmek. bedilîn ----->> şekil olarak değişmek. bêdira ----->> yeterince. bêdiraf ----->> parasız. bedl ----->> dolunay. bêdom ----->> süreli, devamsız. bêedeb ----->> müstehcen, terbiyesiz. bêeman ----->> amansız. bêencam ----->> neticesiz, sonuçsuz. bêewle ----->> güvensiz. bêewlehitî ----->> güvensizlik. bêfedî ----->> utanmaz. bêfişal ----->> abartısız. beg ----->> bey. bêgar ----->> angarya. bêgav ----->> çaresiz, mecbur. bêgav hiştin ----->> çaresiz bırakmak, mecbur bırakmak. bêgav man ----->> çaresiz kalmak. bêgavî ----->> 1.çaresizlik, mecburiyet, 2. zorunlu olarak. bêge ----->> kabadayı. bêgef ----->> atılgan, densiz, korkusuz. bêgeh ----->> zamansız, yersiz. bêgiramî ----->> saygısızlık. bêgiyan ----->> ruhsuz. bêguman ----->> şüphesiz. bêguneh ----->> masum, suçsuz, günahsız. bêhal ----->> bitkin, halsiz. bêhawe ----->> uygunsuz. bêhay ----->> aymaz, gafil, habersiz, şuursuz. bêhay girtin ----->> gafil avlamak. bêhayî ----->> bilgisizlik, gaflet. bêhemd ----->> gayrı ihtiyari, irade dışı. bêhemdî ----->> gayrı ihtiyari, irade dışı. bêheş ----->> akılsız. bêheval ----->> eşsiz. bêhêvî ----->> umutsuz. bêhevîr ----->> hamursuz. bêhewl ----->> gayretsiz. bêhêz ----->> kuvvetsiz, takatsiz. bêhîm ----->> temelsiz, asılsız. bêhîs ----->> duyarsız, duygusuz. behît ----->> acayip, mucize, tansık. behîtandin ----->> afallatmak, şaşırtmak. behîtîn ----->> şaşırmak. behîv ----->> badem. behîvter ----->> çağla. behle ----->> aptal, ahmak. behn ----->> koku bêhn ----->> nefes, soluk. bêhn berdan ----->> soluma. behn dan ----->> kokmak. bêhn dan ----->> nefes vermek, teneffüs. behn ketin ----->> kokuşmak. bêhn kişandin ----->> nefes çekmek bêhn standin ----->> nefes almak. bêhna xwe dan ----->> dinlenmek. behndar ----->> kokulu. behnî ----->> kokmuş. bêhnijîn ----->> esnemek. bêhnteng bûn ----->> sıkılmak. bêhntengî ----->> sıkıntı. Behram ----->> Mars, Merih. behreme ----->> matkap. bêhûde ----->> boşu boşuna, beyhude. beicandin ----->> kahretmek, kızdırmak, öfkelendirmek. beicîn ----->> kahrolmak, kızmak. bêînsaf ----->> insafsız. bej ----->> kara (toprak). bêjan ----->> acısız, ağrısız. bejavî ----->> amfibi. bêje ----->> kelime, sözcük. bêjeya guhêrbar ----->> grm. değişken sözcük. bêjeya hevedudanî ----->> grm. bileşik sözcük. bêjin ----->> abazan, karısı olmayan erkek. bêjing ----->> elek, kalbur. bêjing kirin ----->> elemek. bejn ----->> boy. bejn girtin ----->> boy atmak. bejnbost ----->> cüce. bejnûbal ----->> endam, boy-pos. bêjok ----->> çok söylenen. bêjtin ----->> söylenmek. bêjtini ----->> söyleniş. bêkar ----->> işsiz. bêkarî ----->> issizlik. bêkat ----->> zamansız. bêked ----->> emeksiz. bêkêfî ----->> keyifsizlik. bêkêmasî ----->> kusursuz, eksiksiz, mükemmel. bêkêr ----->> işe yaramaz. bêkes ----->> kimsesiz. bêkêsim ----->> biçimsiz. bekre ----->> kil. bel ----->> dik (kulak ve göz için). bêl ----->> 1.arazi veya orman parçası, 2.bahçıvan beli. bela ----->> bela. belakir ----->> belalı, bela arayan. bêlan ----->> 1.boş arazi, iki dere arasındaki yüksek arazi. 2.evre, merhale. belavker ----->> dağıtımcı, distribütör, müvezzi. belavker kirin ----->> dağıtmak, saçmak, savurmak, yaymak. belavkerbûyî ----->> yaygın. belavok ----->> elle dağıtılan bildiri. belçim ----->> ağaç yaprağı. belê ----->> evet, okey. beleban ----->> afacan, balaban. beledî ----->> şimşek. belek ----->> alaca, alacalı bêleke ----->> lekesiz. belem ----->> sandal, filika. belên ----->> söz, vaad. belender ----->> mültezim, kesenekçi. belengaz ----->> zavallı. belêyandin ----->> onaylamak, teyid etmek. belik ----->> cücük, çocuk penisi. Beljîka ----->> Belçika Beljîkayî ----->> Belçikalı. belkî ----->> belki. beloq ----->> belirgin, pırtlak, patlak. belor ----->> şişe. belq ----->> fışkırma. belqitandin ----->> gebertmek, zıbartmak. belqitîn ----->> gebermek, zıbarmak belûr ----->> billur. belût ----->> palamut. belxem ----->> balgam. bêmaf ----->> haksız. bêmafî ----->> haksızlık. bêmane ----->> anlamsız. bêmefer ----->> olanaksız. bêmejî ----->> beyinsiz, ahmak. bêmerc ----->> şartsız. bêmiçêz ----->> iştahsız. bêmîheng ----->> ayarsız. bêminet ----->> minnetsiz. bêmişe ----->> ücretsiz. bêmişûr ----->> zahmetsiz. ben ----->> 1.ip. 2.çitlembik ağacı. bênahî ----->> görme gücü, görme yeteneği. bênamûs ----->> namussuz. benav ----->> dişbudak ağacı. bênav ----->> adsız. bênavgîn ----->> aracısız. benc ----->> yabani haşhaş, zehir. bend ----->> 1.baraj, engel, set, 2.gazete yazısı, paragraf, 3.bağlam, 4. ip, bağ, sicim. benda avê ----->> su bendi bende ----->> bağımlı, kul, köle. bende kirin ----->> bağımlı hale getirmek. bendegan ----->> tebaa, uyruk. bendek ----->> mânia, güçlük. bendeman ----->> beklemek, bağlanıp kalmak, mahpus. bender ----->> liman. bênder ----->> harman. bênder kirin ----->> harmanlamak. bendewar ----->> beklenti içinde olan, gönülden bağlı. bendewarî ----->> beklenti içinde olma. bendeyî ----->> bağımlılık, tutukluluk. bendî ----->> bağımlılık, tutukluluk. bendî kirin ----->> tutuklamak. bendîname ----->> akit. bendîxane ----->> tutukevi. bendname ----->> tutuklama müzekkeresi. bênefs ----->> pisboğaz, obur. benekî ----->> alışkanlık. beng ----->> haşhaş. bengî ----->> tutku, melankolik. bengîn ----->> tutkun, mecnun, melankolik. benî ----->> bağımlılık, tutukluluk. benî ----->> 1.kul, köle, esir, 2.sucuk. bênijad ----->> soysuz. benîn ----->> alışmak, intibak, uyum. benîşt ----->> sakız, çiklet. benk ----->> sakız ağacı. bênûk ----->> uçsuz bucaksız. benzavêtî ----->> solgun. benzîn ----->> benzin. bêol ----->> dinsiz. bêpar ----->> hissesiz, mahrum, yoksun. bêpergal ----->> düzensiz. bêperwa ----->> pervasız, utanmaz, gözü pek. bêpirç ----->> kılsız, tüysüz. bêpîv ----->> ölçüsüz, temkinsiz. bêpîvan ----->> ölçüsüz. bêpûrt ----->> tüysüz. bêpûte ----->> özensiz, itinasız. beq ----->> kurbağa. beqal ----->> bakkal. beqalî ----->> bakkallık. bêqeram ----->> takatsiz. bêqidûm ----->> güçsüz. beqlewe ----->> baklava. ber ----->> 1.en, ön, 2.döl, verim, mahsul, 3.meme, 4.taş. bêr ----->> kürek. ber dan ----->> meme vermek. ber hilanîn ----->> ürün almak. bêr kişandin ----->> kürek çekmek. berafî ----->> müzakere. beraftin ----->> müzakere etmek, görüşmek. beragî ----->> turfanda. bêraman ----->> fikirsiz. beramber ----->> karşılık, karşıt, mukabil. beramberî ----->> karşıtlık, misilleme. beramberî hev ----->> karşılıklı. beran ----->> koç. beranek ----->> baş parmak. berarî ----->> bağış, teberru. berarî kirin ----->> para yardımında bulunmak. berate ----->> leş. berav ----->> çamaşır yıkama günü su kenarı. beravêtin ----->> yavru düşürmek(hayvanlar için). bêrawest ----->> durmadan, fasılasız. bêray ----->> görüşü olmayan, kararsız. beraz ----->> domuz. berba bûn ----->> çarçur olmak. berba kirin ----->> harman savurmak, çarçur etmek. berbang ----->> fecir, seher, şafak, tan. berbank ----->> taraça, teras. berbayî ----->> boşuna. berbaz ----->> astsubay. berbêj ----->> olacakları önceden söyleyen kimse. berbejn ----->> boyuna takılan muska. berber ----->> 1.berber. 2.hasım. berberî ----->> 1.berberlik. 2.çekişme, düşmanlık. berbes ----->> mineral. berbest ----->> barikat, set, engel. berbest bûn ----->> engel olmak. berbest kirin ----->> engellemek. berbijêr ----->> aşağıya doğru. berbir ----->> taşçı. berbîryar ----->> karar öncesi. berbisk ----->> saç tokası. berbûk ----->> geline eşlik eden kadın(lar), nedime. Bercîs ----->> Jüpiter. berçav ----->> göz önünde. berçavik ----->> gözlük. berçavkfiroş ----->> gözlükçü. berçek ----->> silah altına alınmaya hazır kimse. berçûn ----->> çocuk düşürmek (insanlar için) berd ----->> taş. berdan ----->> 1.bırakmak, boşamak. 2.salmak. berdar ----->> 1.ongun, totem. 2.üretken, verimli. berdarî ----->> idam. berdarî kirin ----->> idam etmek. berdêl ----->> bedel, karşılık, trampa, mübadele, takas. berdelan ----->> taşlık arazi berdêlî kirin ----->> takas etmek. berdest ----->> hazır, el altında bulunan. berdevk ----->> sözcü. berdil ----->> sevgili, aziz. berdilk ----->> ön kahvaltı. berdoş ----->> berduş. berdû ----->> hasır bitkisi. bere ----->> cephe. berê ----->> önce. bêrê ----->> uygunsuz, yolsuz. bere bere ----->> giderek, tedricen, peyder pey. bere vajî ----->> çarpık. berecot ----->> dönüm. beredayî ----->> başıboş. bêreng ----->> renksiz. bêrêtî ----->> yolsuzluk. berevan ----->> 1.müdafi, savunmacı, 2.rakip. berevanî ----->> 1.savunma. 2.müsabaka, karşılaşma, rekabet, yarışma. berevanî kirin ----->> savunmak, rekabet etmek. berêvar ----->> ikindi, akşam üzeri. bêrewişt ----->> karaktersiz, ahlaksız, kötü karakterli. bereyişk ----->> mancınık. bêrêzik ----->> kuralsız. berf ----->> kar. berf barîn ----->> kar yağmak. berf dahatin ----->> kar yağmak. Berfanbar ----->> Aralık ayı. berfende ----->> çığ. berfîn ----->> 1.karlı. 2.kardelen çiçeği. berfireh ----->> engin, bol, geniş. berg ----->> 1.cilt, kitap kapağı. 2.takı, süs. berg kirin ----->> ciltlemek. bergeh ----->> görünüm, görünüş, ufuk, panorama. berger ----->> yalvaran. bergerîn ----->> tapınmak, yalvarmak, yakarmak. bergew kirin ----->> tıkamak. bergiftek ----->> şenlik. bergîn ----->> ciltli. bergir ----->> döl veren, bol mahsullü. bergîr ----->> beygir. bergirî ----->> savunma, önleme, tedbir. bergirtin ----->> kadınların dışında bütün dişilerin gebe kalması, bitkilerin meyve tutması. bergkar ----->> ciltçi. bergorn ----->> ölü hayrına verilen sadaka, yemek vs. berguhk ----->> kulaklık. berhelist ----->> tökezlemek. berhem ----->> eser, ürün. berhemîn ----->> büyütme sıfatı. berhev kirin ----->> derlemek, toplamak, devşirmek. berhevdan ----->> 1.kıyas, kıyaslama, mukayese. 2.kıyaslamak, mukayese etmek. berhevkirî ----->> derleme, toplama, devşirme. berhewa ----->> imha. berhewa bûn ----->> imha olmak. berhewa kirin ----->> imha etmek. berhewok ----->> antoloji. berî ----->> 1.ön, ön taraf. 2.önce. 3.bozkır, dümdüz ve engebesiz ova. 4.masum. bêrî ----->> 1.özlem, hasret. 2.koyunların sağıldığı yer. berî her tiştî ----->> her şeyden önce. bêrî kirin ----->> özlemek. berî nîvro ----->> öğleden önce. berî zayînê ----->> milattan önce. berîdan ----->> önünü çevirmek, yöneltmek, tevcih etmek. beridîn ----->> gövermek, yeşerip gürleşmek. berik ----->> gülle, mermi. berîk ----->> cep. |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Vip Üye
![]() Üyelik tarihi: Dec 2009
Mesajlar: 81
![]() |
bêrik ----->> kürek kemiği.
beris ----->> hesap. berisandin ----->> hesaplamak, hesaba katmak. berisger ----->> muhasebeci. berisîn ----->> hesaplanmak, hesaba katılınmak. berist ----->> yüksek makam sahibi. bêrîvan ----->> koyun sağmaya giden kız. berjen ----->> istinat direğî. berjêr ----->> aşağı doğru. berjewendî ----->> çıkar, menfaat. berjewendperêz ----->> çıkarcı. berjor ----->> yukarı doğru. berk ----->> sağlam. berk kirin ----->> sağlamlaştırmak. berkandin ----->> sağlamlaşmak. berkanî ----->> sapan. berkaş ----->> rampa. berkaz ----->> pencere, mazgal. berkêr ----->> kesim hayvanı. berkêşan ----->> üretim. berkêşandin ----->> üretmek. berkêşk ----->> çekmece. berketî ----->> değerli, saygıdeğer, hatırı sayılır. berketin ----->> acımak, hayıflanmak, üzülmek. berkîn ----->> sağlamlaşmak. berkoş ----->> önlük. (çocuklar için) bêrm ----->> göl. bermal ----->> sofa. bermayî ----->> artık. bermêj ----->> süt emen çocuk. bêrmok ----->> gölet. bernama hînbûnê ----->> öğrenim programı. bername ----->> program. bernameya fêrbûnê ----->> öğrenim programı, müfredat. bernav ----->> lakab, önad. bernavk ----->> lakab, önad. bernavzed ----->> aday adayı. berneketin ----->> kıymak, önemsenmemek. beroş ----->> bakraç, tencere. berpêş ----->> sunu. berpêşkirin ----->> sunmak, takdim etmek. berpeyî ----->> tepki, reaksiyon. berpirsiyar ----->> sorumlu, mesul. berpirsiyarî ----->> sorumluluk, mesuliyet. berpişt ----->> korse. berqut ----->> büfe. bers ----->> hesap. bers derxistin ----->> hesap çıkarmak. bersandin ----->> hesaplamak. bersem ----->> parsel. bersem kirin ----->> parselleme, ifraz. bersifik ----->> antre. bersifik ----->> antre. bersiv ----->> yanıt, cevap. bersiv dan ----->> 1.yanıtlamak. 2.misilleme yapmak. bersivamade ----->> hazır cevap. bersivandin ----->> cevaplamak. bersivîn ----->> cevaplamak. bersojî ----->> mide ekşimesi. berstok ----->> yaka (önlük vb. için). berşo ----->> atık su, kirli su. berşok ----->> çamaşır ve bulaşık yıkama önlüğü. bertavk ----->> güneşlik. bertek ----->> reaksiyon, tepki. bertîl ----->> rüşvet. bertîl xwarin ----->> rüşvet yemek. berû ----->> palamut, mazı. bêrû ----->> yüzsüz. berûk ----->> yüz peçesi. bêrûmet ----->> onursuz, adi. bervaj ----->> karşıtı, aksi. bervajî kirin ----->> yönü değiştirmek, ters yüz etmek. bervêdan ----->> itiraz. berwar ----->> 1.tarih. ör: di berwara 1998’an de 1998 tarihinde. 2.yamaç, meyil. berx ----->> kuzu. berxa min ----->> kuzum. berxwedan ----->> direnç, direniş, mukavemet, direnmek, dayanmak. berxwedar ----->> dirençli, esen, mutlu. berxwedar bî ----->> teşekkür anlamında, Allah razı olsun. berz ----->> ulu, yüce. berzax ----->> 1.berzah, araf, kıstak. 2.kayıp, yitik. berzax kirin ----->> kaybetmek. berzeling ----->> lavanta çiçeği. berzik ----->> kursak. berzîn ----->> binmeye hazır hale gelen tay. bes ----->> 1.kâfi, yeter, yeterli. 2.sadece. bêsazîûman ----->> düzensiz, organizasyonsuz. besdîtin ----->> yetinmek. bêsemt ----->> 1.uygunsuz, kabahat. 2.ihtiyatsız. bêsemtî ----->> uygunsuzluk. bêserî ----->> uçsuz, başsız, başıbozuk. bêserû bin ----->> uçsuz bucaksız. bêsikûm ----->> yüzsüz, haysiyetsiz. bêsinc ----->> ahlaksız. best ----->> 1.dağ yamaçlarındaki küçük vadiler, akarsu kenarındaki çakıllı, kumlu yer. 2.esin, ilham. beste ----->> beste, makam. bestek ----->> paket. bestek çêkirin ----->> paket yapmak. bestek kirin ----->> paketlemek. bestekar ----->> bestekâr. bestenî ----->> dondurma. bestenî froş ----->> dondurmacı. besterobar ----->> nehir yatağı. bestewîn ----->> kır yaşamını anlatan yazı. bestik ----->> dere kolları, ufak çakıl taşları. bestin ----->> su veya yolun önünü kesmek. bestir ----->> dokuma kumaş, tekstil. beş ----->> 1.bölüm, fasıl, kısım, sektör, taksit. 2.küçük akıtma. bêş ----->> salma, vergi. beşavend ----->> kafiye. beşbir ----->> veraset. bêşdanîn ----->> vergilendirmek. bêşdar ----->> vergi memuru. beşdar ----->> katılan, katılımcı. beşdar bûn ----->> katılmak, ortak olmak, iştirak etmek. beşdarî ----->> katılım. bêşderî ----->> gümrük vergisi. bêşe ----->> zanaat, meslek, kariyer. bêşegeh ----->> fabrika. bêşekar ----->> meslek sahibi, kariyer sahibi, esnaf, zanaatkar. bêşemate ----->> gürültüsüz. bêşerm ----->> arsız, utanmaz. bêşesaz ----->> fabrikatör. bêşesazî ----->> endüstri, sanayi. beşik ----->> alın çıkıntısı. bêşik ----->> şüphesiz. bêşimşat ----->> biçimsiz, tipsiz. beşîş ----->> güleç, gülümseyen, mütebessim, sempatik. beşîşandin ----->> gülümsetmek, tebessüm ettirmek. beşîşîn ----->> gülümsemek, tebessüm etmek. bêşiyan ----->> iktidarsız, kudretsiz. beşt ----->> kalas, kiriş. |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Vip Üye
![]() Üyelik tarihi: Dec 2009
Mesajlar: 81
![]() |
bet ----->> toy.
bêta ----->> emsalsiz. betal ----->> 1.boş, boşta gezer, hükümsüz. 2.ilga, iptal. betal kirin ----->> iptal etmek. betan ----->> kiriş, astar. betanî ----->> battaniye. bêtaqet ----->> takatsiz. bêtar ----->> felaket, heyula. bêtav ----->> 1.güneşsiz. 2.güçsüz, bitab, enerjisiz. bêtawan ----->> suçsuz. bêtebat ----->> sabırsız, sebatsız bêtebatî ----->> sabırsızlık. bêteşe ----->> biçimsiz, amorf. bêteşe bûn ----->> biçimsizleşmek, biçimsiz olmak. bêtewş ----->> dengesiz. betî ----->> hantal. betilandin ----->> yormak. betilayî ----->> yorgunluk. betilî ----->> yorgun. betilîn ----->> yorulmak. bêtir ----->> daha, çok. bêtirs ----->> korkusuz. bêtixûb ----->> sınırsız. betlane ----->> tatil. beton ----->> beton. betran ----->> gururlu, kendini beğenmiş, mağrur. bêvac ----->> mantıksız, tutarsız, saçma. bêvên ----->> iradesiz. bêvil ----->> burun, burun deliği. bevşik ----->> kesici diş. bêwar ----->> yersiz. bêwate ----->> manasız. bêweç ----->> kuru, sürgünsüz ağaç. bêwesp ----->> kalitesiz. bêweş ----->> savunmasız, korumasız. bêwijdan ----->> vicdansız. bêx ----->> kök, damar. bêxanî ----->> evsiz. Bexda ----->> Bağdat (Irak’ın başkenti) bexdenûs ----->> maydanoz. bêxem ----->> dertsiz, gamsız. bêxêr ----->> hayırsız. bêxesar ----->> zararsız. bêxeter ----->> tehlikesiz. bêxew ----->> uykusuz. bexîl ----->> kıskanç. bêxîret ----->> gayretsiz. bexş ----->> af, bağış, hibe, ihsan. bexş xwastin ----->> af dilemek. bexşande ----->> bağışlayan. bexşandin ----->> bağışlamak, affetmek. bexşandina gelemperî ----->> genel af. bexşîn ----->> bağışlanmak. bexşîş ----->> bahşiş. bext ----->> şans, talih, kader, ikbal, baht. bextiyarî ----->> saadet, mutluluk. bextreş ----->> bahtı kara, şanssız, talihsiz. bextvekirî ----->> şanslı, bahtı açık. bêxû ----->> huysuz. bêxû bûn ----->> huysuzlaşmak. bêxurek ----->> gıdasız. bêXweda ----->> Allahsız, ateist, inkarcı. bêxwedî ----->> sahipsiz. bêxwestok ----->> isteksiz. bey ----->> kapora. beyaban ----->> sahra, çöl. beyar ----->> fundalık, işlenmemiş tarla, kır, kıraç, kısır. beybûn ----->> papatya. bêyom ----->> uğursuz, bahtsız. bêyomî ----->> uğursuzluk. beyta ----->> gevşek kimse. beytar ----->> baytar, veteriner. beytik ----->> serçe. bez ----->> 1.içyağı. 2.koşu. bêz ----->> güçlü his veya arzu. beza ----->> koşucu. bêzagon ----->> kanunsuz. bêzagonî ----->> kanunsuzluk. bezandin ----->> koşturmak. bêzar ----->> 1.bizar, bıkkın, bezgin, usanç. 2.dilsiz. bêzar bûn ----->> bezmek, bıkmak, usanmak, yılmak yılgın. bezax ----->> suç, günah. bezaz ----->> manifaturacı. bezazî ----->> manifaturacılık. bêzehmet ----->> zahmetsiz. bezek ----->> iltihap, morartı. bezgîn ----->> bezgin. bezglor ----->> beze. bezîn ----->> koşmak. bêzirav ----->> ödlek. beziyan ----->> koşmak, hızla yürümek. bêziyan ----->> zararsız. beziyan ser ----->> üzerine yürümek. bezm ----->> parti, ziyafet. bezmik ----->> tahta biti, tahta kurusu. bezok ----->> koşucu. bêzû ----->> histeri. bi ----->> nitelik eki. 1.ile 2.fiillerin emir hali ve gelecek zaman hallerini sağlar, dilek ve istek kiplerinde yardımcı olur, Türkçe’de e, a eki alan fiillerin yerine geçer, kelimelerin öneki olarak yeni kelimeler oluşturur. bî ----->> 1.dul. 2.söğüt ağacı. bi çêj ----->> lezzetli, enfes. bi hev şa bûn ----->> sevişmek. bi jor ve ----->> yukarıya. bi kirarî ----->> fiilen. bi komenav ----->> topluluk ismi. bi lew kirin ----->> talaffuz etmek. bi min be ----->> bana kalırsa. bi navê ----->> adına. bi rê ve birin ----->> yürütmek. bi rê ve çûn ----->> yürümek. bi vê awayî ----->> böyle, bu şekilde. bi vî awayî ----->> böyle, bu şekilde. bi xwe hesiyan ----->> ayılmak. bi xwe kok kirin ----->> süslenmek. biadan ----->> besleyici. bialoqî ketin ----->> bademcik iltihaplanması. biba ----->> rüzgarlı, esintili. bibandûr ----->> etkili, tesirli. bibejn ----->> boylu. biber ----->> enli. bîber ----->> biber. bibeş ----->> taksitle. bibêş ----->> vergili. bibexşînin ----->> bağışlayın! affedersiniz! bibiratî ----->> kardeşçe. bibîryar ----->> kararlı. bibîryarî ----->> kararlılık. bibitûnî ----->> bütünlüklü. bîbok ----->> gözbebeği. bibore ----->> affedersin! pardon! biborin ----->> affedersiniz. bicer ----->> vidalı. bicîh ----->> yerine. bicîh anîn ----->> yerine getirmek, infaz etmek, ifa etmek. bicîh bûn ----->> yerleşmek. bicîh kirin ----->> yerleştirmek. biçar kirin ----->> silahlandırmak. biçarbûn ----->> silahlanmak. biçe ----->> git. biçewtî ----->> yanlışlıkla. biçîçî ----->> iffetli, namuslu. biçîn ----->> işlemeli. biçirk ----->> gözleme. biçûk ----->> minik. bidan ----->> ödemeli. bidawî ----->> sonlu. bidaxist ----->> tenzilatlı. bidemane ----->> zamanla. bidemdiyar ----->> vadeli. bideng ----->> sesli. bideq ----->> dövmeli. biderd ----->> dertli. biderengî xistin ----->> geciktirmek. bidest ketin ----->> ele geçmek. bidest xistin ----->> ele geçirmek, elde etmek. bidestgirtî ----->> nişanlı. bidestgirtî bûn ----->> nişanlanmak. bidestnimêj ----->> abdestli. bidestûr ----->> izinli. bidevkî ----->> sözlü olarak, şifahen. bideyn ----->> veresiye, borç olarak. bidil ----->> gönüllü. bidilxweşî ----->> memnuniyetle. bidiraf ----->> paralı. bidirafî ----->> nakit olarak. bidiran ----->> dişli. bidizî ----->> gizlice. bidizîka ----->> gizlice. Bidlîs ----->> Bitlis. bidom ----->> süresiz, devamlı. bidor ----->> sırayla. bidûkel ----->> buharlı. biêş ----->> acılı. bîftek ----->> biftek. bigelemperî ----->> genellikle, genel olarak. bigiram ----->> saygın. bigirê dank ----->> ilintili. bigirnaz ----->> pürüzlü. bigoyîn ----->> nöbetleşe. biguhaztinî ----->> naklen. biguncanî ----->> kapsamlı. biha ----->> değer, eder, kıymet, paha, pahalı, rayiç. biha bûn ----->> pahalılaşmak. biha dan ----->> değerlendirmek, değer vermek. bihar ----->> ilk bahar. biharat ----->> baharat bihayî ----->> pahalılık bihayiya jiyanê ----->> hayat pahalılığı. bihedar ----->> sabırlı. bihejm kirin ----->> sayılamak, rakamlamak. bihêrs ----->> kızgın, sinirli. bihestî ----->> kemikli. biheş ----->> akıllı. biheş bûn ----->> akıllanmak. bihev gihandin ----->> birbirine kavuşturmak. bihev henek kirin ----->> şakalaşmak. bihevbeşî ----->> kollektif. |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Vip Üye
![]() Üyelik tarihi: Dec 2009
Mesajlar: 81
![]() |
bihevra ----->> birlikte, beraber.
bihevre berisîn ----->> hesaplaşmak. bihewa ketin ----->> havalanmak. bihewes ----->> hevesli. bihêz ----->> kuvvetli. bihêz bûn ----->> kuvvetlenmek. bihezaran ----->> binlerce. bihine ----->> kınalı. bihingafî ----->> saplantılı. bihîs ----->> duygulu, duyarlı. bihîs kirin ----->> duygulandırmak. bihîstin ----->> duymak, işitmek. bihîstinwer ----->> işitsel. bihîstok ----->> ahize. bihîzyar ----->> duyarlı. bihnok ----->> virgül. bîhok ----->> ayva. bihorbar ----->> geçici. bihork ----->> geçit. bihoy ----->> şartlı. bihuner ----->> hünerli. bihûşt ----->> cennet. biînsaf ----->> insaflı. bijan ----->> ağrılı, acılı. bijang ----->> kirpik. bijarte ----->> elit, seçkin, mümtaz. bijartin ----->> seçmek, ayıklamak. bijî ----->> 1.yaşa, varol. 2.iştah, imrenme. bîjî ----->> 1.kılçık. 2.piç. bijî kişandin ----->> iştahı çekmek, imrenmek. bijîandin ----->> iştahını çekmek. bijid ----->> süratli. bijîjk ----->> hekim, doktor, tabip. bijîjkê hinav ----->> dahiliye doktoru. bijîjkî ----->> hekimlik, tıp, tıbbi, tıbbiye. bijîvekir ----->> iştah açıcı bijûn ----->> sağlığa yararlı, sağlıklı. bikar ----->> rende. bikaranîn ----->> kullanma, istihdam. bikeder ----->> kederli. bikêf ----->> keyifli. bikêmasî ----->> eksik, kusurlu, özürlü, en azından. bikêr ----->> yararlı. bikêr hatin ----->> yaramak. bikeser ----->> üzüntülü. bikêsim ----->> biçimli. bikevan ----->> yaylı. bikevir ----->> taşlı. bikevz ----->> yosunlu. bikir ----->> alıcı. bikîte ----->> heceli. bikoj ----->> 1.tomurcuk. 2.düğme. bikok ----->> usturuplu. bikoşîn ----->> çekişmeli. bikotekî ----->> zor yoluyla. bikurtî ----->> kısaca, velhasıl. bila ----->> peki! bila be ----->> peki! bîladî ----->> yöresel, yerli. bîlanço ----->> bilanço. bilardo ----->> bilardo. bilawan ----->> konforlu. bilbil ----->> bülbül. bilcim ----->> her işe burnunu sokan kimse. bileke ----->> lekeli. bilêt ----->> bilet. bilêta balafirê ----->> uçak bileti. bilêveger ----->> iadeli. bilez ----->> çabucak, acil. bilî ----->> başka. bilîmon ----->> limonlu. bilîn ----->> uğraşı, uğraşmak, meşgul olmak. bilind ----->> ulu, yüce, yüksek bilind bûn ----->> yükselmek, yücelmek. bilind kirin ----->> yükseltmek. bilindahî ----->> yükseklik, irtifa rakım. bilq ----->> hava kabarcığı. bilqîn ----->> fokurdamak. bilûr ----->> kaval. bimahr ----->> nikahlı. bimbar ----->> ince barsaklar. bîme ----->> sigorta. bimebest ----->> kasten. bimefer ----->> mümkün, olanaklı. bimelavî ----->> gayretli, azimli. bimerc ----->> şartlı. bimey ----->> içkili. bîmeya civatî ----->> sosyal sigorta. bîmeya kaliyê ----->> ihtiyarlık sigortası. bimij ----->> sisli. bimirês ----->> gösterişli, görkemli, haşmetli. bimişe ----->> ücretli. bimişûr ----->> zahmetli. bin ----->> alt bin çavî ----->> gözaltı. bin ketin ----->> yenilmek. bin pê kirin ----->> ayak altına almak. bin xistin ----->> mağlub etmek, hezimete uğratmak. binaçe ----->> kuşak, nesil. binamûs ----->> namuslu. binav ----->> adlı, namlı. binavber ----->> aralıklı. binaverok ----->> kapsamlı. binavgîn ----->> dolaylı. binavûdeng ----->> ünlü, meşhur, şanlı. binax ----->> toprak altı. binbîr ----->> bilinçaltı. bincil ----->> iç çamaşırı. binçav ----->> gözaltı. binçeng ----->> koltukaltı. bind ----->> ast. bindar ----->> boyunduruk altında, bağımlı. bindarî ----->> bağımlılık. bindeq ----->> fındık. bindest ----->> bağımlı. binefş ----->> menekşe. binefşa belek ----->> hercai menekşe. binefşî ----->> mor, menekşe rengi. binekarî ----->> desise. binerd ----->> yeraltı, şalgam. binetar ----->> tekst, metin, esas. bingeh ----->> esas, temel, taban. bingeh bûn ----->> alçalmak. bingeh danîn ----->> temel atmak. bingeh kirin ----->> alçaltmak. bingehîn ----->> esaslı. binî ----->> alt, dip, altı, dibi, alta. biniqik ----->> kademeli, dereceli. binîve ----->> alttan. binketî ----->> yenilen, mağlup. binolî ----->> bodrum. binpê ----->> ayak altı. binrex ----->> şilte, döşek. binta ----->> kalitesiz tütün. binyad ----->> esas, temel. binyad danîn ----->> temel atmak. bipardarî ----->> ortaklaşa. bipasar ----->> saçaklı bipêling ----->> kademeli. biper bûn ----->> kanatlanmak. biperçîn ----->> perçinli. bipergal ----->> düzenli. bipêşanî ----->> öncelikle. bipêşdaraz ----->> önyargılı. bipêşdîtin ----->> öngörülü. bipêtivî ----->> gereğince. bipeyirk ----->> sicilli. bipîne ----->> yamalı. bipiranî ----->> çoğunlukla. bipirç ----->> kıllı, tüylü. bipîşatî ----->> tesadüfen. biqasî ----->> kadar, miktar. biqerf ----->> nükteli. biqeşa ----->> buzlu. biqunc ----->> köşeli. bir ----->> 1.bölüm. 2.koyun ve keçi sürüsü. bîr ----->> 1.bilinç şuur, zihniyet, dimağ hafıza. 2.kuyu. bîr hatin ----->> anılmak. bîr kirin ----->> unutmak. bîr ve çûn ----->> bayılmak. bira ----->> birader kardeş (er). birah ----->> atmosfer. birale ----->> fidan. biramak ----->> anneden erkek kardeş. biramarî ----->> üvey kardeş. birandin ----->> kestirmek, yok etmek. bîranîn ----->> anı, hatıra. birastî ----->> gerçekten. biraşîr ----->> süt erkek kardeş. biraşka şişê ----->> şiş kebabı. biraşte ----->> ızgara. biraştî ----->> ızgara. biraştin ----->> ızgara yapmak, kebap yapmak. biratî ----->> kardeşlik. bîrawend ----->> sözü edilen, mezkur. biraxwê ----->> uzak akraba. biraye ----->> tesirli. birazava ----->> sağdıç. birazê ----->> erkek kardeşin kız çocuğu. birazî ----->> erkek kardeşin erkek çocuğu. bîrbir ----->> baliğ, reşit. birc ----->> hisar, burç. birçî ----->> aç. birçî bûn ----->> acıkmak. birçî man ----->> aç kalmak. birçîtî ----->> açlık. bîrdarî ----->> abide, anıt. bîrdoz ----->> ideoloji. bîre ----->> bira. bireh ----->> güç, kuvvet, debi, basınç. birêje ----->> orantılı, nispi. birek ----->> testere. birêk ----->> uygun, münasip. birêk dîtin ----->> münasip görmek. birêkûpêk ----->> düzgün, düzenli, muntazam. birêkûpêkî ----->> düzenli olarak. birenc ----->> zahmetli. bireser ----->> nesne, tümleç. bireş ----->> 1.çaresizlik içinde bulunan yoksul kişi. 2.yaprak açmak üzere olan ağaç dalları. birewa ----->> nemli. bîrewer ----->> bilinçli, aydın. bîrewer bûn ----->> bilinçlenmek. bîrewer kirin ----->> bilinçlendirmek. bîrexane ----->> birahane. birêz ----->> sayın, saygın, muhterem. birêzî ----->> saygınlık. birh ----->> kaş. birhan ----->> delil, kanıt. birik ----->> inatçı. birin ----->> 1.götürmek. 2.taşımak. birîn ----->> 1.yara, 2.biçki, biçmek, kesmek, kırkmak. birîn bûn ----->> yaralanmak. birîn kirin ----->> yaralamak. birinc ----->> pirinç. birîndar ----->> yaralı. birînî ----->> kesik. birînsaz ----->> cerrah. birk ----->> havuz. birmût ----->> enfiye. bîrname ----->> 1.muhtıra. 2.anı yazısı. biroj ----->> gündüzün. birojî ----->> oruçlu. bîrok ----->> unutkan. bîrokrasî ----->> bürokrasi. bîrov ----->> sedef hastalığının ilacı olan şifalı ot. bîrove ----->> sedef hastalığı. birq ----->> 1.parıltı, şimşek, yıldırım. 2.elektrik. birqgir ----->> paratoner. birqiye ----->> telgraf, nota. birûdan ----->> şımarık. birûmet ----->> onurlu, saygı değer. birûsk ----->> şimşek, yıldırım. birûsk vedan ----->> şimşek çakmak. birûske ----->> flaş. bîryar ----->> karar. bîryar dan ----->> karar vermek, kararlaştırmak. bîryara bendî kirine ----->> tutuklama kararı. bîryara bendî kirinê ya paşpênî ----->> gıyabi tutuklama kararı. bîryara çav ----->> göz kararı. bîryarname ----->> kararname. bisam ----->> parsel. bisêhr ----->> sihirli. bisemt ----->> ihtiyatlı. biser heşê xwe ve hatin ----->> aklı başına gelmek, akıllanmak. biserbestî ----->> serbestçe. biserê xwe ----->> yalnız başına, başlı başına. biserûber ----->> doğru düzgün, düzenli. bisî ----->> gölgeli. bisînor kirin ----->> sınırlamak. bisîre ----->> koruk üzüm. bisk ----->> zülüf. bisond ----->> yeminli. bist ----->> 1.an. 2.ızgara. bîst ----->> yirmi. bîstan ----->> bostan. bistek ----->> bir an. bîstem ----->> yirminci. bisûd ----->> yararlı. bişahî ----->> eğlenceli. bişaşik ----->> sarıklı. bişav ----->> meşrubat. bişavtin ----->> asimile etmek, eritmek. bişemate ----->> gürültülü. bîşeng ----->> salkım söğüt. bişev ----->> geceleyin. bişewat ----->> ateşli, yakıcı. bişêwirîn ----->> danışıklı. bîşî ----->> 1.çok ağaçlı ve çok dikenli yer. 2.bir tatlı türü. bişîfa ----->> şifalı. bişîfre ----->> şifreli. bişik ----->> şüpheli. bişîr ----->> sütlü. bişîrêz ----->> zamklı. bişirjawî ----->> layıkıyla. bişkaftin ----->> sökmek. bişkivîn ----->> 1.sökülmek, açılmak. 2.tomurcuklanmak. bişkok ----->> 1.tomurcuk. 2.düğme. bişkoka kehrebê ----->> elektrik düğmesi. bişûjin ----->> çuvaldızın büyüğü. bitaybetî ----->> özellikle. bitebat ----->> sabırlı, sebatkar. bitemz ----->> lehimli. bitene ----->> taneli. bitenê ----->> yalnızca, sadece. bitenêa xwe ----->> yalnız başına. biteqezî ----->> acil olarak, mutlaka. biteraş ----->> traşlı. biteşe ----->> biçimli. biteşqele ----->> telaşlı. bitews ----->> hızlı. bitewş ----->> dengeli. bitim ----->> bıtım ağacı bitir ----->> 1.benzerlerine göre gelişmiş. 2.azgın. bitir bûn ----->> azgınlaşmak. bitirs ----->> korkulu. bitoq ----->> dehşetli. bitûn ----->> bütün. bitûn kirin ----->> bütünlemek. bitûnî ----->> bütünlük. bitûnî ----->> bütün olarak. biv ----->> tehlike (çocuklar için kullanılır). bivac ----->> mantıklı, tutarlı. bivebirî ----->> kesinlilik. bivên ----->> iradeli. bivê-nevê ----->> ister istemez, mutlaka, zorunlu olarak. bivir ----->> balta. bivir lêdan ----->> baltalamak. biwate ----->> manalı. biwêj ----->> tabir, deyim, terim. biwêjên paş daçek ----->> art edat. biwêre ----->> azimli. biwesp ----->> kaliteli. biwijdan ----->> vicdanlı. bixawên ----->> faziletli, onurlu. bixelî ----->> yelkenli, kotra. bixêr ----->> hayırlısı. bixêr be ----->> hayırlı olsun! bixeter ----->> tehlikeli. bixêz ----->> çizgili. bixurtî ----->> zor yoluyla. bixwedê ----->> vallahi! bixwestek ----->> istekli. bixweş kayî ----->> iyilikle, güzellikle. bixwîn ----->> kanlı, kanamalı. biyanî ----->> yabancı, ecnebi. biyom ----->> uğurlu. bizagonî kirin ----->> yasallaştırmak. bizanayî ----->> bilerek. bizav ----->> aksiyon, eylem. bizdandin ----->> korkutmak, ödünü patlatmak. bizdin ----->> korkmak. bizdonek ----->> ödlek. bizehmet ----->> zahmetli. bizêv ----->> tahrik edilmiş, hareket halinde, hareketli. bizin ----->> keçi. bizir ----->> küçük tohumlar. bizirx ----->> zırhlı. bizivîn ----->> cesaretlenip harekete geçmek, kımıldamak. bizm ----->> gem. bizmar ----->> çivi. bizmar kirin ----->> çivilemek. bizmare ----->> nasır. bizmik ----->> süt emmelerini engellemek için kuzulara takılan gem. bizor ----->> zorla. bizot ----->> kor. bizûz ----->> güve. blok ----->> blok. bo ----->> için. bo çi ----->> ne için? bobelat ----->> kaza, facîa, felaket. boç ----->> boynuz darbesi. boçik ----->> 1.kuyruk, 2.sigara izmariti. bodek ----->> budala. Bokan ----->> İran’da bir Kürt kenti. boke ----->> şecaat. bokenge ----->> kokarca. bomba atomê ----->> atom bombası. bombe ----->> bomba. bombebarandin ----->> bombalamak. bomik ----->> şapşal, avanak, alık, aval. bonfile ----->> bonfile. bono ----->> bono. boq ----->> soğan gelinciği. boqije ----->> ardıç kuşu. boqil ----->> bacağın diz kapağı ile ayak topuğu arasındaki bölümü. bor ----->> kır, boz, kızıl. borandin ----->> 1.affetmek, mazur görmek, geçirmek. 2.geçinmek. boraq ----->> adale, kurban. boraq danî ----->> adak adamak. boraq kirin ----->> kurban kesmek. borek ----->> börek. borî ----->> boru. borîjen ----->> borazan, boru çalan. borîn ----->> geçmek. borînxwestin ----->> özür dilemek. borse ----->> borsa. boruya naqosê ----->> çan kulesi. bosî ----->> buhur. bosîn ----->> süt veya yoğurdun sıcaktan katılaşması fiili. bost ----->> karış. boş ----->> bol, geniş (alan). boşî ----->> bolluk. bot ----->> 1.put, fetiş. 2.oluk biçiminde oyulmuş uzun ağaç. botji xwe re kirin bot ----->> fetişleştirmek. boxe ----->> boğa. boyax ----->> boya. boyax kirin ----->> boyamak. boyaxa avî ----->> suluboya. boyaxvan ----->> boyacı. boyî ----->> için. boykot ----->> boykot. boz ----->> boz. boze ----->> boza. Brîtanya ----->> Britanya. bûcî ----->> enik. bûdele ----->> budala. bûfe ----->> büfe. bûjen ----->> madde, materyal. bûjenî ----->> maddi. bûjî ----->> buji. bûk ----->> 1.gelin. 2.maket. bûkik ----->> arpacık. bûkoke ----->> kukla. bûl ----->> kambur. bûl bûn ----->> kambur olmak. bûlwar ----->> bulvar. Bulxar ----->> Bulgar. Bulxaristan ----->> Bulgaristan. bûm ----->> baykuş. bûn ----->> olmak, varlık. bûn sedem ----->> neden olmak. bûra ----->> kayın birader. bûrîn ----->> böğürmek. bûrs ----->> burs. buruntî ----->> tapu. buruntî kirin ----->> tapulamak. bûtik ----->> bağ evi. buxçik ----->> bohça. buxik ----->> haşarat, böcek. buxtan ----->> iftira. buxtan kirin ----->> iftira etmek. bûye ----->> olan, hasıl. bûyen ----->> fenomen. bûyer ----->> olay. bûyî ----->> olan, doğmuş, hasıl. bûyîn ----->> olmak, varlık. |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Vip Üye
![]() Üyelik tarihi: Dec 2009
Mesajlar: 81
![]() |
c ----->> Kürt alfabesinin üçüncü harfi.
cabarandin ----->> kaynaştırmak. cabarîn ----->> kırık bir şeyin (cam, kemik) kaynaşması. cacim ----->> 1.işlemeli kilim, 2.yatak örtüsü. cacir ----->> ceviz içinin dövüldükten sonra balda kaynatılmasıyla elde edilen yiyecek. cahş ----->> sıpa. came ----->> elbise. came xew ----->> uyku tulumu. camedan ----->> elbiselik, gardrop, vestiyer. camedar ----->> vestiyerci. camêr ----->> centilmen, cömert, mert. camêrî ----->> mertlik. camid ----->> nesne, obje. camidî ----->> nesnel, objektif. camûs ----->> manda. can ----->> can. canbaz ----->> 1.hayvan alım ve satımı ile uğraşan kişi, 2.alım ve satımda hile ve sahtekarlık yapan kimse, 3.akrobat, cambaz. canberî ----->> karides. canega ----->> tosun. canfes ----->> halis ipekten dokunan kumaş. canfîda ----->> fedaî, serdengeçtî. cangorî ----->> şehit. canhêştir ----->> zürafa. canî ----->> tay. car ----->> kez, misli. car caran ----->> arada sırada. cara yekem ----->> ilk defa. caran ----->> arada bir, bazen. carandin ----->> yinelemek. carcim ----->> yatak örtüsü. carek din ----->> bir daha, bir dahaki sefere. carî ----->> tekrar. carî kirin ----->> tekrar etmek. caris ----->> kötü laf, küfür. cariye ----->> halayık. carna ----->> arada bir, bazen. carnan ----->> arada bir, bazen. carû ----->> sıva. carûd ----->> kül küreği. catir ----->> kekik otu, mercanköşk. catirî ----->> kekik otu, mercankök. caw ----->> bez, tekstil. cawbir ----->> makas. cawî ----->> elti. cawîdan ----->> ebedi, sonsuz. cawker ----->> tekstil dokumacısı. cax ----->> tahta veya demir korkuluk. caxik ----->> ızgara. cazû ----->> cadı. ceban ----->> dönek. cebar ----->> kırıkçı. cebil ----->> harç. cebirxane ----->> cephane. cedew ----->> nasır. cefen ----->> fabl. ceh ----->> arpa. cehimîn ----->> gebermek. cehşik ----->> sıpa, toy. cehter ----->> kekik. cehzeran ----->> arpaların sararma zamanı, haziran ayı. cejn ----->> bayram. cejna neteweî ----->> milli bayram. cejnî ----->> bayramlık. celab ----->> hemcinslerini pusuya düşürmekte kullanılan kuş. celad ----->> cellat. celeb ----->> 1.biçim, tarz, tür. 2.kesime götürülen koyun sürüsü. celebdar ----->> koyun ticaretiyle uğraşan kimse. cem ----->> 1.büyük sepet. 2.yükün bir tarafı, iki denkten biri. 3.bir kimsenin ya da bir şeyin yanı, nezd. 4.Alevi ayini. cemciqandin ----->> sıvıları karıştırmak, çalkalamak. cemed ----->> don, buz. cemedanî ----->> bir tür sarık. cemidandin ----->> dondurmak. cemidî ----->> donmuş. cemidîn ----->> donma, donmak. cemik ----->> sırtta veya omuzda taşınan torba ya da çanta. cemser ----->> kutup. cenan ----->> sebze yetiştiricisi. cenanî ----->> sebze yetiştiriciliği. cencere ----->> düven. cendek ----->> leş. cendere ----->> 1.dokumaları parlatmakta kullanılan bir alet. 2.sıkma makinası. cendirme ----->> jandarma. ceng ----->> harp, muharebe, savaş. cengawer ----->> savaşkan, savaşçı. cengene ----->> her türlü edepsizliği yapmaktan kaçınmayan kimse, çingene. cengkeştî ----->> savaş gemisi. cênig ----->> favori, şakak. cer ----->> 1.küp. 2.vida. cer kirin ----->> vidalamak. cerb ----->> deney. cerbader ----->> tornavida. cerd ----->> 1.birlik, müfreze. 2. büyük baskın, büyük saldırı. cerde ----->> korsan. cerdel ----->> kova. cerge ----->> daire, halka. cergebez ----->> üzerine iç yağı sarılarak şişe takılan ve ateşte kızartılan ciğer. cergewî ----->> daire gibi. ceribandin ----->> denemek, sınamak, tecrübe etmek. ceribîn ----->> denenmek, sınanmak, tecrübe edilmek. cêrifk ----->> saplı süpürge. ceriye ----->> tahtadan yapılan küçük pres. ces ----->> alçı. cew ----->> kırkma makası. cew kirin ----->> kırkmak. cewdik ----->> su matarası. cewêlek ----->> lumpen. cewenke ----->> matara. cewî ----->> çam sakızı. cêwî ----->> ikiz. cewr ----->> büyük balık. cewrik ----->> enik. cewtik ----->> deri el çantası. ceynik ----->> şakak, favori. cêz ----->> 1.hububat yığını. 2.cihaz, çeyiz. ceza ----->> ceza. cezayê giran ----->> ağır ceza. cezayê mirinê ----->> ölüm cezası. cezayê pereyî ----->> para cezası. cezayê sermedî ----->> müebbet hapis cezası. cezayê sivik ----->> hafif ceza. cezayê zîndan ê ----->> hapis cezası. cezwe ----->> kahve cezvesi. cî ----->> yer, makam. cibil ----->> züğürt. cîderk ----->> mahreç. cîger ----->> ciğer. cîh ----->> yer, makam. cîh anîn ----->> yerine getirmek, infaz etmek, ifa etmek. cîh dîtin ----->> yer bulmak. cîh kirin ----->> istihdam etmek, yerleştirmek. cîh tijî kirin ----->> yerini doldurmak. cîhan ----->> âlem, evren, cihan. cîhangîr ----->> fatih. cihaz ----->> çeyiz. cîhaz ----->> aygıt. cihê ----->> ayrı, değişik. cihê bûn ----->> ayrılmak. cihêgirtin ----->> tecrit etmek. cihêl ----->> cahil. cîher ----->> bir eşyanın gideceği yer. cihêreng ----->> değişik, farklı. cihêtî ----->> ayrılık, farklılık, değişiklik. cîhgir ----->> yedek. Cihû ----->> Yahudî. cîhyê bilind ----->> yüksek yer. cij ----->> küçük çocuklara tehlike uyarısı. cil ----->> giysi, elbise. cil lê kirin ----->> giydirmek. cil li xwe kirin ----->> elbise giyinmek. cilbend ----->> klasör. cildank ----->> elbiselik, gardrop. cilq ----->> çürük. cilwe ----->> kur. cilwe kirin ----->> kur yapmak. cimciqandin ----->> ağzına kadar doldurmak. cin ----->> cin. cinaq ----->> lades kemiği. cînar ----->> komşu. cînav ----->> adıl, zamir. cînavên kesîn ----->> şahıs zamirleri. cînavên xwedanî ----->> mülkiyet zamirleri. cinawir ----->> yırtıcı hayvan, canavar. cincilandin ----->> durulamak. cincilî ----->> duru, durulmuş. cincilîn ----->> durulmak. cindê ----->> azize. cindî ----->> yakışıklı, aziz, her şeyin güzel ve alımlısı. cinên ----->> sebze bahçesi. cingal ----->> büyük orman. cinûs ----->> lanetli kişi, melanet. cinûsî ----->> melûn, lanetli. cîran ----->> komşu. cîrantî ----->> komşuluk. cîraz ----->> gizli yer. cird ----->> büyük fare. cirîd ----->> atla oynanan bir oyun, cirit. cirik ----->> çırçır makinası. cirk ----->> merhem. cirm ----->> cereme. civak ----->> 1.toplum. 2.kurul, heyet. 3.meclis. civandin ----->> toplamak. civat ----->> 1.toplum. 2.kurul, heyet. 3.meclis. civata dagerî ----->> denetleme kurulu. civata neferma ----->> sivil toplum. civata neteweî ----->> millet meclisi. civata şarevaniyê ----->> belediye meclisi. civata wezîran ----->> kabine, bakanlar kurulu. civatgeh ----->> toplantı yeri. civatî ----->> toplumsal, içtimai. civatnas ----->> toplumcu. civatnasî ----->> toplum bilim, sosyoloji. civîn ----->> 1.birikmek, toplanmak. 2.toplantı, içtima. ciwan ----->> genç. ciwan bûn ----->> gençleşmek. ciwanî ----->> gençlik. ciwanik ----->> bayan, hanım, hanımefendi. cîwar ----->> yöre, dolay, etraf. cixare ----->> sigara. cixaredank ----->> sigaralık. cixiz ----->> mızıkçı. ciyawaz ----->> 1.ihtilâf. 2.farklı imtiyazlı. ciyawazî ----->> ihtilâf. co ----->> 1.ark. 2.kanal, mecra. cobir ----->> dana burnu. cohnî ----->> dibek. col ----->> sürü. colandin ----->> sallanmak. colane ----->> salıncak. Coleke ----->> Yahudi. Colemerg ----->> Çölemerik, Hakkari. coleq ----->> yarıcı. comerd ----->> cömert, bonkör, tok gözlü. coq ----->> ur. coqîn ----->> sadme. coş ----->> coşku, galeyan. coşandin ----->> coşturmak. coşdarî ----->> coşkunluk. coşî ----->> coşku. coşîn ----->> coşmak, kaynamak, galeyana gelmek. cot ----->> çift. cot kirin ----->> çift sürmek. cotbûn ----->> çiftleşme. cotik ----->> ikiz. cotkar ----->> çiftçi. cotkarî ----->> çiftçilik. coxîn ----->> harman. Coxînan ----->> Haziran ayı. cozerdan ----->> arpaların sararma zamanı, haziran ayı. cûda ----->> değişik. cûda bûn ----->> farklılaşmak. cûdabûnî ----->> farklılık. cûdakarî ----->> ayrılıkçılık. cûdayî ----->> ayrılık, değişiklik, farklılık. Cudî ----->> efsanevi Kürt dağı, Cudi dağı. culbe ----->> fig bitkisi. culiq ----->> hindi. cûm ----->> sakız. cûmik ----->> dokuma tezgahı. cûmikker ----->> dokumacı, tekstilci. cûmikkerî ----->> dokumacılık, tekstilcilik. cûn ----->> 1.kurşuni (renk). 2.maviye çalan beyaz. cûrbicûr ----->> türlü türlü, çeşit çeşit. cure ----->> bodur. cûre ----->> tür, türlü, nevi. cûre andin ----->> sınıflandırmak. curn ----->> kurna, küvet, yalak. cûtin ----->> çiğnemek. cûz ----->> cüz, kısım, Kur-an’ın bölümleri. cuzdanê bersê ----->> hesap cüzdanı |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Vip Üye
![]() Üyelik tarihi: Dec 2009
Mesajlar: 81
![]() |
ç ----->> Kürt alfabesinin dördüncü harfi.
çadir ----->> çadır. çak ----->> iyi. çakbîn ----->> hoşgörülü, optimist, iyimser. çakêt ----->> ceket. çaktir ----->> âlâ. çakûç ----->> çekiç. çal ----->> çukur. çal kirin ----->> gömmek. çalab ----->> çalab. çalabî ----->> çelebi. çalak ----->> aktif, atılgan, çevik, etkin, eylemci, faal. çalakî ----->> aktivite, eylem, etkinlik, faaliyet. çalav ----->> fosseptik çukuru. çalik ----->> küçük çukur, girinti. çam ----->> çam. çameçar ----->> ister istemez, mecburen. çan ----->> çan. çand ----->> kült. çande ----->> kültür. çandeyar ----->> kültürlü. çandeyarî ----->> kültürel, ekili. çandin ----->> ekmek, ekim, hasat, tarım. çandinî ----->> tarımsal, zirai. çankoç ----->> kilise çanı. çankûş ----->> Hıristiyanları, kiliseye gitmelerini sağlamak için kapılarını çalarak ya da seslenerek uyandıran kimse, zangoç. çanqil ----->> çengel, kanca. çanqol ----->> çengel, kanca. çanqol kirin ----->> çengellemek. çap ----->> 1.basım, baskı. 2.bir hububat ölçüsü. çap kirin ----->> basmak. çapdêrî ----->> basın-yayın. çapemenî ----->> basın-yayın. çapgêrî ----->> basın-yayın. çaplûkî çûn ----->> emeklemek. çaplûs ----->> yaltakçı, dalkavuk. çaplûsî ----->> yaltaklık. çaplûsî kirin ----->> yaltaklanmak. çapxane ----->> basımevi, matbaa. çar ----->> dört. çarax ----->> çarık. çarçek ----->> tepeden tırnağa silahlı kişi. çarçik ----->> kare. çarçove ----->> çerçeve. çarçove kirin ----->> çerçevelemek. çardar ----->> tabut. çardax ----->> çardak. çarder ----->> kapı çerçevesi, kapının takıldığı kasa. çare ----->> çare. çare dîtin ----->> çare bulmak. çarem ----->> dördüncü. çarenîn ----->> kaçınılmaz. çareser ----->> çözüm, imkan. çareser kirin ----->> çözmek. çareserî ----->> çözüm. çariçî ----->> köylerden azar azar koyun satın alıp, kente götüren ve orada kesip satan kimse. çarik ----->> kadın çarşafı. çarîn ----->> dörtlük. çarkoşe ----->> dörtgen, dört taraf. çarmedor ----->> dört taraf, etraf. çarmêrkî ----->> bağdaş. çarmix ----->> çarmıh. çarnikar ----->> dörtgen, dört taraf. çarpê ----->> dört ayaklı. çarpêkî ----->> dört ayaklı olarak. çarşem ----->> çarşamba. çarşev ----->> çarşaf, nevresim. çarşî ----->> çarşı. çartag ----->> yüksek eyvan. çartil ----->> tırmık. çarwe ----->> raks edenlerin parmaklarına taktıkları madeni parçalar, zil. çaryek ----->> çeyrek. çav ----->> göz. çav beloq ----->> patlak gözlü. çav berdan ----->> göz dikmek, göz koymak. çav birçî ----->> aç gözlü. çav gewher ----->> çakır göz. çav miçandin ----->> göz yummak. çav pê ketin ----->> gözüne ilişmek. çav têr ----->> tok gözlü. çavdamilandin ----->> göz kapamak. çavdêr ----->> gözetleyici, gözcü. çavdêrî ----->> gözlem. çavdêrxane ----->> gözetim evi, gözlemevi. çavengî ----->> cimrilik. çavgeş ----->> dostça bakış. çavhebîn ----->> nazik. çavî ----->> 1.göze, gözenek. 2.bölme, bölüm. çavik ----->> lens. çavinî ----->> nazar. çavinî kirin ----->> nazar etmek. çavînok ----->> kem göz sahibi. çaviya bilêtan ----->> bilet gişesi. çavkanî ----->> kaynak, kaynakça. çavmark ----->> kuşkonmaz. çavnebar ----->> kıskanç. çavnebarî ----->> kıskançlık, çekememezlik. çavnêr ----->> gözetleyici. çavnêrî ----->> gözetim, nezaret, gözlem, gözetlemek. çavnifş ----->> kıskanç. çavnifşî ----->> kıskançlık. çavreşî ----->> garaz, kıskançlık. çavsor ----->> gözü kan bürümüş kişi. çavşkestî ----->> yılgın. çavteng ----->> pinti. çavtengî kirin ----->> kıskanmak. çavtêr ----->> tok gözlü, cömert. çavtirsandin ----->> gözünü korkutmak. çavtirsyayî ----->> çekingen, gözü korkmuş. çavzêlk ----->> meraklı, yumuk gözlü. çavzîq ----->> bön. çawa ----->> nasıl? çawa be ----->> nasılsa. çawîş ----->> çavuş. çax ----->> çağ. çaxa navîn ----->> orta çağ. çaxa nêzik ----->> yakın çağ. çaxa nû ----->> yeni çağ. çaxa pêşîn ----->> ilk çağ. çay ----->> çay. çaydank ----->> çaydanlık. çayxane ----->> çayevi. çê ----->> iyi. çê bûn ----->> düzelmek, olmak, oluşmak, meydana gelmek, vücut bulmak. çê kirin ----->> 1.iyileştirmek. 2.yapmak. çêbûnî ----->> oluş. çehre ----->> çehre, sima. çêj ----->> lezzet, tat, zevk. çêj jê derxistin ----->> tadını çıkarmak. çêj kirin ----->> tatmak, tadına bakmak, çeşni. çêjî ----->> tat. çêjtin ----->> tatmak, tadına bakmak, çeşni. çek ----->> 1çek. 2.silah. 3elbise, üniforma, zırh. çek danîn ----->> silah bırakmak, mütareke. çekem ----->> ardıç. çêker ----->> yapıcı, tamirci. çêkirî ----->> 1.yapılmış durumda olan. 2.suni, yapay. çêkirin ----->> 1.onarmak, iyileştirmek. 2.yapmak, imal etmek, imalat. çêkirnoka zanistî ----->> bilim kurgu. çêkirvan ----->> imalâtçı. çekû ----->> 1.ibare. 2.iki yüz elli kiloya eşit odun. çel ----->> kırk. çelak ----->> ucu çengelli değnek. çelefîk ----->> çene kemikleri. çêlek ----->> inek. çelem ----->> kırkıncı. çelem girtin ----->> lades tutuşmak. çeleme ----->> lades kemiği, lades oyunu. çeleng ----->> 1.yakışıklı, görkemli. 2.güçlü ve hızlı yürüyen kimse. 3.çelenk. çêlî ----->> 1.yavru. 2.nesil. çelîg ----->> çelik. çêlik ----->> civciv, yavru. çêlik anîn ----->> yavrulamak. çelitandin ----->> sıyırmak. çelitîn ----->> sıyrılmak. çelpandin ----->> şaklatmak. çelpîn ----->> şapırdamak, şapırtı. çelqandin ----->> çalkalamak. çelt ----->> sıyrık. çeltik ----->> omuz çantası. çeltûk ----->> çeltik. çelûz ----->> çok soru soran ve sorusunda ısrar eden kimse. çem ----->> 1.çay, ırmak, nehir. 2.çolak çemandin ----->> eğmek, bükmek. çember ----->> çember. çembil ----->> 1.kaplara ve diğer şeylere takılan kulp. 2.kulp. çemçik ----->> kepçe. çemçîr ----->> küçük taneli, siyah renkli bir üzüm türü. çemçûr ----->> bağ böceği. çemîn ----->> eğilme, bükülmek. çempal ----->> ek yük. çen ----->> çene. çenberî ----->> binek arabası. çenbil ----->> kulp. çençûz ----->> cimri. çend ----->> kaç, birkaç. çend roj berê ----->> bir kaç gün önce. çendek ----->> birkaç. çendekek berê ----->> bir süre önce. çendemî ----->> uzun süreli olmayan. çenebaz ----->> geveze. çenebazî ----->> gevezelik. çeng ----->> 1.kulaç. 2.arp, harp. 3.avuç. çeng kirin ----->> avuçlamak. çengal ----->> çengel, kanca. çengal kirin ----->> çengellemek. çengî ----->> dansöz, rakkase. çênî ----->> küçük et parçası, dilim. çente ----->> çanta. çente dest ----->> el çantası. çente pelikan ----->> evrak çantası. çentik ----->> 1.çentik. 2.el çantası. çep ----->> sol. Çepaxçûr ----->> Bingöl. çepek ----->> sapa. çepel ----->> pis, pislikten kendini sakınmayan kimse. çeper ----->> çeper, siper. çepgir ----->> solcu. çepik ----->> .çepik hatin lêdan ----->> lanmak.çepik lêdan ----->> lamak.çepil ----->> kolun dirsekle omuz arasındaki bölüm, kol. çepok ----->> solak. çeprast ----->> çapraz, çapraşık. çeprastî ----->> çaprazlama, çapraşıklık. çeqçeqok ----->> 1.mantar tabancası. 2.değirmen taşının ayar çubuğu. çeqel ----->> çakal. çeqilandin ----->> ayıklamak. çeqilîn ----->> ayıklanmak. çeqîn ----->> patlama, çatlama sesi, çatırdama. çeqmeq ----->> çakmak. çeqûber ----->> yarı otomatik. çêr ----->> küfür, sövgü. çêr kirin ----->> küfretmek, sövmek. çêrandin ----->> otlatmak. çêrbaz ----->> küfürbaz. çerçî ----->> çerçi, kentlerden eşya alıp köylerde satan kimse. çêre ----->> otlak. çêregeh ----->> otlak. çêreger ----->> otlayan. çerez ----->> çerez, lezzetli yemekler. çêrî hev kirin ----->> sövüşmek. çêrîn ----->> otlamak, otlanmak. çerixîn ----->> kendi ekseni etrafında dönmek. Çerkez ----->> Çerkez. Çerkezî ----->> Çerkezce. çerm ----->> cilt, deri. çermik ----->> zar. çermsor ----->> Kızılderili. çerx ----->> 1.çark. 2.dönence, burç. çerxe ----->> tekerlek. çerxefelek ----->> dönme dolap. çerxetûn ----->> tava. çerxî ----->> beş kuruş. çerxwan ----->> çarkçı. çesp ----->> rabt. çespandin ----->> raptetmek. çespik ----->> raptiye. çespîn ----->> rapt olunmak. çeşnet ----->> çeşit. çeşte ----->> çeşit. çetare ----->> ipekli elbise. çete ----->> çete. çetel ----->> çatal. çetel bûn ----->> çatallanmak. çetin ----->> çetin. çetir ----->> paraşüt. çêtir ----->> daha iyi, ehven. çêtir dîtin ----->> yeğlemek, tercih etmek. çêtir girtin ----->> yeğlemek, tercih etmek. çêtir kirin ----->> daha iyi hale getirmek. çetirbaz ----->> paraşütçü. çetrefîl ----->> çetrefil çewal ----->> çuval. çewder ----->> çavdar. çewênder ----->> şeker pancarı. çewlîg ----->> ırmak dirseklerindeki alüvyonlu toprak. çews ----->> baskı. çewsandin ----->> 1.sıkmak, sıkıştırmak. 2.baskı yapmak. 3.kasmak. çewsax ----->> körlere kılavuzluk yapan kişi. çewsîner ----->> baskıcı. çewt ----->> yanlış, çarpık. çewtî ----->> yanlışlık. çexer ----->> yolda herhangi bir şeyin bıraktığı iz. çêyî ----->> iyilik. çi ----->> ne? çi demî ----->> ne zaman. çi heye ku ----->> ne var ki. çi li me qewimîn ----->> ne oldu bize. çi rind ----->> ne güzel. çîç ----->> arı peteğinin her gözü. çîçek ----->> çiçek. çîçekdank ----->> çiçeklik. çîçî ----->> iffet, namus. çiçik ----->> insan memesi. çift ----->> çift. çiftexas ----->> patiska. çik ----->> 1.dik. 2.köşe. çîk ----->> kıvılcım. çikal ----->> çok zayıf hayvan. çikandin ----->> 1.suyunu kesmek, kurutmak. 2.suyun kurutulması ya da nefesin tüketilmesi. çikilî ----->> dikili, saplanmış. çikiyan ----->> çeşmenin veya kuyunun suyunun kuruması nefesin kesilmesi. çiklandin ----->> dikmek. çîkolate ----->> çikolata. çikot ----->> cimri. çikrim ----->> yere çakılan ya da dikilen ve dik duran herhangi bir şey. çil ----->> kırk. çîl ----->> çil. çilag ----->> 1.tekstil. 2.tekstilci. çilagî ----->> tekstilcilik. çîlan ----->> elbisenin uzun kolu, yen. çilanger ----->> çilingir. çile ----->> kış ve yazın en sert kırk günü. çîle ----->> 1.çile, yumak. 2.sıkıntı. çîle parêz ----->> çilekeşçi. çîle parêzî ----->> çilekeşçilik. çîleçep ----->> dağlardaki zikzaklı ve dolambaçlı yol. çilek ----->> pisboğaz. çîlekêş ----->> çilekeş. çîlekêşî ----->> çilekeşlik, acıcılık. çilk ----->> damla. çilkav ----->> su damlası. çilkîn ----->> damlamak. çilm ----->> sümük. çilmêre ----->> sürgü. çilmêre kirin ----->> sürgülemek. çilmîsî ----->> solgun. çilmîsîn ----->> solmak, pörsümek. çilo ----->> 1.nasıl? 2.yaprakları dökülmeden kesilen ağaç dalları. çiltûg ----->> çeltik, kabuğundan soyulmamış pirinç. çilûr ----->> sarkıt. çilvir ----->> çılbır (yemek). çîm ----->> 1.çim. 2.bacağın diz kapağından topuğa kadarki bölümü. çima ----->> neden, niçin, niye. çiman ----->> bir şeyin bir parçasının kesilmesi anlamında fiil. çimçîr ----->> çocuk salıncağı. çîmen ----->> çimen. çîmento ----->> çimento. çîmenzar ----->> çimenlik. çimkî ----->> çünkü. çîn ----->> 1.oya, işleme, nakış. 2.Çin. 3.sınıf, tabaka. çinar ----->> çınar. çindik avêtin ----->> çimdiklemek. çing kirin ----->> fırlatmak. çingdan ----->> fırlamak. çingîn ----->> çınlamak, şıngırdamak. çingul ----->> bakraç. çingulîn ----->> çökmek. Çînî ----->> Çinli. çînik ----->> kadınların alınlarına sarkıttıkları saçlar, perçem. çinîn ----->> biçmek. çînîn ----->> nakşetmek. çînko ----->> çinko. çîp ----->> baldır, incik. çipborî ----->> tüp. çipilandin ----->> dal ve yapraklarını kesmek. çipizk ----->> fiske. çîplaq ----->> çıplak. çîprût ----->> baldırı çıplak. çiq ----->> ağaç dalının uçlarındaki budak. çîqal ----->> zayıf ve cılız hayvan. çiqas ----->> ne kadar. çiqil ----->> dal. çir ----->> yumuşak ve esnek şeyler. çîr ----->> kayısı, erik, zerdali kurusu. çira ----->> çıra, fener, fanus. çirandin ----->> hallaçlamak, yırtmak. çirax ----->> çırak. çirb ----->> yağlı yemekler. çirçîrok ----->> masal. çirg ----->> toprağı az olan taşlı arazi. Çirî ----->> 1.Ekim-Kasım ayları. 2.ölüm haberi. çirik ----->> çıkrık. çirîn ----->> yırtılmak. çirisîn ----->> parıldamak. çirîş ----->> tutkal. çirîşî ----->> tutkallı. çirîşî kirin ----->> tutkallamak. Çirîya Paşîn ----->> Kasım ayı. Çirîya Pêşîn ----->> Ekim ayı. çirk ----->> saniye. çirkîn ----->> çirkin. çîrok ----->> hikâye, öykü. çîrokbêj ----->> öykücü. çîroknivîs ----->> hikaye yazarı. çîrokvan ----->> öykücü. çirp kirin ----->> kırpmak. çirpî ----->> yere dikilerek üzerine üzüm asmasının dallarının bırakıldığı çubuk. çirpîn ----->> çırpmak. çirto virto ----->> abuk sabuk. çirûsk ----->> kıvılcım, parıltı. çirvan ----->> hallaç. çişt ----->> element. çît ----->> 1.çit. 2.kalıp basılarak renklendirilen yazmalar. 3.bir yaşını doldurmamış horoz. çîtik ----->> 1.kura. 2.saz, kamış. çîtik kişandin ----->> kura çekmek. çîtog ----->> sıkıcı. çiv ----->> dolambaç, zikzak. çivanek ----->> dolambaçlı, viraj. çivgeh ----->> dönemeç. çivîk ----->> kuş. çiya ----->> dağ. çiyakêş ----->> dağcı. çiyarêz ----->> sıradağlar Çiyayê Agirî ----->> Ağrı Dağı. çiyayê agirîn ----->> yanardağ. çiyayê Sîpanê ----->> Süphan Dağı. çîzok ----->> mızmız. ço ----->> çubuk, değnek. çoç ----->> bağdaş. çoç bûn ----->> bağdaş kurmak. çoçik ----->> kepçe. çogan ----->> 1. asa, baston. 2.çelik çomak oyunu. çok ----->> diz. çokdan ----->> çömelmek, çökmek. çokdanîn ----->> çömelmek, çökmek. çokşkestin ----->> takati kırılmak. çolax ----->> çolak. çolik ----->> çökelek. çolistan ----->> kır, sahra. çong ----->> diz. çopandin ----->> gasp etmek. çopî ----->> gasp. çor ----->> sülün. çorek ----->> çörek. çors ----->> patavatsız. çortan ----->> çökeleğin kurutulmuşu. çov ----->> çubuk, değnek. çovik ----->> çubuk, değnek. çowar ----->> trafik. çûçik ----->> küçük kuş. çudarî ----->> menzil. çûk ----->> kuş. çûkreş ----->> karakuş. çûle ----->> komedyen, mizahçı. çûn ----->> gidiş, gitmek, varış. çûn ava ----->> batmak (güneş ve ay için). çûn geştê ----->> seyahate çıkmak. çûn pêrgînê ----->> karşılamaya gitmek. çûn pêşewaziyê ----->> karşılamak. çûn ser heqiya xwe ----->> vefat etmek. çûnbar ----->> taşıt. çûr ----->> 1.açık sarı. 2.bir keçi türü. çûx ----->> çuha. çuxtî ----->> sokak serserisi. çuxur ----->> çığır. çûyî ----->> giden, gitmiş olan. çûyîn ----->> gidiş, gitmek, varış |
|
|
|
|
|
#10 |
|
Vip Üye
![]() Üyelik tarihi: Dec 2009
Mesajlar: 81
![]() |
d ----->> Kürt alfabesinin beşinci harfi.
da ----->> "1.önek olarak kelimeye alçaltıcı, indirici anlamını verir. 2.sıfat eki olarak, ""de"",""da"", ""den"", ""dan"" anlamını verir. 3.""dan"" fiilinin dili geçmiş zamanı. 4.anne." dabarîn ----->> yağdırmak yaylım ateşine tutmak. dabaş ----->> bahis, konu. daberizîn ----->> saldırmak, taaruz etmek. dabestin ----->> bağlamak, sona erdirmek. dabeş ----->> kısım, parça. dabeş kirin ----->> taksim etmek, bölmek, pay etmek. dabeşandin ----->> bölmek. dabeşîn ----->> bölünmek. dabeşker ----->> bölücü. dabeşkerî ----->> bölücülük. dabiristin ----->> safa girmek, dizi haline gelmek. daçek ----->> edat. daçekî ----->> deyim edatlar. daçiklandin ----->> (ağaç ya da direk) dikmek. dad ----->> adalet, hukuk. dada bazirganiyê ----->> ticaret hukuku. dada gişkî ----->> kamu hukuku. dada malbatiyê ----->> aile hukuku. dada Romayê ----->> Roma Hukuku. dada xwezayî ----->> doğal hukuk. dadan ----->> 1.kapamak, örtmek. 2.kapmak. dadgeh ----->> mahkeme. dadgeha Bilind ----->> Yüksek Mahkeme. Temyiz Mahkemesi. dadgeha cezayê ----->> ceza mahkemesi. dadgeha dageriyê ----->> Sayıştay. dadgeha lihevanînê ----->> sulh mahkemesi. dadibarand ----->> yağdırmak yaylım ateşine tutmak. dadibarîne ----->> yağdırmak yaylım ateşine tutmak. dadiberizand ----->> saldırmak, taaruz etmek. dadiberize ----->> saldırmak, taaruz etmek. dadibeşe ----->> kısım, parça. dadibeşîne ----->> kısım, parça. dadik ----->> mürebbiye, dadı. dadipale ----->> damıtılmak, süzülmek. dadmend ----->> adaletli, meşru. dadmendî ----->> adli, hukukî. dadparêz ----->> hukukçu. dadrês ----->> hakim, yargıç. dadrêsa jêpirsinê ----->> sorgu hakimi. dadrêsî ----->> muhakeme, yargı, yargıçlık. dadwer ----->> adil, adaletli. dadwerxane ----->> adliye. dager ----->> 1.denetçi, müfettiş. 2.yokuş aşağı iniş. dager kirin ----->> denetleme, teftiş etme. dagerî ----->> denetçilik, müfettişlik. dagir kirin ----->> istila etmek, işgal etmek. dagirtî ----->> 1.dolu. 2.istila edilmiş. dagirtin ----->> 1.doldurmak. 2.istila etmek. dahatin ----->> iniş, inmek, yağmak. dahatû ----->> gelecek, müstakbel. dahelîn ----->> sarkmak. dahelînandin ----->> sarkıtmak. dahênan ----->> yaratmak, icat etmek. dahêner ----->> yaratıcı, mucit. dahî ----->> dâhi. dahiştin ----->> üzerinde düşünmek, mütalaa etmek. dahol ----->> davul. dahol lêdan ----->> davul çalmak. daholjen ----->> davulcu. dahûrîn ----->> analiz, analiz etmek, çözümleme, tahlil etmek. dak ----->> tuzak. dak danîn ----->> tuzak kurmak. dakêşan ----->> çekmek. daketin ----->> inmek, aşağı inmek, iniş. daketinî ----->> inik. dalak ----->> sünnetçi. dalan ----->> dehliz. daleqandî ----->> asılı, asılmış. daleqandin ----->> asmak. dalît ----->> kütük. damalîn ----->> süpürülmek. daman ----->> etek. damarî ----->> üvey anne. dame ----->> dama. damezrandin ----->> kurmak, tesis etmek, vücuda getirmek, yaratmak. damezranêr ----->> kurucu, müessis. damezrek ----->> kurum. damilandin ----->> (göz) yummak. damilîn ----->> yumulmak (göz için). damûsk ----->> yele. dan ----->> 1.vermek. 2.ödemek. 3.dövülmüş buğday. 4.günün üçte biri, öğün, vardiya. dan bawer kirin ----->> inandırmak. dan ber çav ----->> göz önüne sermek, göz önüne getirmek. dan ber hey ----->> 1.karşılaştırma, mukayese etmek. 2.kıyas, tasım. dan bêrî kirin ----->> özletmek. dan bihîstin ----->> duyurmak. dan birîn ----->> kestirmek. dan cihê kirin ----->> ayırtmak. dan çap kirin ----->> bastırmak. dan dadgehê ----->> mahkemeye vermek. dan demanê ----->> kiraya vermek. dan der ----->> dışa vurmak. dan derbaz kirin ----->> geçirtmek. dan girî kirin ----->> ağlatmak. dan gotin ----->> söyletmek. dan guhêrbar ----->> değiştirtmek. dan hev ----->> biriktirmek, toplamak. dan hilavêtîn ----->> atlatmak. dan hûr kirin ----->> ufaltmak, bozdurtmak. dan kirin ----->> yaptırmak. dan leke kirin ----->> lekeletmek. dan lîstikin ----->> oynatmak. dan mêr ----->> kocaya vermek. dan nivîsîn ----->> dikte ettirmek. dan pey ----->> kovalamak. dan pîs kirin ----->> pisletmek. dan ser hev ----->> üst üste koymak, toparlamak. dan standin ----->> aldırmak. dan veqet ----->> ayırtmak. dan vexwarin ----->> içirmek. dan xwarin ----->> yedirmek. dan xwendinê ----->> okutmak, tahsile vermek. danasîn ----->> tanıtmak. danasînname ----->> tanıtma belgesi. dane ----->> veri. daneberizîn ----->> saldırmazlık. danezan ----->> bildiri, beyanname, bildirge, duyuru, ilan, tebligat. dang ----->> bir hissenin altıda biri. dangî ----->> dışarıda hayvanlara yem verilen yer. danîn ----->> 1.indirmek. 2.koymak. danîn holê ----->> ortaya koymak. danisqe ----->> müstesna (insan için). daniştin ----->> 1.oturum, celse, duruşma. 2.oturmak, ikamet etmek, yerleşmek. danok ----->> ödenti. dansal ----->> mevsim, sezon, sömestr. danû ----->> kaynatılmış buğday. danûstandin ----->> alışveriş, teati. danxav ----->> çiğköfte. danzanîn ----->> bilgisine sunmak, ilan etmek, tebliğ etmek. danzanînname ----->> tebligatname. dapalîn ----->> damıtılmak, süzülmek. dapalînandî ----->> damıtılmış, süzülmüş. dapalînandin ----->> damıtmak, süzmek. dapalînîn ----->> damıtılmak. dapêçîn ----->> örtbas etmek. daperîn ----->> terslemek. dapîr ----->> büyükanne, nine. dapîrk ----->> oyunda ebe. dapîtin ----->> budamak. daqurtandin ----->> yutmak. dar ----->> 1.sonektir. veren, emreden, hükmeden anlamına gelir, fermandar (buyuran gibî). 2.meyve isimlerine göre ağaçları isimlendirir. 3.idam sehpası. 4.ağaç, odun. dara gaxendê ----->> Noel ağacı. dara mêwîyan ----->> meyve ağacı. daraş ----->> kartal. daraz ----->> hüküm, yargı. daraz ajotin ----->> hüküm sürmek. daraz danîn ----->> hüküm kurmak. darazdar ----->> yargıç, karar mercii. darazkirî ----->> hükümlü, mahkûm. darazname ----->> ilam. darazxwarî ----->> hükümlü, mahkûm. darben ----->> bıtım ağacı. darbend ----->> inşaat iskelesi, darboğaz. darbenîşt ----->> sakız ağacı. darberû ----->> mazı ağacı. darbest ----->> sedye. darbir ----->> kunduz. darcixare ----->> ağızlık. darçîn ----->> tarçın. dardakirin ----->> asmak. dardarok ----->> pandül, sarkaç. darêj ----->> döküm. darêjk ----->> form. darêjnivîs ----->> kompozisyon. darêjxane ----->> dökümhane. darijandin ----->> mobilize etmek. darîn ----->> ahşap. daring ----->> hammadde. daristan ----->> orman, ormanlık. darizandin ----->> yargılamak, hüküm vermek, hükmetmek. darizîn ----->> yargılanmak, hakkında hüküm verilmek. darkutik ----->> ağaçkakan. darmazî ----->> mazı ağacı. daroxa ----->> vergi memuru. darqesp ----->> palmiye. darsêv ----->> elma ağacı. darteraş ----->> marangoz. dartewên ----->> ağaç dallarına yetişmek için kullanılan uzun kanca. das ----->> orak. dasî ----->> kılçık. daskêş ----->> orakçı. daşir ----->> tuvalet. davek ----->> kayış. daw ----->> etek. dawerîvandî ----->> duru. dawerîvandin ----->> durulamak. dawerivok ----->> imbik. daweşandin ----->> silkelemek, silkmek. daweşîn ----->> silkinmek. dawet ----->> düğün, davet. dawî ----->> akıbet, son, sonuç, nihayet, final. dawî dan ----->> son vermek. dawî hatin ----->> sonu gelmek, sonuçlanmak dawîn ----->> sonuncu, nihai. dawîyandin ----->> sonuçla(ndır)mak. dawk ----->> bahis için konan para. dawpiçûk ----->> mini etek. dawudî ----->> kasımpatı. dax ----->> dağ. dax dan ----->> dağlamak. daxistin ----->> indirim, indirmek, indirgemek, iskonto, tenzilât. daxuyanameya bêşê ----->> vergi beyannamesi. daxuyandin ----->> belirtmek. daxuyanî ----->> belirti, açıklama. daxwarin ----->> (bir sözü) yutmak. daxwaz ----->> arzu, dilek, talep, istek. daxwaz kirin ----->> dilemek. daxwazî ----->> istem. daxwazname ----->> dilekçe. dayende ----->> veren, verici. dayik ----->> ana, valide. dayîn ----->> 1.tevdi, tevdî etmek. 2.vergi, vermek. 3.sütanne. dayîna Xwadê ----->> Allah vergisi. dayîtî ----->> annelik. daz ----->> pense. dê ----->> ana, valide. dê bav ----->> ebeveyn. debar ----->> geçim, maişet. debara malê ----->> aile geçimi. debarî ----->> nafaka. debax ----->> sepi, tabak. debax kirin ----->> sepilemek. debaxî ----->> sepicilik. debaxker ----->> sepici. debdebe ----->> debdebe, görkem. debeng ----->> 1.ahmak. 2.çakırkeyif, hafif meşrep. debirandin ----->> geçindirmek. debîş ----->> yapışkan şeyler, ağda. def ----->> davul. def kirin ----->> defetmek, savmak. defne ----->> defne. defter ----->> defter deftera bîreweriyê ----->> hatıra defteri defterdar ----->> defterdar. degel ----->> ihtiyatlı. degel bûn ----->> ihtiyatlı olmak. degelî ----->> ihtiyat. deh ----->> on. dêh ----->> köy. dehandin ----->> sindirim, hazmetmek. dêhane ----->> ökse otu. dêhat ----->> köy. dehbe ----->> vahşi. dehemîn ----->> onuncu. dehî ----->> adak, kurban. dehifandin ----->> itmek, itelemek. dehkî ----->> ondalık kesir. dêhl ----->> kancık. dehlîz ----->> dehliz. dêhn ----->> dikkat. dêhn dan ----->> dikkat etmek. dêhn kişandin ----->> dikkat çekmek. dek ----->> hile, entrika dekan ----->> dekan. dekbaz ----->> hileci, hilekâr. dekor ----->> dekor. dêla ----->> yerine. delal ----->> sevgili, aziz. delav ----->> 1.su kenarı. 2.yalak. delew ----->> kova burcu, 21.Ocak-19 Şubat. delewêre ----->> dalavere. delfîn ----->> yunus balığı. Delhî ----->> Delhi (paytextê Hindê). dêlî ----->> (üzüm) asma. delîl ----->> kanıt. dêlmar ----->> kertenkele. dêlû ----->> davulcu. Dêlûk ----->> Antep. delûv ----->> kova. dem ----->> 1.an, zaman, esna, çağ, dönem, lahza, müddet, süre, mühlet, vakit. 2.dem, kıvamına gelmek. dêm ----->> 1.susuz arazi. 2.yanak. dem borîn ----->> zaman aşımı. dem girtin ----->> demlenmek. dem kirin ----->> demlemek. dema dahatû ----->> gelecek zaman. dema pêşîn ----->> ilk çağ. demagojî ----->> demagoji. deman ----->> 1.zaman. 2.kira, icar. dêman ----->> yerleşik, ziraatçı. deman kirin ----->> kiralamak. demançe ----->> tabanca. demandar ----->> kiracı. demandêr ----->> kiralayan. dêmar ----->> bir kertenkele türü. demarabor ----->> geçmiş zaman. dêmarî ----->> üvey anne. demdiyar ----->> vade, mühlet. demek ----->> bir süre. demet ----->> demet. dêmî ----->> kadife. demîn ----->> vadeli. deminan ----->> bir zaman(lar). demjmêr ----->> saat. demjmêr çend e ----->> saat kaç? demjmêr pênc e ----->> saat beş. demjmêra zendê ----->> kol saati. demjmêrsaz ----->> saat tamircisi. demkar ----->> mesai saati. demokrasî ----->> demokrasi demsal ----->> mevsim, sezon, sömestr. demsalî ----->> mevsimlik. den ----->> küp. dendik ----->> çekirdek deng ----->> 1.ses, seda. 2.oy, rey. 3.denk, eşit, eşdeğer, muadil. deng dan ----->> 1.ses vermek. 2.oy vermek. deng derxistin ----->> ses çıkarmak. deng kirin ----->> seslenmek. deng lê kirin ----->> seslenmek. deng vedan ----->> akis, yankı, aksetmek. dengbej ----->> şarkıcı. dengbir ----->> susturucu. dengdar ----->> sesli, ünlü. dengdêr ----->> sesli, ünlü. dengdêra dirêj ----->> uzun sesli. dengdêra kurt ----->> kısa sesli. dengegaz ----->> ketum. dengûbahs ----->> ajans, haber. dengweş ----->> mikrofon, ahize. Denîmark ----->> Danimarka. Denîmarkî ----->> Danimarkalı. denk ----->> balya. dep ----->> tahta, kereste. depîn ----->> ahşap, doğrama. deq ----->> 1.benek. 2.vücuda yapılan dövme. 3.büyük aşık kemiği. 4.puan. deqaq ----->> ütü. der ----->> 1.hariç, dış. 2.yer. dêr ----->> kilise, manastır. der kirin ----->> çıkartmak, kovmak. derabe ----->> kepenk. deramet ----->> yeşillik, sebze. derandin ----->> çıkarmak, ihraç, ihracat, ihraç etmek. deranîn ----->> çıkarmak, ihraç, ihracat, ihraç etmek. derav ----->> su tevzi yeri. derb ----->> 1.darb. 2.vuruş, darbe. derb lêdan ----->> darbe vurmak. derbar ----->> hakkında. derbaz be ----->> geçmiş olsun! derbaz bûn ----->> geçme, aşma, intikal etme. derbaz kirin ----->> aşırtmak, geçirmek. derbazbûnî ----->> geçiş. derbazbûyî ----->> geçen. derbazî ----->> geçiş. derbe ----->> darbe. derbend ----->> derbent, iki dağ arasındaki dar geçit. derbest ----->> kapalı, mahfuz. derbider ----->> derbeder, hırpani. derbûn ----->> yara, sivilcelerin patlayarak cerahatin çıkması. derbxane ----->> darphane. derd ----->> dert, gaile, illet. derd girtin ----->> dertlenmek. derdekopan ----->> tetanos. derdest ----->> el altında ele geçirilmiş. derdest kirin ----->> yakalamak, tutmak, ele geçirmek. derdestî ----->> görülmekte olma, incelenmekte olan, yapılmakta olma, hemen yakalama, tutuklama. derdestname ----->> yakalama müzekkeresi. derdnak ----->> dertli. dereng ----->> geç. dereng xistin ----->> geciktirmek, tehir etmek, sürüncemede bırakmak. derengman ----->> gecikmek, geç kalmak. derew ----->> yalan, palavra, martaval. derew gotin ----->> yalan söylemek. derew kirin ----->> yalan söylemek. derewandin ----->> yalanlamak, tekzip etmek. derewkarî ----->> yalancılık. derf ----->> tulum. derfet ----->> olanak, imkân. dergeh ----->> giriş kapısı, büyük kapı, tekke. dergevan ----->> kapıcı. dergistî ----->> nişanlı. dergûş ----->> beşik. derhûd ----->> kefil. derhûdî ----->> kefillik. derhûdname ----->> kefaletname. derî ----->> kapı. derî xêvê ----->> bilinç dışı. derîçe ----->> kapakçık. deridîn ----->> dertleşmek. dêrîn ----->> geleneksel, ananevi, eski, asil, soylu. derince ----->> basamak, mertebe. derindêz ----->> merasim. dêris ----->> viran olmuş, talan edilmiş. derîyê hawarê ----->> imdat kapısı. derîyê sereke ----->> anakapı. derizandin ----->> çatlatmak. derizîn ----->> çatlamak. derk ----->> çatlak. derkandin ----->> çatlatmak. derkenar ----->> ilişikteki not. derkerina bêhndanê ----->> teneffüse çıkmak. derketin ----->> çıkış, çıkmak, zuhur etmek. derketin holê ----->> ortaya çıkmak. derketin sertext ----->> tahta çıkmak. dermale ----->> besi hayvanı. derman ----->> ilâç, derman. derman kirin ----->> ilaçlamak, pansuman yapmak, tedavi etmek. derman xwarin ----->> ilaç içmek. dermanfiroş ----->> eczacı. dermankarî ----->> pansuman. dermanxane ----->> eczahane. dermatolojî ----->> cildiye. derpê ----->> külot, don. derpêgore ----->> külotlu çorap. derpêş ----->> öngörme, göz önünde tutma, aklından geçirme. derpêş kirin ----->> öngörmek, göz önünde tutmak, aklından geçirmek. dersal ----->> eski zaman, eski yıllar. dersik ----->> ibret. Dêrsim ----->> Tunceli, ve kısmen Sivas, Erzincan ve Elazığ’ı kapsayan bölge. dersok ----->> yazma. derûdor ----->> etraf, çevre. derûnî ----->> iç aleme mensup olan. derve ----->> dışarı, dışarıda, dış, hariç. derveşandin ----->> dışarı göndermek. derveşandinî ----->> ihracat. derveyî ----->> dışarıdaki, dışla ilgili. derveyî vênê ----->> irade dışı. derveyîn ----->> dışarlık. derwêş ----->> derviş. derwêşxane ----->> tekke. derxistin ----->> çıkarmak. derxistin holê ----->> meydana çıkarmak. derxistinî ----->> ihracat. derya ----->> deniz. deryaberfireh ----->> engin deniz. deryavan ----->> denizci, bahriyeli. deryavanî ----->> denizcilik. deryaya Qezwînê ----->> Hazar Denizi. deryaya Reş ----->> Karadeniz. deryaya Sipî ----->> Akdeniz. derz ----->> çatlak, yarık. derzî ----->> iğne. derzî lêdan ----->> iğnelemek. derzîdeq ----->> toplu iğne. derzîvan ----->> terzi. derzîxane ----->> terzihane. dêse ----->> yabani koyun. dest ----->> el. dest avêtin ----->> el atmak, sataşmak, sarkıntılık yapmak, taciz. dest bi karberdanê kirin ----->> greve başlamak. dest çirpandin ----->> el çırpmak. dest dirêjî ----->> tecavüz hırsızlık. dest girtin ----->> el sıkmak. dest hilanîn ----->> el kaldırmak, cesaret etmek. dest jê kişandin ----->> vazgeçmek, feragat etmek. dest kêşan ----->> el çekmek, feragat. dest kiş ----->> el çekmek. dest lêdan ----->> dokunmak, ellemek. dest pê kirin ----->> başlamak, girişmek. dest vekirî ----->> eli açık. dest xistin ----->> edinmek. destan. ----->> destan destar ----->> el değirmeni. destavxane ----->> abdesthane, tuvalet. destbelav ----->> savruk, savurgan, müsrif. destbelavî ----->> savurganlık, israf. destbelavî kirin ----->> israf etmek. destbend ----->> kelepçe (el için). destbeste ----->> elpençe. destbira ----->> sağdıç, kan kardeşi. destdan ----->> temas. destdan ser ----->> el koymak, müsadere etmek. destdirêjî ----->> müdahale. destdirêjî kirin ----->> müdahalede bulunmak. deste ----->> 1.buket, deste. 2.takım (ask.). destê hev girtin ----->> tokalaşmak destegir ----->> yardımsever. destek ----->> 1.dayanak, takviye, yardım. 2.arkadaş grubu. destekdan ----->> desteklemek. desteng ----->> dar gelirli. destgeh ----->> atölye, tezgah. destgehdar ----->> tezgahtar. destgîn ----->> dizgin. destgirtî ----->> nişanlı. desthelatî ----->> yetki, otorite. desthilatdar ----->> otoriter, yetkili. desthilatdarî ----->> otoriterizm. destik ----->> tutamak, kol, kabza, kulp, sap. destkar ----->> elişi. destkarî ----->> el sanatları. destkişandin ----->> feragat. destmal ----->> mendil, el havlusu. destmaye ----->> elde kalan. destnîgar ----->> ressam. destnîgarî ----->> ressamlık. destnimêj ----->> abdest. destnimêj girtin ----->> abdest almak. destnimêj şikandîn ----->> abdest bozmak. destnivîs ----->> el yazması, el yazısı. destpêk ----->> başlangıç, giriş, bidayet. destpeling ----->> el yordamı. destpelixî ----->> sakar. destrêşk ----->> kıskaç. destşok ----->> lavabo. destûr ----->> 1.izin, cevaz, rıza, muvaffakat. 2.Zerdüşti dininde ruhani başakn. 3.kanun, köter. destûr dan ----->> izin vermek, rıza göstermek, muvaffakat etmek. destûrname ----->> izin belgesi, diploma, ruhsatname. destûryar ----->> mezun. destûryar bûn ----->> mezun olmak. destûryarî ----->> mezuniyet. destvala ----->> eli boş. destxet ----->> el yazısı. destxwîn ----->> eli kanlı. destxwişk ----->> kadının en yakın kadın arkadaşı. destyar ----->> cana yakın, sempatik, yardımcı. dêş ----->> dini müzik, ilahi. deşt ----->> ova. dev ----->> ağız. dev avêtin ----->> laf atmak. dev jê berdan ----->> vazgeçmek. devaluasyon ----->> devalüasyon. devang ----->> tıkaç. devberedayî ----->> abuk sabuk konuşan. devbigotin ----->> sözüne sadık. devbiken ----->> güler yüzlü, güleç. devcaris ----->> ağzı bozuk. devdevî ----->> abuk sabuk konuşan. devdevkî ----->> ağız üstü, yüz üstü. devênî ----->> münakaşa. dever ----->> bölge, yöre, havali. deverî ----->> mahalli, yerel. deverû ----->> yüzgöz. devî ----->> çalılık. devik ----->> kapak. devîstan ----->> çalılık. devjenî ----->> ağız tartışması. devken ----->> güleç, güler yüzlü. devkî ----->> sözlü, şifahi. devling ----->> paça, paçalı don. devok ----->> ağız, şive. devtî ----->> nişasta. dew ----->> ayran. dêw ----->> dev. dewa ----->> deva. dewar ----->> sığır dewara reş ----->> büyük baş hayvanlar. dêwendam ----->> dev boylu. dewisandin ----->> bastırmak, basmak, sıkıştırmak. dewisîn ----->> sıkılmak, sıkışmak, basılmak. dewl ----->> kuyu kovası. dewlemend ----->> varlıklı, zengin. dewlemend bûn ----->> zenginleşmek. dewlemendî ----->> zenginlik, varlık. dewlet ----->> devlet. dewleta dadmend ----->> hukuk devleti. Dewleta Federe ya Kurdistanê ----->> Kürdistan Federe Devleti. Dewletên Yekbûyî yên Amerîka ----->> Amerika Birleşik Devletleri. dewletparêzî ----->> devletçilik. dewr ----->> devir, dönem. dewr kirin ----->> devretmek. dewran ----->> 1.dönem. 2.şans talih dews ----->> iz, yer. dewsde ----->> vekil. dewx ----->> baş dönmesi. dexel ----->> sahte. dexelî ----->> sahtekârlık. dexes ----->> kıskanç. dexesezar ----->> hırçın, huysuz. dexesî ----->> kıskançlık. dexisîn ----->> kıskanmak, kıskandırmak. dexl ----->> tahıl, hububat. deyn ----->> borç, ödünç, verecek, borç, veresiye. deyndan ----->> borç vermek. deyndar ----->> borçlu. deyndêr ----->> alacaklı. deynstandin ----->> borç almak. dezgeh ----->> tezgah, kuruluş, teşkilat. dezgehên dewletê ----->> devlet kuruluşları. dezî ----->> iplik |
|
|
|
![]() |
| Paylaş |
| Etiketler |
| ferhgenga, kürditirki |
| Seçenekler | |
|
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Acem Kürdi Md altyapıLar | ciwan_24 | Türkçe MD Altyapılar | 0 | 2ı : 02:30 02:30 AM |
| Faşîstîye û Rebenîye | DiLXwin | Zazaca Genel | 0 | 1ı : 17:41 05:41 PM |
| Hişyarê Botî - Gazind ( Kurdi U Tirki ) | !!OREMAR!! | Kürtçe Sarki SözLeri | 1 | 5ı : 16:49 04:49 PM |
| Kurtedîroka Çîroka Kurdî | DerDoCan | Çiroken Kurdi, | 1 | 5ı : 21:17 09:17 PM |