|
|
d ----->> Kürt alfabesinin beşinci harfi.
da ----->> "1.önek olarak kelimeye alçaltıcı, indirici anlamını verir. 2.sıfat eki olarak, ""de"",""da"", ""den"", ""dan"" anlamını verir. 3.""dan"" fiilinin dili geçmiş zamanı. 4.anne."
dabarîn ----->> yağdırmak yaylım ateşine tutmak.
dabaş ----->> bahis, konu.
daberizîn ----->> saldırmak, taaruz etmek.
dabestin ----->> bağlamak, sona erdirmek.
dabeş ----->> kısım, parça.
dabeş kirin ----->> taksim etmek, bölmek, pay etmek.
dabeşandin ----->> bölmek.
dabeşîn ----->> bölünmek.
dabeşker ----->> bölücü.
dabeşkerî ----->> bölücülük.
dabiristin ----->> safa girmek, dizi haline gelmek.
daçek ----->> edat.
daçekî ----->> deyim edatlar.
daçiklandin ----->> (ağaç ya da direk) dikmek.
dad ----->> adalet, hukuk.
dada bazirganiyê ----->> ticaret hukuku.
dada gişkî ----->> kamu hukuku.
dada malbatiyê ----->> aile hukuku.
dada Romayê ----->> Roma Hukuku.
dada xwezayî ----->> doğal hukuk.
dadan ----->> 1.kapamak, örtmek. 2.kapmak.
dadgeh ----->> mahkeme.
dadgeha Bilind ----->> Yüksek Mahkeme. Temyiz Mahkemesi.
dadgeha cezayê ----->> ceza mahkemesi.
dadgeha dageriyê ----->> Sayıştay.
dadgeha lihevanînê ----->> sulh mahkemesi.
dadibarand ----->> yağdırmak yaylım ateşine tutmak.
dadibarîne ----->> yağdırmak yaylım ateşine tutmak.
dadiberizand ----->> saldırmak, taaruz etmek.
dadiberize ----->> saldırmak, taaruz etmek.
dadibeşe ----->> kısım, parça.
dadibeşîne ----->> kısım, parça.
dadik ----->> mürebbiye, dadı.
dadipale ----->> damıtılmak, süzülmek.
dadmend ----->> adaletli, meşru.
dadmendî ----->> adli, hukukî.
dadparêz ----->> hukukçu.
dadrês ----->> hakim, yargıç.
dadrêsa jêpirsinê ----->> sorgu hakimi.
dadrêsî ----->> muhakeme, yargı, yargıçlık.
dadwer ----->> adil, adaletli.
dadwerxane ----->> adliye.
dager ----->> 1.denetçi, müfettiş. 2.yokuş aşağı iniş.
dager kirin ----->> denetleme, teftiş etme.
dagerî ----->> denetçilik, müfettişlik.
dagir kirin ----->> istila etmek, işgal etmek.
dagirtî ----->> 1.dolu. 2.istila edilmiş.
dagirtin ----->> 1.doldurmak. 2.istila etmek.
dahatin ----->> iniş, inmek, yağmak.
dahatû ----->> gelecek, müstakbel.
dahelîn ----->> sarkmak.
dahelînandin ----->> sarkıtmak.
dahênan ----->> yaratmak, icat etmek.
dahêner ----->> yaratıcı, mucit.
dahî ----->> dâhi.
dahiştin ----->> üzerinde düşünmek, mütalaa etmek.
dahol ----->> davul.
dahol lêdan ----->> davul çalmak.
daholjen ----->> davulcu.
dahûrîn ----->> analiz, analiz etmek, çözümleme, tahlil etmek.
dak ----->> tuzak.
dak danîn ----->> tuzak kurmak.
dakêşan ----->> çekmek.
daketin ----->> inmek, aşağı inmek, iniş.
daketinî ----->> inik.
dalak ----->> sünnetçi.
dalan ----->> dehliz.
daleqandî ----->> asılı, asılmış.
daleqandin ----->> asmak.
dalît ----->> kütük.
damalîn ----->> süpürülmek.
daman ----->> etek.
damarî ----->> üvey anne.
dame ----->> dama.
damezrandin ----->> kurmak, tesis etmek, vücuda getirmek, yaratmak.
damezranêr ----->> kurucu, müessis.
damezrek ----->> kurum.
damilandin ----->> (göz) yummak.
damilîn ----->> yumulmak (göz için).
damûsk ----->> yele.
dan ----->> 1.vermek. 2.ödemek. 3.dövülmüş buğday. 4.günün üçte biri, öğün, vardiya.
dan bawer kirin ----->> inandırmak.
dan ber çav ----->> göz önüne sermek, göz önüne getirmek.
dan ber hey ----->> 1.karşılaştırma, mukayese etmek. 2.kıyas, tasım.
dan bêrî kirin ----->> özletmek.
dan bihîstin ----->> duyurmak.
dan birîn ----->> kestirmek.
dan cihê kirin ----->> ayırtmak.
dan çap kirin ----->> bastırmak.
dan dadgehê ----->> mahkemeye vermek.
dan demanê ----->> kiraya vermek.
dan der ----->> dışa vurmak.
dan derbaz kirin ----->> geçirtmek.
dan girî kirin ----->> ağlatmak.
dan gotin ----->> söyletmek.
dan guhêrbar ----->> değiştirtmek.
dan hev ----->> biriktirmek, toplamak.
dan hilavêtîn ----->> atlatmak.
dan hûr kirin ----->> ufaltmak, bozdurtmak.
dan kirin ----->> yaptırmak.
dan leke kirin ----->> lekeletmek.
dan lîstikin ----->> oynatmak.
dan mêr ----->> kocaya vermek.
dan nivîsîn ----->> dikte ettirmek.
dan pey ----->> kovalamak.
dan pîs kirin ----->> pisletmek.
dan ser hev ----->> üst üste koymak, toparlamak.
dan standin ----->> aldırmak.
dan veqet ----->> ayırtmak.
dan vexwarin ----->> içirmek.
dan xwarin ----->> yedirmek.
dan xwendinê ----->> okutmak, tahsile vermek.
danasîn ----->> tanıtmak.
danasînname ----->> tanıtma belgesi.
dane ----->> veri.
daneberizîn ----->> saldırmazlık.
danezan ----->> bildiri, beyanname, bildirge, duyuru, ilan, tebligat.
dang ----->> bir hissenin altıda biri.
dangî ----->> dışarıda hayvanlara yem verilen yer.
danîn ----->> 1.indirmek. 2.koymak.
danîn holê ----->> ortaya koymak.
danisqe ----->> müstesna (insan için).
daniştin ----->> 1.oturum, celse, duruşma. 2.oturmak, ikamet etmek, yerleşmek.
danok ----->> ödenti.
dansal ----->> mevsim, sezon, sömestr.
danû ----->> kaynatılmış buğday.
danûstandin ----->> alışveriş, teati.
danxav ----->> çiğköfte.
danzanîn ----->> bilgisine sunmak, ilan etmek, tebliğ etmek.
danzanînname ----->> tebligatname.
dapalîn ----->> damıtılmak, süzülmek.
dapalînandî ----->> damıtılmış, süzülmüş.
dapalînandin ----->> damıtmak, süzmek.
dapalînîn ----->> damıtılmak.
dapêçîn ----->> örtbas etmek.
daperîn ----->> terslemek.
dapîr ----->> büyükanne, nine.
dapîrk ----->> oyunda ebe.
dapîtin ----->> budamak.
daqurtandin ----->> yutmak.
dar ----->> 1.sonektir. veren, emreden, hükmeden anlamına gelir, fermandar (buyuran gibî). 2.meyve isimlerine göre ağaçları isimlendirir. 3.idam sehpası. 4.ağaç, odun.
dara gaxendê ----->> Noel ağacı.
dara mêwîyan ----->> meyve ağacı.
daraş ----->> kartal.
daraz ----->> hüküm, yargı.
daraz ajotin ----->> hüküm sürmek.
daraz danîn ----->> hüküm kurmak.
darazdar ----->> yargıç, karar mercii.
darazkirî ----->> hükümlü, mahkûm.
darazname ----->> ilam.
darazxwarî ----->> hükümlü, mahkûm.
darben ----->> bıtım ağacı.
darbend ----->> inşaat iskelesi, darboğaz.
darbenîşt ----->> sakız ağacı.
darberû ----->> mazı ağacı.
darbest ----->> sedye.
darbir ----->> kunduz.
darcixare ----->> ağızlık.
darçîn ----->> tarçın.
dardakirin ----->> asmak.
dardarok ----->> pandül, sarkaç.
darêj ----->> döküm.
darêjk ----->> form.
darêjnivîs ----->> kompozisyon.
darêjxane ----->> dökümhane.
darijandin ----->> mobilize etmek.
darîn ----->> ahşap.
daring ----->> hammadde.
daristan ----->> orman, ormanlık.
darizandin ----->> yargılamak, hüküm vermek, hükmetmek.
darizîn ----->> yargılanmak, hakkında hüküm verilmek.
darkutik ----->> ağaçkakan.
darmazî ----->> mazı ağacı.
daroxa ----->> vergi memuru.
darqesp ----->> palmiye.
darsêv ----->> elma ağacı.
darteraş ----->> marangoz.
dartewên ----->> ağaç dallarına yetişmek için kullanılan uzun kanca.
das ----->> orak.
dasî ----->> kılçık.
daskêş ----->> orakçı.
daşir ----->> tuvalet.
davek ----->> kayış.
daw ----->> etek.
dawerîvandî ----->> duru.
dawerîvandin ----->> durulamak.
dawerivok ----->> imbik.
daweşandin ----->> silkelemek, silkmek.
daweşîn ----->> silkinmek.
dawet ----->> düğün, davet.
dawî ----->> akıbet, son, sonuç, nihayet, final.
dawî dan ----->> son vermek.
dawî hatin ----->> sonu gelmek, sonuçlanmak
dawîn ----->> sonuncu, nihai.
dawîyandin ----->> sonuçla(ndır)mak.
dawk ----->> bahis için konan para.
dawpiçûk ----->> mini etek.
dawudî ----->> kasımpatı.
dax ----->> dağ.
dax dan ----->> dağlamak.
daxistin ----->> indirim, indirmek, indirgemek, iskonto, tenzilât.
daxuyanameya bêşê ----->> vergi beyannamesi.
daxuyandin ----->> belirtmek.
daxuyanî ----->> belirti, açıklama.
daxwarin ----->> (bir sözü) yutmak.
daxwaz ----->> arzu, dilek, talep, istek.
daxwaz kirin ----->> dilemek.
daxwazî ----->> istem.
daxwazname ----->> dilekçe.
dayende ----->> veren, verici.
dayik ----->> ana, valide.
dayîn ----->> 1.tevdi, tevdî etmek. 2.vergi, vermek. 3.sütanne.
dayîna Xwadê ----->> Allah vergisi.
dayîtî ----->> annelik.
daz ----->> pense.
dê ----->> ana, valide.
dê bav ----->> ebeveyn.
debar ----->> geçim, maişet.
debara malê ----->> aile geçimi.
debarî ----->> nafaka.
debax ----->> sepi, tabak.
debax kirin ----->> sepilemek.
debaxî ----->> sepicilik.
debaxker ----->> sepici.
debdebe ----->> debdebe, görkem.
debeng ----->> 1.ahmak. 2.çakırkeyif, hafif meşrep.
debirandin ----->> geçindirmek.
debîş ----->> yapışkan şeyler, ağda.
def ----->> davul.
def kirin ----->> defetmek, savmak.
defne ----->> defne.
defter ----->> defter
deftera bîreweriyê ----->> hatıra defteri
defterdar ----->> defterdar.
degel ----->> ihtiyatlı.
degel bûn ----->> ihtiyatlı olmak.
degelî ----->> ihtiyat.
deh ----->> on.
dêh ----->> köy.
dehandin ----->> sindirim, hazmetmek.
dêhane ----->> ökse otu.
dêhat ----->> köy.
dehbe ----->> vahşi.
dehemîn ----->> onuncu.
dehî ----->> adak, kurban.
dehifandin ----->> itmek, itelemek.
dehkî ----->> ondalık kesir.
dêhl ----->> kancık.
dehlîz ----->> dehliz.
dêhn ----->> dikkat.
dêhn dan ----->> dikkat etmek.
dêhn kişandin ----->> dikkat çekmek.
dek ----->> hile, entrika
dekan ----->> dekan.
dekbaz ----->> hileci, hilekâr.
dekor ----->> dekor.
dêla ----->> yerine.
delal ----->> sevgili, aziz.
delav ----->> 1.su kenarı. 2.yalak.
delew ----->> kova burcu, 21.Ocak-19 Şubat.
delewêre ----->> dalavere.
delfîn ----->> yunus balığı.
Delhî ----->> Delhi (paytextê Hindê).
dêlî ----->> (üzüm) asma.
delîl ----->> kanıt.
dêlmar ----->> kertenkele.
dêlû ----->> davulcu.
Dêlûk ----->> Antep.
delûv ----->> kova.
dem ----->> 1.an, zaman, esna, çağ, dönem, lahza, müddet, süre, mühlet, vakit. 2.dem, kıvamına gelmek.
dêm ----->> 1.susuz arazi. 2.yanak.
dem borîn ----->> zaman aşımı.
dem girtin ----->> demlenmek.
dem kirin ----->> demlemek.
dema dahatû ----->> gelecek zaman.
dema pêşîn ----->> ilk çağ.
demagojî ----->> demagoji.
deman ----->> 1.zaman. 2.kira, icar.
dêman ----->> yerleşik, ziraatçı.
deman kirin ----->> kiralamak.
demançe ----->> tabanca.
demandar ----->> kiracı.
demandêr ----->> kiralayan.
dêmar ----->> bir kertenkele türü.
demarabor ----->> geçmiş zaman.
dêmarî ----->> üvey anne.
demdiyar ----->> vade, mühlet.
demek ----->> bir süre.
demet ----->> demet.
dêmî ----->> kadife.
demîn ----->> vadeli.
deminan ----->> bir zaman(lar).
demjmêr ----->> saat.
demjmêr çend e ----->> saat kaç?
demjmêr pênc e ----->> saat beş.
demjmêra zendê ----->> kol saati.
demjmêrsaz ----->> saat tamircisi.
demkar ----->> mesai saati.
demokrasî ----->> demokrasi
demsal ----->> mevsim, sezon, sömestr.
demsalî ----->> mevsimlik.
den ----->> küp.
dendik ----->> çekirdek
deng ----->> 1.ses, seda. 2.oy, rey. 3.denk, eşit, eşdeğer, muadil.
deng dan ----->> 1.ses vermek. 2.oy vermek.
deng derxistin ----->> ses çıkarmak.
deng kirin ----->> seslenmek.
deng lê kirin ----->> seslenmek.
deng vedan ----->> akis, yankı, aksetmek.
dengbej ----->> şarkıcı.
dengbir ----->> susturucu.
dengdar ----->> sesli, ünlü.
dengdêr ----->> sesli, ünlü.
dengdêra dirêj ----->> uzun sesli.
dengdêra kurt ----->> kısa sesli.
dengegaz ----->> ketum.
dengûbahs ----->> ajans, haber.
dengweş ----->> mikrofon, ahize.
Denîmark ----->> Danimarka.
Denîmarkî ----->> Danimarkalı.
denk ----->> balya.
dep ----->> tahta, kereste.
depîn ----->> ahşap, doğrama.
deq ----->> 1.benek. 2.vücuda yapılan dövme. 3.büyük aşık kemiği. 4.puan.
deqaq ----->> ütü.
der ----->> 1.hariç, dış. 2.yer.
dêr ----->> kilise, manastır.
der kirin ----->> çıkartmak, kovmak.
derabe ----->> kepenk.
deramet ----->> yeşillik, sebze.
derandin ----->> çıkarmak, ihraç, ihracat, ihraç etmek.
deranîn ----->> çıkarmak, ihraç, ihracat, ihraç etmek.
derav ----->> su tevzi yeri.
derb ----->> 1.darb. 2.vuruş, darbe.
derb lêdan ----->> darbe vurmak.
derbar ----->> hakkında.
derbaz be ----->> geçmiş olsun!
derbaz bûn ----->> geçme, aşma, intikal etme.
derbaz kirin ----->> aşırtmak, geçirmek.
derbazbûnî ----->> geçiş.
derbazbûyî ----->> geçen.
derbazî ----->> geçiş.
derbe ----->> darbe.
derbend ----->> derbent, iki dağ arasındaki dar geçit.
derbest ----->> kapalı, mahfuz.
derbider ----->> derbeder, hırpani.
derbûn ----->> yara, sivilcelerin patlayarak cerahatin çıkması.
derbxane ----->> darphane.
derd ----->> dert, gaile, illet.
derd girtin ----->> dertlenmek.
derdekopan ----->> tetanos.
derdest ----->> el altında ele geçirilmiş.
derdest kirin ----->> yakalamak, tutmak, ele geçirmek.
derdestî ----->> görülmekte olma, incelenmekte olan, yapılmakta olma, hemen yakalama, tutuklama.
derdestname ----->> yakalama müzekkeresi.
derdnak ----->> dertli.
dereng ----->> geç.
dereng xistin ----->> geciktirmek, tehir etmek, sürüncemede bırakmak.
derengman ----->> gecikmek, geç kalmak.
derew ----->> yalan, palavra, martaval.
derew gotin ----->> yalan söylemek.
derew kirin ----->> yalan söylemek.
derewandin ----->> yalanlamak, tekzip etmek.
derewkarî ----->> yalancılık.
derf ----->> tulum.
derfet ----->> olanak, imkân.
dergeh ----->> giriş kapısı, büyük kapı, tekke.
dergevan ----->> kapıcı.
dergistî ----->> nişanlı.
dergûş ----->> beşik.
derhûd ----->> kefil.
derhûdî ----->> kefillik.
derhûdname ----->> kefaletname.
derî ----->> kapı.
derî xêvê ----->> bilinç dışı.
derîçe ----->> kapakçık.
deridîn ----->> dertleşmek.
dêrîn ----->> geleneksel, ananevi, eski, asil, soylu.
derince ----->> basamak, mertebe.
derindêz ----->> merasim.
dêris ----->> viran olmuş, talan edilmiş.
derîyê hawarê ----->> imdat kapısı.
derîyê sereke ----->> anakapı.
derizandin ----->> çatlatmak.
derizîn ----->> çatlamak.
derk ----->> çatlak.
derkandin ----->> çatlatmak.
derkenar ----->> ilişikteki not.
derkerina bêhndanê ----->> teneffüse çıkmak.
derketin ----->> çıkış, çıkmak, zuhur etmek.
derketin holê ----->> ortaya çıkmak.
derketin sertext ----->> tahta çıkmak.
dermale ----->> besi hayvanı.
derman ----->> ilâç, derman.
derman kirin ----->> ilaçlamak, pansuman yapmak, tedavi etmek.
derman xwarin ----->> ilaç içmek.
dermanfiroş ----->> eczacı.
dermankarî ----->> pansuman.
dermanxane ----->> eczahane.
dermatolojî ----->> cildiye.
derpê ----->> külot, don.
derpêgore ----->> külotlu çorap.
derpêş ----->> öngörme, göz önünde tutma, aklından geçirme.
derpêş kirin ----->> öngörmek, göz önünde tutmak, aklından geçirmek.
dersal ----->> eski zaman, eski yıllar.
dersik ----->> ibret.
Dêrsim ----->> Tunceli, ve kısmen Sivas, Erzincan ve Elazığ***8217;ı kapsayan bölge.
dersok ----->> yazma.
derûdor ----->> etraf, çevre.
derûnî ----->> iç aleme mensup olan.
derve ----->> dışarı, dışarıda, dış, hariç.
derveşandin ----->> dışarı göndermek.
derveşandinî ----->> ihracat.
derveyî ----->> dışarıdaki, dışla ilgili.
derveyî vênê ----->> irade dışı.
derveyîn ----->> dışarlık.
derwêş ----->> derviş.
derwêşxane ----->> tekke.
derxistin ----->> çıkarmak.
derxistin holê ----->> meydana çıkarmak.
derxistinî ----->> ihracat.
derya ----->> deniz.
deryaberfireh ----->> engin deniz.
deryavan ----->> denizci, bahriyeli.
deryavanî ----->> denizcilik.
deryaya Qezwînê ----->> Hazar Denizi.
deryaya Reş ----->> Karadeniz.
deryaya Sipî ----->> Akdeniz.
derz ----->> çatlak, yarık.
derzî ----->> iğne.
derzî lêdan ----->> iğnelemek.
derzîdeq ----->> toplu iğne.
derzîvan ----->> terzi.
derzîxane ----->> terzihane.
dêse ----->> yabani koyun.
dest ----->> el.
dest avêtin ----->> el atmak, sataşmak, sarkıntılık yapmak, taciz.
dest bi karberdanê kirin ----->> greve başlamak.
dest çirpandin ----->> el çırpmak.
dest dirêjî ----->> tecavüz hırsızlık.
dest girtin ----->> el sıkmak.
dest hilanîn ----->> el kaldırmak, cesaret etmek.
dest jê kişandin ----->> vazgeçmek, feragat etmek.
dest kêşan ----->> el çekmek, feragat.
dest kiş ----->> el çekmek.
dest lêdan ----->> dokunmak, ellemek.
dest pê kirin ----->> başlamak, girişmek.
dest vekirî ----->> eli açık.
dest xistin ----->> edinmek.
destan. ----->> destan
destar ----->> el değirmeni.
destavxane ----->> abdesthane, tuvalet.
destbelav ----->> savruk, savurgan, müsrif.
destbelavî ----->> savurganlık, israf.
destbelavî kirin ----->> israf etmek.
destbend ----->> kelepçe (el için).
destbeste ----->> elpençe.
destbira ----->> sağdıç, kan kardeşi.
destdan ----->> temas.
destdan ser ----->> el koymak, müsadere etmek.
destdirêjî ----->> müdahale.
destdirêjî kirin ----->> müdahalede bulunmak.
deste ----->> 1.buket, deste. 2.takım (ask.).
destê hev girtin ----->> tokalaşmak
destegir ----->> yardımsever.
destek ----->> 1.dayanak, takviye, yardım. 2.arkadaş grubu.
destekdan ----->> desteklemek.
desteng ----->> dar gelirli.
destgeh ----->> atölye, tezgah.
destgehdar ----->> tezgahtar.
destgîn ----->> dizgin.
destgirtî ----->> nişanlı.
desthelatî ----->> yetki, otorite.
desthilatdar ----->> otoriter, yetkili.
desthilatdarî ----->> otoriterizm.
destik ----->> tutamak, kol, kabza, kulp, sap.
destkar ----->> elişi.
destkarî ----->> el sanatları.
destkişandin ----->> feragat.
destmal ----->> mendil, el havlusu.
destmaye ----->> elde kalan.
destnîgar ----->> ressam.
destnîgarî ----->> ressamlık.
destnimêj ----->> abdest.
destnimêj girtin ----->> abdest almak.
destnimêj şikandîn ----->> abdest bozmak.
destnivîs ----->> el yazması, el yazısı.
destpêk ----->> başlangıç, giriş, bidayet.
destpeling ----->> el yordamı.
destpelixî ----->> sakar.
destrêşk ----->> kıskaç.
destşok ----->> lavabo.
destûr ----->> 1.izin, cevaz, rıza, muvaffakat. 2.Zerdüşti dininde ruhani başakn. 3.kanun, köter.
destûr dan ----->> izin vermek, rıza göstermek, muvaffakat etmek.
destûrname ----->> izin belgesi, diploma, ruhsatname.
destûryar ----->> mezun.
destûryar bûn ----->> mezun olmak.
destûryarî ----->> mezuniyet.
destvala ----->> eli boş.
destxet ----->> el yazısı.
destxwîn ----->> eli kanlı.
destxwişk ----->> kadının en yakın kadın arkadaşı.
destyar ----->> cana yakın, sempatik, yardımcı.
dêş ----->> dini müzik, ilahi.
deşt ----->> ova.
dev ----->> ağız.
dev avêtin ----->> laf atmak.
dev jê berdan ----->> vazgeçmek.
devaluasyon ----->> devalüasyon.
devang ----->> tıkaç.
devberedayî ----->> abuk sabuk konuşan.
devbigotin ----->> sözüne sadık.
devbiken ----->> güler yüzlü, güleç.
devcaris ----->> ağzı bozuk.
devdevî ----->> abuk sabuk konuşan.
devdevkî ----->> ağız üstü, yüz üstü.
devênî ----->> münakaşa.
dever ----->> bölge, yöre, havali.
deverî ----->> mahalli, yerel.
deverû ----->> yüzgöz.
devî ----->> çalılık.
devik ----->> kapak.
devîstan ----->> çalılık.
devjenî ----->> ağız tartışması.
devken ----->> güleç, güler yüzlü.
devkî ----->> sözlü, şifahi.
devling ----->> paça, paçalı don.
devok ----->> ağız, şive.
devtî ----->> nişasta.
dew ----->> ayran.
dêw ----->> dev.
dewa ----->> deva.
dewar ----->> sığır
dewara reş ----->> büyük baş hayvanlar.
dêwendam ----->> dev boylu.
dewisandin ----->> bastırmak, basmak, sıkıştırmak.
dewisîn ----->> sıkılmak, sıkışmak, basılmak.
dewl ----->> kuyu kovası.
dewlemend ----->> varlıklı, zengin.
dewlemend bûn ----->> zenginleşmek.
dewlemendî ----->> zenginlik, varlık.
dewlet ----->> devlet.
dewleta dadmend ----->> hukuk devleti.
Dewleta Federe ya Kurdistanê ----->> Kürdistan Federe Devleti.
Dewletên Yekbûyî yên Amerîka ----->> Amerika Birleşik Devletleri.
dewletparêzî ----->> devletçilik.
dewr ----->> devir, dönem.
dewr kirin ----->> devretmek.
dewran ----->> 1.dönem. 2.şans talih
dews ----->> iz, yer.
dewsde ----->> vekil.
dewx ----->> baş dönmesi.
dexel ----->> sahte.
dexelî ----->> sahtekârlık.
dexes ----->> kıskanç.
dexesezar ----->> hırçın, huysuz.
dexesî ----->> kıskançlık.
dexisîn ----->> kıskanmak, kıskandırmak.
dexl ----->> tahıl, hububat.
deyn ----->> borç, ödünç, verecek, borç, veresiye.
deyndan ----->> borç vermek.
deyndar ----->> borçlu.
deyndêr ----->> alacaklı.
deynstandin ----->> borç almak.
dezgeh ----->> tezgah, kuruluş, teşkilat.
dezgehên dewletê ----->> devlet kuruluşları.
dezî ----->> iplik
|